Başlık : Beddua/Aleyhte Dua
İçerik : BEDDUA / ALEYHTE DUA

İnsanlar bazen kendileri, çocukları, yakınları ve diğer insanların aleyhine dua ederler. Türkçede buna “beddua” denilmektedir. Yüce Allah, insanın beddua etmesini Kuranda şöyle beyan etmektedir.
“İnsan, hayra dua eder gibi, şerre de dua eder (hayır ister gibi şerri de ister). İnsan pek acelecidir” (İsra,11) ayette insanın beddua etmesinin gerekçesi olarak “aceleci” oluşu zikredilmiştir. İnsan, acele edip istediği şeyin hakkında hayır mı şer mi olduğunu bilmeden dua veya beddua etmemelidir. Duanın bilerek, düşünerek yapılması gerekir. İnsan daima Allah’tan hakkında hayırlı olanı istemelidir. Çünkü neyin hayır neyin şer olduğunu en iyi bilen Allah’tır. İnsanın hayır zannettiği şer, şer zannettiği hayır olabilir. (Bakara.216) Öfkeye kapılıp beddua etmek Müslüman’ın şiarı değildir. Yani beddua etmek Müslüman’a yakışmayan bir davranıştır. Zira Peygamberimiz (sav), hiç kimseye beddua etmemiştir. Örneğin; “Müşriklere beddua et” denildiğinde “ben lanetçi olarak değil rahmet olarak gönderildim” buyurmuştur. (Müslim,84) Uhud Savaşında yüzü yaralandığı zaman “Allah’ım! Kavmimi bağışla, çünkü onlar bilmiyorlar” diye dua etmiştir. (İbn-i Hıbban 973)
Fiili dua; İnsanın sözlü olarak Allah’tan istediği şeyin zeminini hazırlaması ve Allah’ın bildirdiği kurallara uyması gerekir. Söz gelimi; Çocuk sahibi olmak isteyen bir kimsenin evlenmesi, sağlık ve afiyet isteyen bir kimsenin yemesine-içmesine, sıcağa-soğuğa ve sağlık kurallarına dikkat etmesi, zengin olmak isteyen kimsenin çok çalışması, bir sınavda başarılı olmak isteyen kimsenin, sınava iyi hazırlanması, tarlasından-bağından ve bahçesinden bol ürün almak isteyen kimsenin bağına-bahçesine ve tarlasına iyi bakması, gerektiğinde sulaması ve gübrelemesi gerekir. Evlenmeden çocuk sahibi olmayı, sağlık kurallarına uymadan sağlıklı kalmayı, çalışmadan zengin olmayı, iyi hazırlanmadan bir sınavda başarılı olmayı, gerekli emeği harcamadan bol ürün almayı istemek sünnetullaha aykırıdır. Duada haddi aşmaktır.
Fiili öncesinde yapılan sözlü dua, başarılı olmak için bir hazırlık ve ruhi bir arınmadır. Fiil sonrasında yapılan sözlü dua ise o fiilin başarı ile sonuçlanmasına ve harcanan emeğin ve çabanın boşa gitmemesini yüce Allah’tan bilmek, başarısını O’nun takdir, irade ve yardımına havale etmektir.
Dua; ihlâs ile ve bilinçli olarak yapılmalıdır. Dil ile dua cümlelerini söylerken zihin başka düşüncelere dalmamalı, insan bütün varlığı ile Allah’a yönelmelidir. Mümin, yüce Allah’tan isteğinde ısrarlı olmalı, isteğim yerine gelmedi diye duadan vazgeçmemelidir.
Sadece darlıkta, sıkıntıda veya bir korku, kaza ve felaketle karşı karşıya gelindiği zaman değil, varlıkta, genişlikte, huzur ve rahatlığın hüküm sürdüğü anlarda da dua edilmelidir. Kişi sıkıntıya, darlığa ve zorluğa karşı sabır ve dua ile ayakta kalmaya çalıştığı gibi nimetlere kavuşması durumunda da şükredip dua etmelidir.
Dua her zaman ve her yerde yapılabilir. Bununla birlikte Arefe günü ve geceleri, Ramazan ayı, Cuma ve bayram günü geceleri, seher vakitleri, gecenin üçte ikisinde, sabah ve akşam vakitleri, ezan ile kamet arasında ve secdede yapılan duaların kabul edileceği ile ilgili hadisler vardır. (Müslim 23 – Buhari 13,61)
Sonuç olarak dua bir ibadettir. İnsanın duaya ihtiyacı vardır. Dua eden Allah’ı Rab olarak tanımış, O’na kulluk etmiş, O’nu zikretmiş, O’nun lûtfu keremine sığınmış, sevgisini kazanmış, sevap elde etmiş, rahatlamış ve kalben huzura ermiş olur.

İsmet Boran
Yazar : İSMET BORAN
[- Sayfayı yazdır - ]
Haberler yazarlarını bağlar. Hiçbir şekilde 6kesek.com sorumlu tutulamaz.