Başlık : MUCİZE
İçerik : MUCİZE

Kur-an az kelimeyle çok mana ifade sergileyen, taşıdığı hükümlerle insan aklına geniş kapı açan, prensipleriyle hayata açıklık ve sadelik getiren, AllahR17;ın varlığını ve birliğini en üstün bir anlatışla ifade eden, ruhlardaki sedefi usta çekiciliğiyle kırıp içindeki iman cevherini meydana çıkaran Allah sözüdür.
Kur-an lafzıyla ve manasıyla ilahidir. Sözündeki kudret büyük bir mucizedir ve insan gücünü aşmaktadır. İnsanların dünya ve ahret hayatını düzene koymak, yaratanı bize tanıtmak, kulluk görevlerimizi öğretmek için indirilmiştir. Bu bakımdan kur-an onun sonsuz ve sınırsız sözlerden bir damla olduğu halde, onu gereği gibi açıklamak adeta beşer kudretinin dışındadır.
Kur-an yalnız insanların ve milletlerin sosyal, ekonomik, siyasal hayatlarına yön veren bir kitap değil aynı zamanda ruhlara sevinç ve kalplere canlılık veren bir iksirdir. Kuran bütünüyle bir nur; yani gönülleri, vicdanları ve kafaları aydınlatan, yol gösteren mükemmel bir rehberdir. Bir benzeri ne yazılabilmiştir nede yazılabilir. Çünkü beşer kalemi ilahi kaleme erişemez. Bu mümkün değildir. Allah sözü Allah kadar yücedir. Beşer sözü beşer kadar fani ve geçici, aynı zamanda da noksandır.
Kur-an çok yönlü bir kitaptır. İnsana ışık tutacak, yol gösterecek, aklını harekete geçirecek, vicdanlarına seslenecek her bilgiyi kendinde taşımaktadır. Kısaca insan hayatının planını kusursuz biçimde getiren bir rehberdir. İçi açık belgelerle, mucizelerle doludur. Bu kitabı ilim ve insaf gözüyle okumayan kimselere, başka mucizeler getirmeye gerek yoktur. Çünkü bir yararı olmaz. En büyük mucize önünde durduğu halde onu anlamaz.
Hz. Muhammed a.s. ümmi (okur-yazar) olmayan bir peygamberdi. Yaptığı büyük inkılâp, getirdiği yüce kitap ve neşrettiği din onun en büyük mucizelerden biridir. Bütün bunlar OR17;nun Allah tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğuna delil, belge ve kanıtlar bin beş yüz yıl önce ilme ve ilim adamına ışık tutacak ana fikirleri sunması, en mükemmel bir hukuki sistem ortaya koyması, hayat kanunlarını en mükemmel şekilde tanıtması, fizik ötesinden haber vermesi düşünebilen akıl sahipler için yeterli delil değil midir?
Kur-an, başta Hz. Peygamber olmak üzere inanan bütün insanlara OKU emrini vermekte, dünya ve ahretin ancak okuyup öğrenmekle elde edilebileceğine işarette bulunmaktadır. Ayrıca okumayı mümkün olduğu ölçüde karşılıksız öğretmeyi ilham etmekte zengin-fakir, hür ve köle herkesin bu nimetten yararlanmasına imkân sağlanması dolaylı biçimde emredilmektedir. (Oku; Rabbin karşılıksız iyilik ve ihsan sahibidir) (96/3) ayeti üzerinde bu açıdan durmamız gerekmekte, ilahi muradı anlamaya çalışmamıza kapı açılmaktadır.
Kur-anR17;ın nasıl bir kitap olduğunu anlayabilmek için onu okuyup iyi araştırıp incelememiz ve üzerinde derinden derine düşünmemiz gerekiyor. (Kur-anı iyice araştırıp üzerinde düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpler üzerinde kilit mi vardır?) (47/24) ayetle bu hususu hatırlatıyor. Araştırmadan anlamak mümkün olmayacağı gibi, incelemeden üzerinde düşünmeden hüküm vermek de o nispette hatalıdır. Çünkü Kur-an okunup anlamak, anlaşılanla amel etmek üzere indirilmiştir.
Kur-an bilgisizliğe yeşil ışık yakan bir kitap değildir. O daima esas ve prensiplerini perde perde yansıtırken ilme, ilim adamına, akla ve sağduyuya seslenir. İlim adamına araştırmaya davet edip kendisinin hak olduğunu ispata imkân verir. Bu bakımdan kur-an esaslarının inatçıların kalbinde bir ışık olması çok zor ve bazen imkânsızdır. Çünkü zulüm bilgisizlik ve inatçılık kılıfına girince kutsal hiçbir şey tanımaz, faziletten yana da adım atmaz
Kur-an on beş asır önce verdiği haberler, araştırmalar derinleştikçe, buluşlar ortaya çıktıkça, gerçekler tespit edildikçe daha rahat anlaşılıyor. Örneğin; Güneş ve AyR17;ın her birinin kendine ait yörüngede hareket ettiği, ayın güneşten ışık alıp yansıttığını, güneşin ışık ve enerjisinin kendi bünyesinde taşıdığını açıklamıştır. Ay ve Güneş üzerinde ciddi hiç bir araştırma yapılmamış bir çağda, bir insanın bunları söylemesi düşünülemez.
Asırlar geçtikten ve astronomi üzerinde ciddi araştırmalar yapıldıktan sonra Kur-anR17;ın bu haberi anlaşılmıştır. Güneş ve ayın hesapla, yani matematikle ilgili bulunduğu, Kur-anR17;ın haberidir. İlim, bize her ikisinin de ancak matematiksel ölçülerle bilinebileceğini ortaya koymuş ve Kur-anR17;ın doğruluğunu ispatlamıştır. Kur-an, yine bize; (Dağları yerinde sabit hareketsiz görüyorsun. Oysa o bulutların akıp geçtiği gibi akıp geçmektedir.) diyerek kapalı bir anlatımla dünyanın durmadan döndüğünü haber vermiştir. İlmi araştırmalar bunu doğrulamıştır.
Kuran, yerlerin, göklerin tek bir parça olduğunu sonradan bölünüp parçalandığını ve bu günkü duruma geldiğini haber vermiş, düşen meteorlar üzerinde ve son olarak ay üzerinde yapılan araştırma ve inceleme aynı elementlerin onlarda da bulunduğunu, hepsinin önceleri tek parça halinde olduğunu ortaya koymuştur.
Göklerin ve yerin uyum halinde tam dengede ve plandaki yerine ve gayesine göre yaratıldığına, yıldızın ve her sistemin kendisine has bir yolu yani yörüngesi bulunduğu, gecenin gündüze gündüzün de geceye dolanması, yerin yuvarlak olduğu, hem kendi ekseni hem güneş etrafında döndüğünü, her canlı sudan yaratıldığı hükmü, biyolojide ana tema olarak kabul edilmiş ve bütün araştırmalar da bunu doğrulamıştır.
Kur-an, kökleri kalbin derinliklerine inmiş, tadı hücrelere kadar sızmış imanın dokuz feyizli ürününden bahsediyor.
* AllahR17;ın kudretinin yüceliğini düşünüp OR17;na şükretmek.
* AllahR17;ın koymuş olduğu dini sınırları korumak.
* İşlerinde, olaylar karşısında gereken tedbiri aldıktan sonra AllahR17;a güvenip dayanmak. Çünkü Allah, yegâne güven kaynağıdır.
* Dinin saydığı günahlardan kaçınmak. Bu; nefsi terbiye edip disiplin altına almanın ölçüsü, şeytana uymamanın belirtisidir.
* Edep ve terbiye dışı her söz ve davranıştan uzak kalmak. Bu; insan olmanın ahlak yolu AllahR17;a kul olmanın alametidir.
* Sinirlendiren, öfkelendiren olaylar karşısında kendine hâkim olup öfkeyi yutmak, öfkeye sebep olanı bağışlamak. Bu; Allah sevgisini bütün sevgilerin üstüne çıkarmanın, böylece kâmil insan olmanın ölçüsüdür.
* AllahR17;ın çağrısına olumlu cevap vermek, ezan okununca namaz kılmak, Ramazan gelince oruç tutmak, senesi dolunca zekât vermek yine vakti gelince hac etmek, dinin haram kıldığı şeylerden kesinlikle kaçınmak ve diğer bütün emir ve yasakları titizlikle uygulamak anlamına gelmektedir.
* Namazı dosdoğru kılmak. Onu vaktinin dışına çıkarmamak, büyük bir zevk, içtenlikle bir aşk ile yerine getirmek. Vakti girince onu alım-satıma diğer dünyevi işlere tercih etmek gibi yüksek hasletleri kendinde toplamayı ilham eder.
* Sağlanan kazancın bir kısmını Allah rızası gözetilerek lüzumlu yerlere, hayır kurumlarına, zayıf unsurlara, ülke yararına harcamak sosyal adaletin gereği Müslüman olmanın tezahürüdür.

İsmet Boran
Yazar : İSMET BORAN
[- Sayfayı yazdır - ]
Haberler yazarlarını bağlar. Hiçbir şekilde 6kesek.com sorumlu tutulamaz.