Başlık : Zekât İbadeti
İçerik : ZEKÂT İBADETİ

İslam’ın beş temel esasından biri olan zekât, hicretin ikinci yılında Medine’de farz kılınmış olup, belli özelliklere sahip malın bir kısmının Allah rızası için belirli kişilere verilmesi demektir. Yüce Allah “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin” (Bakara:43) Ayrıca Peygamberimiz (sav) “İslam beş esas üzerine kurulmuştur. Allahtan başka ilah olmadığına, Muhammed’in Allah’ın resulü olduğuna şahadet etmek, namazı kılmak, zekât vermek, haccetmek ve ramazan ayında oruç tutmak” buyurmaktadır.
Zekâtın önemi;
Zekât; Kur’an-ı Kerim ve hadislerde çok defa namazla birlikte zikredilmektedir. Yüce Allah, hidayete ermenin ve ahirette müjdelenen mükâfata nail olmanın namaz ve zekâtla olacağına işaret etmiştir. Kur’an-ı Kerim’in namazı kılan, zekâtı veren ve ahrete kesin olarak inanan müminlere müjde ve hidayet rehberi olduğunu haber vermiştir. (Neml,23) Zekât vermek “muttaki” ve “Muhsin” müminlerin vasıflarındandır. Kur’an-ı Kerimde kurtuluşa erecek müminlerin özellikleri sayılırken; “Onlar zekât (verecek hale gelmek) için çalışan kimselerdir” buyrulmakta (mümin, l-4), buna karşılık Kur’an da müşriklerin vasıflarından birinin zekat vermemek olduğu haber verilmektedir. (Fussilet)
Zekât, geçici olan malı, kalıcı yapmanın en güzel yoludur. Nitekim sevgili Peygamberimiz, “İnsanoğlu malım malım der durur. Hâlbuki senin malın sadece yiyip tükettiğin veya giyip eskittiğin, ya da sadaka olarak verip kalıcı yaptığındır. (Tirmizi,Tefsirü’l Kur’an 89)
Bu sebeple “Kur’an da, Allah’a ve Resulüne iman eden ve sizin üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı maldan, Allah yolunda harcayın, içinizde iman edip de Allah yolunda harcayanlar var ya onlar için büyük bir mükâfat vardır” (Hadid 7)
Zekâtla mükellef olma;
Bir kişinin zekât vermekle mükellef olması için Müslüman, akıllı, ergenlik çağına erişmiş ve hür olması, borcundan ve temel ihtiyaçlarından fazla nisap miktarı, artıcı özelliği olan mala sahip olması ve bu malı kazanmasının üzerinden bir yıl geçmiş olması gerekir. Buna göre akıllı olmayan ve ergenlik çağına erişmemiş olan kişiler, dinen mükellef olmadıklarından zekât ile sorumlu değillerdir. Ancak zekât, fakirlerin hakkı olduğu için veli veya vasiler, bu kişilerin malından zekât vermelidirler.
Zekâta tabi mallar;
Zekâta tabi mallar Kur’an-ı Kerimde, altın, gümüş, toprak mahsulleri, elde edilen kazançlar, madenler ve benzeri yer altı servetleri ile diğer mallar şeklinde belirlenmiştir. Ancak bu malların, temel ihtiyaçlarından fazla ve nisap miktarı olması gerekir.
Zekâttan muaf tutulan temel ihtiyaçlar, insanın kendisinin ve bakmakla yükümlü bulunduğu kişilerin hayatını sağlıklı ve güvenli bir şekilde devam ettirebilmesi için vazgeçilmez olan şeylerdir. Genel olarak barınma, ulaşım, ev eşyası, gıda, giysi, sanat ve mesleğe ait alet ve makineler, ilim için edinilen kitaplar, sağlık giderleri, elektrik, su telefon gibi harcamalar ve benzeri şeyler temel ihtiyaç içerisinde değerlendirilir.
Bu ihtiyaçları karşılamak için ayrılan para da temel ihtiyaç kapsamında değerlendirildiğinden zekâta tabi değildir. Ancak barınma işyeri ve ulaşım gibi temel ihtiyaçları karşılamak için gerek duyulan menkul veya gayrimenkullerin mülkiyetine sahip olmak zorunlu değildir. Çünkü bu ihtiyaçlar kira, iare veya başka bir yolla karşılanabilir. Bu nedenle ev, araba, dükkân gibi menkul veya gayrimenkulleri satın almak üzere biriktirilen paranın, bu şeyleri almak için kanalize edilmediği sürece zekâtın verilmesi gerekir.
Alacaklar kişinin mal varlığından olduğu için, geri ödeneceği kesin olan alacakların zekâtının ödenmesi gerekir. Ancak inkâr edilen veya geri alınması ihtimali olmayan alacakların zekâtının verilmesi gerekmez. Şayet böyle bir alacak daha sonra ödenirse alacaklı bu tarihten itibaren zekât mükellefi olur. Geçmiş yıllar için zekât ödemez.
Nisap ise zekât sadaka-i fıtır gibi ibadetlerle mükellef olmak için konulan zenginlik ölçüsüdür. Bu ölçü Hz. Peygamber tarafından o dönem İslam toplumunun ortalama hayat standardı göz önünde bulundurularak; 56l gr. gümüş, 8l.l8 gr. Altın, 40 koyun veya keçi, 30 sığır, 5 deve; 650 kg. tahıl şeklinde belirlenmiştir.
Zekât oranları; genel olarak malların zekâtı kırkta bir oranındadır. Ancak tarım ürünlerinde masraflı olup olmamasına göre yirmide bir veya onda bir oranında; hayvanlarda ise özel olarak hayvanın cinsine göre ayrı ayrı belirlenmiştir.
Zekât verme zamanı;
Zekât vermenin belli bir ayı yoktur. Zekât vermekle yükümlü olanların yükümlü oldukları andan itibaren en kısa zamanda zekât vermeleri uygun olur.
Zekât, kişinin kendinin beğenmediği veya eskiyip atılacak hale gelen eşyadan olmaması gerekir. Nitekim Kur’an-ı Kerimde “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz” buyrulmaktadır. (Al-i İmran 92)
Zekâtın verilebileceği yerler;
Zekâtın kimlere verileceği Kur’an-ı Kerimde bildirilmektedir. “Sadakalar ( zekâtlar), Allah’ın farzı olarak ancak fakirler, düşkünler, (zekât toplamakla görevli) tahsildarlar, kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlar (özgürlüğe kavuşturulacak) köleler ve esirler, borçlular, Allah yolunda (lüzumlu görülen yerlere) ve yolda kalmış yolcular içindir. (Tevbe,60)
Görüldüğü üzere Allah, sosyal yapıda maddi ve manevi dengeyi sağlamaya yönelik bulunan zekâtın ancak sekiz sınıfa verileceğini açıklamıştır. Ki bu hususta ne Peygamber’in yorumuna, nede müçtehidin içtihadına gerek kalmıştır. Yani belirtilen hususun sekiz sınıftan ibaret olduğunu, bir dokuzuncunun bulunmadığını ifade eder.
Kısaca ifade etmek gerekirse zekât ibadeti, İslam’ın temel şartlarından biridir. Kur’an ve sünnette bu ibadete özel bir önem atfedilmiş ve namazla birlikte sıklıkla gündeme getirilmiştir. Zekât ahlaki ve sosyal yönü de ön plana çıkan bir ibadettir. Toplum bireyleri arasında ekonomik farklılıkların uçuruma dönüşmesini önleyen bir yapıya sahiptir. İnsanın bencillik, cimrilik, aşırı mal hırsı gibi olumsuz yanlarını törpüler.

İSMET BORAN
Yazar : İSMET BORAN
[- Sayfayı yazdır - ]
Haberler yazarlarını bağlar. Hiçbir şekilde 6kesek.com sorumlu tutulamaz.