Başlık : Ata Sözleri Üzerine
İçerik : ATA SÖZLERİ ÜZERİNE Ön Açıklama
Eski Çerkeslerin, bu gün bilinmekte olan klasik anlamda okulları, orduları, cezaevleri yoktu. Fakat aydınlanma, bilinçlenme yolları çoktu!... İnsana verilen isim ile gelip geçici olduğu vurgulanmış (Ğücğüs) ve insan bilmekle eşdeğer tutulmuştu (Cıhun)... Tabiat şartları, olaylar; taş, toprak, su, nebatat gibi canlı-cansız çoğu varlıklar dikkatle gözlemlenmiş, onlardan yaralanılmış ve onlardan esinlenerek pek-çok söylemle birlikte bir çok prensipler geliştiril-miştir. Mesela, bunlardan: Toplumsal hayatın iz düşümü sayılan ve "sosyalite" nin temel özelliklerini yansıttığı bilinen "Ata sözleri" ile deyimlerden bir nebze söz edersek: Eski Çerkeslerin hem devşirici olmadığını, hem hayata bakış açılarını, çoğu değer yargıla-rını ve hem de ortak düşünce tarzlarını daha iyi anlamış olacağız.
Yalnız, Toplumun "sözlü hafızası"nın kuşaktan kuşağa aktararak bu günlere getirdiği bazı özelliklerin gölgelenmiş olmasının yanı sıra bazılarının da taşıdığı inceliklerin, tam anlamıyla yazılamıyor olması nedeniyle bilinmediği yada yanlış bilindiği anlamı çıkarılsa da, şunun da dikkate alınması gerekir ki: Her kültürün mazisinden gelen özellikleri: "Ata sözleri ve deyimleri" nde olduğu gibi kendi diline en veciz şekliyle yansıtılmıştır ve fakat dilin, orijinalinden başka dillere çevrilmesi halinde, anlam derinliği kaybolmakta ve genelde vurgu düşmektedir. Ayrıca Ata sözleri yerinde ve sırası geldiğinde kullanılırsa değeri daha iyi anlaşılmaktadır.
Şimdi, burada Aşuwa dilinde ele alacağımız "Ata Sözleri'ni" Türkçe'ye çevirirken "orijinalite" nin kaybolmaması için ve ayni anlama gelen Kaberdeyce benzerlerini de birlikte kullanmayı yeğledik. Bunu yaparken, Çerkeslerin dil ve düşünce akrabalığını işaret etmesi bakımından fayda sağlayacağını düşündük. Sanırız yadırganmaz.
Şimdi! Ata Sözlerinin hepsinin bu kadar mı olduğu düşünülürse? Elbetteki olmadığı aşikardır... Bilindiği gibi Ata sözleri, hemen oturup yazılacak türler değildir. Zaman içinde oluşması gibi, yeniden tesbit edilmeside zamanı gerektiriyor. Onun için bu yazılanlara ileride bulunacaklarda ilave edilmelidir... Halklar arasında kültürleşme yok mudur? derseniz: "Yan-yana duran iki taşın bir birine değmesi" gibi elbette ki vardır. Fakat biz, aldıklarımızdan çok daha fazlasını vermişizdir ve aslının kaybolma-ması için bizim yaptığımız gibi (alfabe uymasa da) her dil kendi orijin şekliyle yazılmaya çalışılmalıdır!...
Aslında doğru algılanacağından emin olsak! Çerkeslerin yaşam özelliklerini birkaç ata sözüyle açıklamak mümkündür. Mesela: "Saygınlığını yitirmiş yaşlının evi mezar-dır." sözü: Çerkeslerin bütün bireysel ve toplumsal hayat tarzını, değer yargılarını, kişilerin birbiriyle olan ilişkilerini, tavır ve davranışlarını hatırlatır. "Kalp misafirinse anlayış evindir." sözü: Misafire duyulan samimi kabulü, İçtenliği, dürüstlüğü, iyi niyete karşı ruhsal farkındalığı akla getirir. Bize göre sevmenin dokunmak olmadığını, Saygının devreye koyduğu mesafeyle sevmeyi nasıl koruma altına aldığını; sevinçte olsun, üzüntüde olsun insanın duygu yoğunluğu içinde boğulmamasını zaafa düşüp ayıp kazanmasını nasıl önlediğini hatırlatır. "Küçüğün olmadığı yerde büyüğün olama-yacağı." nı: Küçük büyüklük taslıyor, havalara giriyorsa; büyüğün ya küçülmesi yada oradan uzaklaşması gerektiğini düşündür-müyormu? "Söyleneni düşün, söylediğini de düşün! Yakışmadığın yere oturma, oturduysan yakış!" uyarısı, bir oturma ve konuşma düzeninin olduğunu, "İnsan gibi oturulamı-yorsa ağaç gibi dikil!" mek gerekliliğini akla getiriyor. "Aptal milletin olmadığı" toplumların ahmak-lığının dürüst, bilgili ve beceri sahibi kimseleri öne çıkaramamaktan kaynaklandığını gösteriyor."Kalp bakmazsa gözün görmeyeceği, Başlar bağdaşmazsa ellerin bir birini yıkamadığı, Eller bir birini yıkamazsa tanışamayacağı, Şansın-kısmetin paylaşılama-yacağı" doğru değil mi?!... Genç büyüğün elini tutup sorduğunda büyük,"Şansın açık, ömrün uzun olsun" diyor. Büyük sorduğunda genç,"Yaşlılığın iyi olsun" cevabında bulunuyor. El öpmek, öpüşmek ve kişileri bey, efendi gibi takılarla çağırmak Çerkes geleneğin-de olmadığına göre: Bu bir bakıma kişiliği önemsemek, abırtıya kaçmamak ve gururla tevazuun bağdaştırılması görüntüsü vermiyor mu?...
A-TA SÖZ-LE-Rİ, ĞA-JAP-KA KOE, PI-SE-LAJ-HER
Aşuwa'ca, Kaberdey'ce ve Türkce:

Yu-dır-ra şa-reb yı-vum-dır-ra laşareb.
Bilgi aydınlıktır bilgisizlik karanlık.

Dı-zep-xu yız-gu-nım-ğü-va yı-faz yı-zı-nım-ğa-lu dapşb.
Okuduğunu anlamayanla yediği yaramayan benzerdir.
Yır-xöe-va vez-kuc, yuv-höe-va-gi vazk-kuc! Vu-a-nım-ğa-lu vum-çan, vu-a-çaz voan-ğal !..
Söyleneni düşün, söylediğini de düşün. Yakışmadığın yere oturma, oturduysan yakış!

Gup-şı-si pı-sa-le zıp-la-hi tıs!
Düşünde konuş bakında otur!

Ğa-ka yı-ney-nım-ğal-ra a-nep yı-geyc-cum.
Şı-har ze-de-mux-me ar ze-rıt-haç-ım.
Başlar bağdaşmayınca eller bir birini yıkamaz.

Ğa-nep yı-ney-mıc-ca-ra gey-be-dı-rum. Ar ze-rımt-ha-çım ze-rı-çar-ım.
Eller bir birini yıkamayınca tanışmazlar.

Çuv-mırb-ğa-va pı-sız yı-guv-zık-rım.
Islanmadan balık tutulamaz.

Ğap-sız cı yıg-zı-koe-çum.
Balığı su boğamamaktadır.

Ğal-ğöe ye-la-ga-re ye-neov-re yı-kın-xüyd.
Değirmen öğütecek şey bulunca döner..

Ğal-ğöe cı nı-ğas-re yı-kın-hüyd.
Değirmenin çarkına su vurunca dönüyor.

Yı-cı-şız cı yı-şiz-ğa-yü bı-ziy yı-be-va-gi ğa-va-se diz-ğa-yid.
Susamışa su nasıl gelirse, insana sevdiği de öyle gelir.

Cı ne-re-lı-yız nış ye-li-dır-ğar-ya?
Suda doğrulan topraktan ne anlasın?

Yeyh-ba-re yız-çı-cız ğa-lı-gaj yı-tıc nı-şın-te-rab.
Saygınlığını yitirmiş yaşlının evi mezardır.
Ğaug dı-vu-se-sıs-tın gun-ğü-re dı-vu-tıcb.
Kalb misafirinse anlayış evindir.

Ğaog nıp-şı-re ğa-la yı-gır-bum.
Kalp bakmayınca göz görmüyor.

Nepşı-tı-nem-xu çea kı-te-şa-rım.
El-in kaldıramadığı ağza sığmaz.

Vu-ğa ka-ga yı-gı-am.
Aptal millet yoktur.

Yı-rı-mu ye-cız-şe-va vu-ğakb.
Varını paylaşanlar bir millettir.

Mu-goe-la ye-be-fu ğa-la reokb.
Yiyeceği için hırlaşanlar köpektir.

Na-sıp-la yeyg-lu vu-ğakb.
Kader akrabalığı olanlar bir millettir

Yır-meov-va yı-gır-zı-tum.
Bulunamayan verilemiyor.

Yız-mem yan-gi di-giz-rı-ses-rım.
Olmayan annesini de misafir edemez. (ağırlayamaz)

Ğa-gum-xa dırç-koe, var-gi çiyx-ça!
Kötüyü met et, kendini de sakın!

Ğa-gum-xa yı-mez-la-ğa-gi dı-gum-xab.
Kötünün neyi olsa da yine kötüdür.

Ğa-bız ğaug dı-ğav-ner-biyd.
Dil yüreğin göstergesidir, (aynasıdır.)

Zı-bız kea-ruv hus-pe-duv gıy-te-kım.
Dili keskin olana kılıç gerekmez.

Ğa-bız yey-ca-re ğa-ha yey-çab, ğac-xa ğa-ha ka-ğab,
ğa-hüs-pe-du ğa-ha cerab...
Dil safradan daha acı, baldan daha tatalı, kılıçtan daha keskindir.

Ğa-rıc-ha yı-bız kea-reb.
Zavallının dili keskindir.

Şer-de yuv-xöe-re şer-de gağ-nı-cum.
Çok söylemekten çok şey çıkmıyor.

Ğa-rey-şe yey-ça-ju-re yı-ro-vid.
Doğru konuşarak bulunuyor.

Ğa-şa-xa yı-çe-nem-xöz ğa-je de-çe-ne-hüyd.
Kösteğin bağlayamadığını söz bağlar.

Ğa-gum-xa yı-bız-gi gum-xab.
Kötünün dili de kötüdür.

Ğa-la sıs gağ-ne-rı-yum.Ham şı-ne kıyl-hur-ım.
Köpek kuzu doğurmaz.

Ça-ja-re yız-şar-du yı-vus meyçb. Pı-sa-le zi-koe-dım yı-oh ma-ças.
Fazla sözü olanın fazla işi olmaz.

Şar-de-la yı-nı-koaz ge-kum, yız-bez viy-ca-ğa!
Çok gezene değil, çok görmüş olana sor!

Yum-xöz yı-nı-rım-xö-re yı-gır-ğa-vam.
Söylediğin söylenmezse duyulmaz.

Yı-ca-ğa-va yım-ğoe yevxıyd. Vup-çar ğoa-şer-ım.
Soran şaşırmaz, yolunu bulur.

Yen-kuc-va yey-sı-va va-sax-çab.
Ayrılırken dövüşenler çobanlardır.

Ğay-xas xı-te yıg-yeys-rım.
Demirciyi soğuk işlemez.

Pı-xız yuv-fe-va vu-ger-çı-vam.
Rüyada yediğin doyurmuyor.

Ku-na-ga yız-mu ku-na-ga yeov-xiyd.
Saygı sahibi olan saygınlık bulur.

Ğam-çı mıç ko-koa yı-na-lam, ğa-vi ko-koa-re yı-gen-ğa-lum.
Ağaçların arasında eğri ağaç yoksa, ona eğrilik yakışmıyor.

Ğan-cı-ra xı-mışkb: Vun-ğad-ri, dun-ğarg, vunp-sız.
İnsan ömrü üç günlüktür: Doğrulduğun, evlendirildiğin, öldüğün gün.

Ğa-sa-biy dı-çuv-va dı-ğad-rı-yid, dı-ğız-va dıp-sı-xıyd.
Çocuk ağlayarak doğuyor, inleyerek ölüyor.

Ğa-ğüc-ğüs yı-xız-gi yı-ni-kaş-tıl-re ğan-şiyd. Cı-hum yı-ce şı-şı-ğup-şi meox.
İnsanın kendi adını unuttuğu da oluyor.

Ğap-sı-sı-re gu-ja-je-re-gi, ğa-şa-re-gi yı-ga-mem; ye-re ye-ne-te-ku vağ-ne-vuyd.
Ecelin ne acelesi, nede üşengeçliği var; kendi istediğinde buluyor.

Ğaoğ bı-ziy-re dı-nak-şa-re yı-ka yey-nır-ğa-liyd.
İyilikle karşılaşan insan iyiliği benimser.

Yı-zım-be-re yız-baz a-çın-şıb-jen a-çım-za (ğamze) yeyirkıyd.
Sonradan görme gündüz öğleyin mum (lamba) yakar.

Ğac-la-kı-las mıç-bı-ğa yı-nems-re ğa-ka ğa-xiyd.
Ağaçkakan çürük ağaca vurmazsa başı ağrır.

Yı-nem-voa yı-şav-va yıç-pa! Mux-me zı-rı-xu çae!
Olmuyorsa olduğu gibi yap!
Vu-zır-ça-va ge-kum vuz-de-çe-va ğakb. Vuz-ğaş-he-ra-ım vuz-deş-he-ras.
Yediren değil kimlerle yendiği önemli.
Yız-gu-nım-ğü-va şer-de dı-nurç-koe-re der-la-giyd.
Anlamayanı fazla övgü delilendiriyor.

Cı-gu yı-am-nu ğac-ğöe yuk-ma-rid.
Kedinin olmadığı yerde fare oynar.

Ğa-ğüc-ğüs yı-bız-la, ğa-çe-de ğa-lım-ha-la yır-dı-riyd
İnsan diliyle, eşek kulaklarıyla tanınır.

Ğa-la-ga ye-kup-siyd, ğa-gub-zı-ğa ye-çip-siyd.
Deli dağıtıyor, akıllı topluyor.

Yır-tız ğa-çı ğa-pıc yı-gep-şı-vam.
Hediye verilen atın dişine bakılmaz.

Ğa-va-se ğöen yı-gır-zum.
Koyunu iki defa yüzmezler.

Yı-rım-be-voa ğac-me yı-gır-şı-vam.Yam-laoğ Bı-la-ne ya-vur-kır-ım.
Görmedikleri keçiyi (Ceylanı) öldürmezler.

Şı ğams-voa ğaog gağ-bıb-rım, pış-ca ğa-va-sa-la gev-rım.
Şimşek çakmadan gök gürlemez, öylesine güzellik olmaz.

Yız-lam-gaz ğa-vus nış ye-ce-na-kıyt.
Başlanmamış işi toprak örter.

Yız-mem yı-gu duvb.
Bir şeyi olmayanın yüreği büyüktür.

Yıuk-ta-la yı-ğay-gu yım-go-la yız-gaz.
Boynuyla getirip karnıyla götüren.

Yı-vu-mem var-ka-giyd.
Olmayan şey aptallaştırır.

Çuv-re yı-zım-dı-ru yı-ka pır-çiyd.
Ağlamasını beceremeyenin başı kırılır.

Ğaş-xa-gi cı-xa ne-lac-ra yı-ğan-şiyd. Bı-ja-mi fov şı-şı-ça me-ox.
Arının da balının eksildiği olur.

Ğay-xa goa-re yız-mu, gu-rı yı-nic-ri ye-viyd.
Demirden kalesi olanın, iğneye ihtiyaç duyduğuda oluyor.

Yı-vu-mem-la vum-gur-ğöen, yı-vu-mu-la çuv-mırb-ğan!
Yokluk nedeniyle tasalanma, varlığınla çürüme!

Yı-vu-cız xapş-xiyd. Vi-mı-ar dı-şa me-ox.
Eksilen, kaybettiğin, bulunamayan altın oluyor.

Yı-vu-cız vu-ne-xım-ce-re xapş-xiyd.
Ulaşılamayan, eksilen şey altın olur.

Kam-bış ğıç-gi gu-rı ğıç-gi ze-kıb.
Manda çalanda iğne çalanda aynidir.

Ğıc-ğü ğaş dı-keak-rım.
Hırsızı kapı tutamaz.

Ğap-sı-re yız-bez ğa çı-mez-ğü-re dı-geç-şum.
Ölümü gören hastalıktan korkmaz.

Ğap-sı-re-gi ka-ce-re ye-lab.Le-n-ğa-mi lı-ğa hels.
Ölmede de erdemlilik vardır.

Yı-kı-nımh-va ğal-ğöe cı nı-ğas-ra yı-kın-xüyd.
Dönmeyen değirmenin çarkına su vurunca döner.

Ğa-je çı-kun çar-taek yı-sov-ze-kün yıs-xüş zek-gi yı-sov-rın.
Ba-je cı-kum zı-tı-sı-pe sı-ğoe-ta-te-me jıs-ın zı-goe-ri sı-ğoe-tınt, jı-as.
Küçük tavşan oturacak yer bulsaydım söyleyecek bir şeyde bulurdum, demiş.

Vu-ças-te vu-nı-rım-be-ra vu-gıl-te çı-du-mır-ben !
Vuz-dı-şı-sım vuk-şam-la-ğum vu-te-gu zom-ğa-la-ğoe!
Otururken görülmüyorsan ayağa kalkıp ta görünme!)

Vuzb-jaz yı-koe van-çalxt !
Seni eğitenin, yetiştirenin kucağına oturasın !

Ğa-be yı-cu danb.Na-nem çı-ğur na-nes.
Dedenin yanındaki nenedir.

Vuz-çız-tu dı-vah-beb.Kov-ger vi-na-xıjs.
Çağıran büyüğündür.

Ğayc-be dın-kuz-ga-va dah-beb.
Küçüğü taşıyan büyüktür.

Ğap-sa-re tınç-re ğacb.
Yorgunlukla rahatlık beraberdir.

Vu-zır-ça-va ge-kum vuz-de-çe-va ğakb.
Vuz-ğaş-he-ra-ım vuz-deş-he-ras.
Yediren dğil kimlerle yendiği önemli.

Ğa-gum-xa şer-de dı-nurç-koe-re der-la-giyd.
Kötüyü fazla met edersen delleniyor.

Gum-xa-la yağ-vuş-te-lu bı-zıy-la vu-yış-tal!
Sana kötülük yapana sen iyilik yap !

Gum-xa-la yağ-vuş-te-lu bı-zıy-la dı-şı!
Ardına kötülükle düşeni iyilikle öldür!

Vu-ğaz-şı-vaş yı-a-nır-te yı-vum-dı-ru vu-yımş-te-lın!
Düşmanının bulunduğu yeri bilmeden ardına düşme)

Ğa-vak yı-ğıçız ğa-mış de-koe-çiyd.
Gece çalanı gündüz boğar.

Şer-de yız-ri-yiz ğan de-rı-ğap-siyd.
Doğurganlık anneyi yoruyor.

Ğa-meyç bı-ziy-re pış-ca-re şer-de yağ-ne-giyd.
Küçük iyilikler büyük güzellikler getirir.

Ğac ğaş-te ye-re ğav-xid.
Su akacağı yolu kendi bulur.

Yık-şuş dıg-ca-ğa-voam.Voe-nur ken-geş-ım.
Vuracak danışmaz.

Ğa-cı şer-de vu-ne-lapş-re şı ye-lov-biyd.
Pı-sım koed-re vu-hep-le-me lhı ho-la-ğoe.
Suya çok bakınca içinde kan görülür.

Ğa-cı çı-kun-koe ye-ney-lal-re cız duv-xıyd.
Küçük sular birbirine karışınca nehir oluyor.

Yı-vum-dı-ru yum-höen, yuv-höez yum-ça-xın!
Bilmediğini söyleme, söylediğini gizleme!

Vuz-çız-tu pı-sı-res-tın-gi vu-yız-ce!
Ucunda ölüm olsada çağırana git!

Ğa-sış cis çı-kunk yağ-nar-bı-biyd.
Çığ'ı küçük bir kuş harekete geçirir.

Ga-re yı-zırç-pe-te nı-şın-te-ra yı-zı-mır-jız yı-gı-am
Beşiği yapılıpta mezarı kazılmayan yoktur.

Ğü-ze bı-zi-yi mu-ğoeb-ziy ve-kım-cın!
İyi arkadaş bildiğinle iyi yoldan şaşma!

Şer-de vunes-re ğay-xa-gi pıçiyd.
Çok dövünce demirde kırılır.

La gum-xa yı-gef-rım ver-gi yı-go-rıf-rım.
Kötü köpek ne yer nede sana yedirir.

Ğab-ga yaç-şu ğa-mıç yı-ğaç-pı-lıyd.
Tilkiden korkanın önüne ayı çıkar.

Ğa-mıç, ğa-kuc-me re-ha gub-zı-ğa cey-şid.
Ayı, kurdu daha akıllı sanır.

Ğa-ğüc şer-de dın-şa re yı-goabj-gi deç-şıyd.
Çok korkan insan kalp atışlarının sesindende korkar.

Ğaş-ten-çı ğa-ka-ga yı-nep-la yı-dır-kıyd.
Aptala yılan eliyle tutturulur.

Ğa-ka-ga şer-de dı-vurç-koe-rı-kun der-la-giyd.
Aşırı övgü aptalın dellenmesine neden olur.

Not: Bu kısa derlemeden anladımki "ata sözü yazmaktan"
makale yazmak çok daha kolay ve tarih yazmaktanda zor!
Çünkü oluşumuyla ilgili ne bir bilgi nede belge var. Başka
bilinenlerin ilavesiyle zenginleştirilmesi gelecek açısından
faydalı olacaktır, unutulmaması gerekir...


Yazar : Bic'ra Saim TUÇ
[- Sayfayı yazdır - ]
Haberler yazarlarını bağlar. Hiçbir şekilde 6kesek.com sorumlu tutulamaz.