Başlık : NASIL ADIGE OLUNUR
İçerik : “Nasıl Adıge olunur” sorusunu kendi kendimize sorarsak: Bunu sağlıklı biçimde cevaplayabilmemiz için, önce mesleki sıfatımızdan sıyrılmamız, sonra etkisinde kaldığımız yabancı yargılardan uzaklaşmamız, daha sonra da içimize dönerek özümüze bakmamız ve onunla konuşmamız gerekiyor!....

Yaradılışta hiçbir insanın diğer bir insana üstünlüğünün olmadığı malum! Fiziki anlamda da insanları ayrıştıran, rengin dışında fazla bir şeyin olmadığı görülüyor.. Sadece insanın içine doğduğu ortamdır avantajı da dezavantajı da, farklılaşma da burada başlıyor…

İnsanlığın ilk atası sayılan Hazredi Adem dışında düşünürsek: Bizim ilk atalarımızın ne zaman, hangi şartlarda ve ortamda dünyaya geldiğini, imkanlarının neler olduğunu bilemiyoruz! Bildiğimiz tek şey Atalarımızın Kafkasya’nın otokton halkı olduğu ve Kafkasya coğrafyasıdır... Bu coğrafyanın sunduğu imkanlar ve onun üzerinde yaşanmış olan olayların etkisiyledir soyumuzun temel karakterinin, hayat tarzı ve yaşam felsefesinin oluşması. Bilinmeyen dönemlerde, tarih öncesinden başlayan bu oluşum, kuşaktan kuşağa aktarılarak bu günlere gelinmiştir. Bu “GELİŞİM” yanlışları ve doğrularıyla yeterince bilinmeyebilir, bazılarınca gelişmemiş iptidai bir hayat tarzı olarak da görülebilir; fakat, bu bizim soyumuzun geçmişidir, gelişimidir! Bizi ilgilendiriyor olması gerekmez mi?...

Eğer kendimizi bu gelişimin bir mensubu ve parçası sayıyorsak,
“Nasıl Adıge olunur” sorusunu, bu günkü geldiğimiz noktadan geriye bakarak, konuyu şu pratik yaklaşımla cevaplayabileceğimizi sanıyorum: Sadece oyun oynamakla, dili konuşmakla değil, onlarla birlikte: “Dilin anlamı ve algılanışıyla uyumlu davranış biçimlerinin yanı sıra, önceden konmuş kurallara uymak suretiyle daha düzgün Bir Çerkes, Adıge olunabileceğini düşünmekteyim” Bu kurallardan bazılarını kıssaca ata deyimlerimizle belirleyecek olursak:

(Ju ga-le neax kam-na-mi XA-SE meox.)
(Vi-vu-ne şız-ğa-si, xa-sem ğap-höe-du koe!)
(Gup-şı-si p-sa-le zıp-la-hi tıs!)
(Vuz-dı-şı-su vu-kız-dam-la-ğum vu-te-gu zom-ğa-la-ğoe!)
(Ne-xı-ça zı-dı-şı-mı-am ne-hıj şı-a-ım.)
(Ko-ger vi-ne-xıjs.)
(Cıux ğa-sa zı-ra-cı-hur yı-şı-sı-ka-ras.)
(Lhı hoe-du vu-şım-sı-fım jıy hoe-du ze-fat!)
(Çah zımıçar çahınşas.)

Devrik kuru ottan gayri bir şey kalmadıysa da meclis olabileceğini;
Evinde kendini eğittikten sonra meclise öyle gidileceğini;
Meclise gidildiğinde bakınıp oturulması, düşünüp konuşulması gerektiğini;
Oturduğun yerde görülmüyorsan ayağa kalkıp ta görünmemeyi;
Küçüğün olmadığı yerde büyüğün olamayacağını bilmekle:
Seni çağıranın büyüğün olabileceğini;
Eğitilmiş insanın oturuşuyla bilindiğini,
Erkek gibi oturulamıyorsa ağaç gibi dikilmek gerektiğini,
Saygıdan anlamayanın Saygınlıktan yoksun kalacağını bilmekle ve bütün münasebetlerin SAYG I çerçevesi içinde nasıl tutulacağının anlaşılması ve şuuruna varılmasıyla mümkün olabilecektir.

Bizim basit tarzda ele aldığımız bu konu, ehil olanlarca, daha da
Detaylandırılırsa hepimiz için yararlı olacağı muhakkaktır.

Bıc’ra - Bıj’he ST.
26/01/2006


Yazar : BIC ' RA Saim TUÇ
[- Sayfayı yazdır - ]
Haberler yazarlarını bağlar. Hiçbir şekilde 6kesek.com sorumlu tutulamaz.