Başlık : APHAZYA FEDAİSİ
İçerik : APHAZYA FEDAİSİ
(Saim Tuç Bic-ra 30.03.2014)

Geçmişten gelen bir anlayış vardır “Vuracak danışmaz” diye. Bu hayati konularda kişinin, kendi iradesiyle kendini çözüme adaması demektir. Ama cemiyette görev alınmaz verilir ilkesi vardı ve bunun adı gönüllülük değil fedailik tir. Dolaysıyla burada bu konuyu, Aşıva orjinli bir Aphazya Fedaisiyle örnekleyelim (1992-1993)

Daha önce, Abhazya’da yaşamayı seçmeyen bu genç İsveç’te yaşamaktadır ama Aphazya olayları patlak verince helallik almak için Ankara’daki baba evine döner. İki ay boyunca babayla oğul arasını dengelemek için zavallı anne çırpınıp durur. Tabii amca, hala ve diğer aile mensupları da dillerini yutmuş gibi hepsi suskun ve mahzundur. Bir akşam bu genç tam giyinik ve hazırlıklı olarak babanın karşısına dikilir: “Ben gidiyorum” diye. Babanın cevabı: “Dönmemek üzere git” olmuştur ve genç çıkıp gitmiştir. Nasıl gitti, hangi imkanlarla ve resmi engelleri, brokrasiyi nasıl aştı bilinmez.

YORUM...
Burada babanın davranışı çok yadırgana bilir ama sorulsa, sen onun yerinde olsaydın ne yapardın diye belkide ayni şeyi yapacağını kabul eder. Fakat bunu evladına söylemeyemez, söylemesine evlat duygusu manidir. Cerkes camiasında, bir anne ve özellikle baba evlatlarıyla sarmaş dolaş görünmüyorsa da evlattan vaz geçilmesi öyle kolay değildir. Karaçay Çerkesten Şıkutu Mikail “Küçük Abaza” (Abaza Çıkun) isimli Aphazyay la ilgili şiirinin şu dört, ön mısrasında bu konuyu gayet güzel belitmiştir:

Bımgurğöen san, mece mece vumçuvun sabe, Sergi sıkacexat, Ğabcergi rızıkıy sınapkoe. Yıjdırxuma ğaokcis ğapş sınalaçaz ğasaba. Ğapsını sıab vuju, yısxçiyd ğavi yeyha haraokkoa.

(Tasalanma anne, gizli gizli ağlama baba, Bende erkek oldum, silahta tutabiliyor ellerim. Hatırlıyormusunuz civciv gibi tozların içinde oturduğumu? Aphazyadayım şimdi, koruyorum onun yüce değerlerini)

Ailede yaşanan diğer bir endişede, evde emaneten kalan, ailesinin tek erkek evladı, gelecek umudu olan, yeni yetme bir delikanlıyı ve başkalarınıda etkileyebileceği, peşi sıra sürükleyebileceği ihtimali idi. Fakat böyle bir şeye fırsat vermedi, işin ucunda ölmekte vardı, yanına kimseyi kabul etmedi.

VEFA...
Meğer bu delikanlı görüşünü önemsediği için olacak, İsveç’teyken kendisine bir amca ve bir ağbi davranan İsmet Kalgay’a mektup yazmış, cevabı sonradan bizim elimize geçti. Elyazısı ve itinayla yazılan mektubun vurgusu şöyleydi: “Atalarının ruhu seni orada bekliyor git dönüşte görüşeceğiz!”

Merhum İsmet Kalgay benimde 60 lı yıllardan tanıdığım Ankara dernek kurucuları ve öne çıkmış isimlere basamak olmuş biriydi. Sekiz dil bilmekteydi, Amerika, Kanada, ahir ömründe de İsveç’e intikal edip orada mütercimlik yapmaktaydı. Kibar, fedakar, vefakar ve fevkalade özenli bir insandı. Bir vefa borcu olarak Merhum İsmet Kalgay’ı Saygıyla rahmetle anıyorum. Malesef arkasında ismini taşıyacak kimseyi bırakmaması üzüntü vericidir. Dünyada katlandığı çilelerin ahiret hayatında mükafatını görmesini dilerim.

Bic-ra Saim 30 Mart 2014 Ank.

Yazar : saim Tuç
[- Sayfayı yazdır - ]
Haberler yazarlarını bağlar. Hiçbir şekilde 6kesek.com sorumlu tutulamaz.