Başlık : KFD III.Genel Krl Yapılan Temenni konuşması
İçerik : Kafkas Dernekleri Federasyonu
III.Genel Kurulunda Yapılan Temenni konuşması:
Sayın Divan ve Değerli Hazirun
Hepinizi gönülden muhabbetle selamlıyorum.

· Hocaya demişler ki: “Konuş!” Konuşayım amma ne konuşacağımı biliyormuşsunuz? Bilmiyoruz cevabını alınca; “bilmediğiniz şeyi niye konuşayım” demiş; biliyoruz demişler; “bildiğinizi neden tekrar anlatayım” demiş; bir bölümü biliyoruz bir bölümü bilmiyoruz diyince; “o zaman bilenler bilmeyenlere anlatsın” demiş... Onun gibi: Buraya toplananların çoğu dağıldığına göre; burada konuşulanları duyanlar lütfen duymayanlara anlatsınlar…

· Sayın G. Başkan Cihan Candemir açış konuşmalarında geçmişin, daha da derinlikleri olan güzel bir analizini yaptılar. İçe ve dışa dönük, yapılması gereken, önümü-ze güzel hedefler de koydular. Bunlara hiç kimsenin bir diyeceği olamaz. Dolaysıyla başta Sayın Başkan olmak üzere, yönetim kuruluna önceki çalışmaları ve hizmet-leri nedeniyle takdir ve teşekkürlerimi belirtmek istiyorum.

· Abazaların (Vu-ğa ka-ga yı-gı-am) Aptal millet yoktur anlamında bir ata deyimleri var.. Toplumların aptallığı, akıllı ve yetenekli insanlarını öne çıkaramamakta yatar. Dolayısıyla yapılan konuşmalardan, geleceğimiz açısından hayli umutlandım; tüm konuşmacılara teşekkür ediyorum.

· Sayın Candemir konuşmasında birazda ilgisizlikten bahsettiler… Benimde konuşmam bu yönlü olacak. Fakat biraz daha farklı bir açıdan ve ufak bir espriye dayanan farklı bir yaklaşım olacaktır…

· Abhazya zaferinin 14. yıl dönümü nedeniyle yapılan bir slayt gösterisin de, halkımızın ne kadar eski olduğu şu sözlerle vurgulanmak isteniyordu: “İsterseniz NUHA sorun, oda ADEM’E sormuşsa bilir” Afaki de olsa bu, ne kadar güzel bir yaklaşım; ne kadar da hoş, pratik bir anlatım!... Bu sözün belirleyicilerinin gençlerin olması icab-eder onlara teşekkür ediyorum.

· ĞA-DAM, Adıgece Baba olan, hem de ÖTE ve ÖTEDEN anlamına gelir. NUX ise benim ana lisanımda TOPLAYICI demektir... Şimdi bu Adıgeler tuttu kendilerini bendende daha eski zamanlara taşıdılar!.. Bu kabul edilir gibi değil ama ne yapalım ki: Çoğunluğun azınlığa hükümran olduğu bir demokratik ortamda yaşıyoruz; fazla ileri gitmemek ve tabi olma zorunluluğumuz var.

· Bu espriye şunu da ilave etmek istiyorum, zira ana lisanımdan dem vurdum fakat ne olduğunu söyleme-dim! Adamın birine sormuşlar: “Abaza olmasaydın ne olurdun” diye; oda: “MAHCUP OLURDUM” demiş!.. (Ben Abazaların Baskxağ diyalektiğini konuşan biriyim ve pek de mahcup oluyorum sayılmaz) Bu nevi espriler, birbirimize takılmamız toplumumuzun ve fertlerinin birbirine olan samimiyetinden kaynaklanır ve sosyo/kültürel renktir. Rahmi kardeşimiz bunun ehillerinden biridir bırakılmaması gerekir.

· İşte bu bahsedilen Nuh ile Adem arasındaki dönem de yaşamış olan bizim eski atalarımız: (Şimdi bizlerin başlatmak üzere olduğu, geçkinlerimizi tek başına bırakmak, yada huzur evine kapatmak gibi:) Onlarda, hareket kabiliyetini yitiren yaşlılarını “ölüm çukuruna bırakılarmış” bu usulü terk ettikten sonra da, kuş tüyüyle sarmalayıp bir selenin içinde yükseğe, raflara koymaya başlamışlar. Bunların olduğu yerde yapılan toplantı ve konuşmalarda; hata ve yanlışlar olunca dayanamaz: “Olmaz, olmaz, öyle olmaz” diye, bulundukları yerden kısık sesleriyle müdahalede bulunurlarmış…

· Onun gibi, seleliğe namzet olan bizlerde,(nasıl olsa akranlarım burada yok rahat konuşabilirim) zaman, zaman bir şeyler anlatmadan rahat edemiyoruz.. Onun için Şimdi, günümüzde dilden hiç düşürülmeyen: “Sevgi, Saygı ve Demokrasi bize göre nasıldır?” konusuna bir nebze değinmek istiyorum:

· Bilindiği gibi SEVGİ: Dillendirildikçe zayıflar, dokundukça zedelenir, aşırılığı zaaftır çirkinleşir. Bizde sevgi dillendirilmez, HİSSETTİRİLİR. Sevgi saygının koruması altındadır dokunulmaz ve bayağılaştırılamaz-dır. Saygı, sevgiden uzak durmak değildir. “Bizde el öpmek, sarılmak, öpüşmek ne saygı ne de sevgi gereğidir.”

· SAYGI, kişi ve kişiliği önemsemek, değer vermek; verilen bu değeri tutum ve davranışlara yansıtmak suretiyle hayata uyarlanmasıdır. Bizim bu konudaki duyarlılığımız hayli ayrıntılı olduğu için burada ele alınacak gibi değildir!…

· DEMOKRASİ İse: Bireyin bağımsızlığını esas almaktadır.. Yalnızlaştırmak suretiyle zayıflatarak, kendi ideolojisi paralelinde kullanır… Meşru, gayri meşru gurupların doğması; Cemiyet ve Cemaatlerin oluşması bundan değimlidir?..

Yalnız kalan kişi, yalnızlığını birileriyle paylaşmak ister. Kendisi gibi birileriyle bir araya gelerek bir güç oluştur-mayı, o güç üzerinden hem kendini ifade etmeyi ve hem de kapışılan nemadan daha fazla yararlanmayı hedefler…

· Dolaysıyla bizler: “Bir Saygı Toplumuyuz” Hak, hukuk gözetiriz; Hatır, gönül sayarız… Demokrasinin “Hak verilmez alınır” ilkesi bize terstir!...

Yaşadığımız bunun gibi yığınla tersliklerin etkisiyle ve
fikir karmaşası içinde Bir çok değişikliğe uğradık!.
Dolayısıyla şimdi iki türlü Çerkes’lik yaşamaktayız:

1-Dernek Çerkesciliği 2-Cemaat Çerkesciliği.

Biri devlet nizamına göre genelleşmeyi sergilemekte;
diğeri geleneksel yapıdan gelen alışkanlıkları sürdür-
meye çabalamaktadır..

· Ayrışan derneklerin bir araya gelmesi, birlikte hareket etmesi elbetteki önemlidir. Fakat daha da önemlisi, Derneklerin halkıyla, toplumuyla bütünleşmesidir.. Bu bütünleşme sağlanamadığı takdirde derneklerin fazla ilgi ve destek göreceği beklenmemelidir.

Toplumsal duyarlılığı olanların bu bütünleşme konusunu ciddiye alacakları ümidiyle bu hatırlatmayı yapma ihtiyacı duydum.. Çözüm-çare üretmek, küçüğü büyüğüyle ayrımsız! Topluma karşı sorumluluk taşıyan ve duyan herkese dönük olması icap eder!...

· Toplumsal sorunların daha sağlıklı biçimde ele alınabilmesi için,
· Toplumsal değerlerin ve imkanların daha iyi ve ileriye taşınabilmesi için,
· Toplumun, geleceğin getirilerine daha hazırlıklı olması ve güvenle bakabilmesi için, Bu bütünleşmenin önemini tekrar dikkatlerinize sunarken!

Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum ve Bu güne kadar camiamıza hizmet etmiş herkese takdirleri-mi sunuyor, ölenlerimize rahmetler diliyorum. Yeniden seçilen yönetim kuruluna da başarılar temennimle birlikte toplumun beklentilerini karşılamaya muvaffak olacaklardır inşallah, ümidimi belirtmek istiyorum. Saygılarımla.

Bıc’ra Saim Tuc
02 Aralık 2007 Ank.
Yazar : BIC'RA Saim TUÇ
[- Sayfayı yazdır - ]
Haberler yazarlarını bağlar. Hiçbir şekilde 6kesek.com sorumlu tutulamaz.