Başlık : Hac İbadeti
İçerik : HAC İBADETİ

Hac, sözlükte “kast ve niyet” manasına gelir. Istılahta ise hac, muayyen yerlerin belirli zamanlarda, belli amel ve hareketlerle ziyaret etmeye verilen isimdir.
Hac, İslam dininin beş temel esasından biridir. Hicretin 9. yılında farz kılınmıştır. Hem mali hem de bedeni bir ibadettir. Bu ibadet, ergenlik çağına gelmiş, akıllı, sağlıklı, hür ve gücü yeten her Müslüman’a farzdır. Yüce Allah Kuranı kerimde “Gücü yetip de, oraya ulaşabilen insan Allah için Beytullah’ı (Kâbe’yi) hac etmesi gereklidir.” (Ali İmran 3/97) buyurmaktadır.
Müminlerin gayesi, Allah’ın rızasına ermektir. Onları bu gayeye ulaştıracak amellerden biri de hac ibadetidir. Nitekim Hz. Peygamber (sav), bir hadisi şeriflerinde “Günahtan ve noksanlıklardan uzak makbul bir haccın karşılığı ancak cennettir” (Riyazü’s-salihin) buyurmuştur.
Hac, bir İslam şurasıdır, dünyanın dört bir yanında yaşayan renkleri, ırkları, dilleri, kültürleri ve adetleri farklı binlerce Müslüman hac sayesinde bir araya gelir. Nitekim Resulü Ekrem (sav)’in insanların yaratılışı ile ilgili verdiği şu haber, meselenin kavranmasını kolaylaştırır: “Allahu Teâlâ, Hz. Âdem (as)’i yeryüzünün her tarafından aldığı topraktan yaratmıştır. Bu sebeple Âdemoğullarının alınan toprak ölçüsünde bir kısmı siyah, bir kısmı sarı, bir kısmı beyaz ve bir kısmı da bunların arasındaki renklerdir. Bir kısmı yumuşak, bir kısmı da serttir. Ey insanlar! Rabbiniz birdir, hepiniz Âdem (as)’ın çocuklarısınız, Âdem (as) ise topraktan yaratılmıştır” buyurmaktadır. Bu bağlamda her mümin, hac ibadetini bir arada yapmanın ve tevhit inancına sahip olmanın mutluluğuna erer.
Hac, bir Müslüman’ın malını ve canını Allah rızası için feda edebileceğini gösteren büyük bir kulluk göstergesidir. Günlük giysilerini çıkartarak ihrama giren bir mümin, dünyanın geçici olduğunu, makam, mevki gibi bütün varlığı burada bırakacağını, ahrete sadece kefenle gideceğini yaşayarak hisseder. Manevi duyguları doruk noktasına ulaşır. Diğer bütün müminlerle birlikte hep bir ağızdan; “Lebbeyk, Allahümma Lebbeyk!” (Buyur Allah’ım davetine uydum, emrine amadeyim, senin eşin ve ortağın yoktur) anlamına gelen “Telbiye”yi okur. Yüce Rabbinden af ve mağfiret diler, aynı şekilde Kâbe’yi tavaf ederken, Arafat’ta Vakfe yaparken kendisi, aile fertleri ve tüm Müslümanlar için dua eder. İşte bu coşku ve heyecanla gözlerden akan yaşlar günahlara kefaret ve ruhlara şifa olur.
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) “Kim Allah için hac eder de bu sırada kötü söz ve davranışlardan sakınırsa (kul hakları hariç) annesinden doğduğu gün gibi (temiz ve günahlarından arınmış olarak evine) döner” (Buhari ve Müslim) buyurarak haccın günahlara kefaret olacağını açıklamıştır.
Maddi ve manevi çeşitli sıkıntılara katlanarak hacca giden bir müminin kötü söz ve davranışlardan uzak durması gerekir. Hacca gitmeden önce, mümkün mertebe bu ibadetin adabı ile birlikte esaslarını ve orada hangi fiillerin cezayı gerektirip, hangilerinin haccı ifsat edeceğini öğrenmelidir. Bu mübarek yolculuğa çıkan bir mümin, sabırlı ve hoşgörülü olmalıdır.

İSMET BORAN
Yazar : İSMET BORAN
[- Sayfayı yazdır - ]
Haberler yazarlarını bağlar. Hiçbir şekilde 6kesek.com sorumlu tutulamaz.