Başlık : BARIŞ VE HOŞGÖRÜ
İçerik : BARIŞ VE HOŞGÖRÜ

Ulaşım ve iletişim teknolojisinin akıl almaz gelişmelere erişmesi dünyayı da küçültmüştür. İletişim araç ve gereçlerin insan kitlelerini kuşatacak bir şekilde, geniş bir etkiye sahip olması, özellikle iletişim teknolojisi iki hususu beraberinde getirmiştir. Birisi büyük ölçekli nüfus hareketlerinin gerçekleşmesi, insanlar arasında tanışma, görüşmeyle birlikte yaşamanın kaçınılmaz bir hal alması, diğeri ise farklı renk ve inanç sahibi insanların bir arada yaşama, dinler ve medeniyetler arası barış ve hoşgörünün daha fazla önem kazanmasıdır.
İnsanın saygınlığı inancına bakılmaksızın hem Kur’an da hem hadislerde hem de hukuki metinlerle ifade edilmektedir. Kur’an da insan Allah’ın ruhundan üflediği (secde 32/9), isimler öğrettiği (bakara 2/31 rahman 55/2 ), diğer canlılardan üstün tuttuğu ( isra l7/70) ve emanete muhatap ettiği (Ahzap 33/72 ) bir varlıktır. İnsanların farklı renk ve dillerde olması da Allah’ın ayetlerindendir. (Rum 30/22). Keza insanların millet ve kabilelere ayrışmalarının bir esprisi de birbirleriyle daha kolay ‘tanışma’ (hucurat) imkânı vermesidir. Etimolojik bir tahlile göre de insan, ‘ünsiyet’ dostluk ahbaplık birbirine alışma (l) kelimesinden türemiştir.
Kur’an; kâinatı yaratan, yaşatan ve donatanın Allah olduğunu sıklıkla vurgular. Kur’an yine gökyüzünün ve yeryüzünün Allah’a ait olduğunu beyan etmekte ve rızkı verenin de sadece Allah olduğunu belirmektedir (Araf 7/l94 ve İnsan 76/6). Fatiha suresinde Allah, âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim sıfatları ile tarif edilmektedir. “Âlemlerin Rabbi olan Allah bütün insanların da rabbidir” Müfessirler Rahman sıfatının bu dünyada inanan ve inanmayan herkesi içine aldığını, Rahim sıfatının ise ahirette müminlere has olduğunu söyleyerek iki sıfat arasındaki nüansa (2) işaret etmektedir.
İslam hukukunda haklar da ikiye ayrılır. Allah hakkı ve kul hakkıdır.
İbadetler kategorisinde değerlendirilen konuları Allah hakkı; beşeri münasebetler ise Kul hakkı olarak değerlendirmek mümkündür. Özellikle Hanefi mezhebinde gayri Müslimlerin dini değerlerine saygı gösterilir, dinlerini yaşamalarına müdahale edilemez, kendi beşeri münasebetlere dahil olan bütün hukuki-cezai hükümlerde ise nefs/insan kriter olarak kabul edilmektedir. (Maide süresi 5/32)
Hz. Peygamber bir cenaze geçerken ayağa kalkar, yanında bulunanlar o cenazenin Yahudi olduğunu söylemeleri üzerine Hz Peygamber; “AMA İNSAN DEĞİL Mİ?” (3) şeklinde cevap verir. Yine Peygamberimiz, can düşmanı müşriklere bile “ALLAHIM, ONLAR DA SENİN KULLARIN” (4) ifadesini kullanmışlardır.
Kur’an, şirki büyük bir zulüm olarak tarif eder. Ahirette Allah’ın af dairesi dışında tuttuğu yegâne unsur şirktir. Bütün bunlara rağmen Kur’an müşrik anne ve babaya “bu dünyada” iyi davranılmasını emretmektedir (Lokman süresi31/15). Konuyla ilgili olarak bazı müfessirler müşrik anne-babaya bu dünyada iyilik yapılmasını emreden bu ayeti kerimenin açıklanmasında geniş yer vermişlerdir. “Allah Çocuklara, anne ve babalarına iyilik yapmalarını emretmektedir. Bu da ANNE VE BABALARI MÜSLÜMANDA OLSA, KÂFİRDE OLSA ayeti hükmünün umumi olduğunu göstermektedir” (5). Ayetin beyanından anlaşıldığına göre anne-baba Müslüman olmasa bile iyilik edip sılai rahim de bulunmak gerekir. Hatta hayatta kaldıkları müddetçe evladın anne-babasının hidayete ermeleri için dua etmesi vaciptir (6). “KENDİLERİYLE İYİ GEÇİN, MAKUL BİR TARZDA ONLARA SAHİP ÇIK” (7) ifadesi de “GÜNAHA İŞTİRAK ETMEKSİZİN, İSLAMIN RAZI OLACAĞI İYİLİK VE İNSANLIĞIN GEREKTİRDİĞİ ŞEKİLDE BERABERLERİNDE BULUN” gibi manalar ihtiva etmektedir.
Bunları alt alta sıraladığımızda, anne ve babalar için yemek, içmek, giymek gibi tüm ihtiyaçlarını karşılamak, eziyet etmemek, ağır söz söylememek, hasta olduklarında tedavi etmek- bakmak, vasiyetleri varsa onu yerine getirmek, vefatlarında adabına uygun defnetmek daima onları hayır- hasenat ve dua ile anmak ve rızalarını kazanmaktır. Hz Peygamber (sav) bir hadisi şeriflerinde “Anne ve babasına isyan eden kimse Allah’a ve Resulullah’a asi olmuş olur” buyrulmaktadır.
Hz. Ebu Bekir’in kızı Esma (ra) “Resulullah (sav) hayatta iken, Hudeybiye Barışının yapıldığı sıralarda henüz müşrik olan annem beni görmeye gelmişti. Ben, Hz. Peygamber’e (sav) (onunla görüşeyim mi ey Allah’ın Resulü?) diye sormuştum, O’ndan da (evet) (8) diye cevap almıştım.” şeklinde rivayet edilmektedir. İbn-i Kesir, bu hadise üzerine şu ayeti kerime nazil olmuştur.
“Sizinle din hususunda savaşmamış, sizi yurtlarınızdan çıkarmamış olanlara iyilik yapmanızdan, onlara adaletle muamele etmenizden Allah sizi sorumlu tutmaz. Çünkü Allah adaleti gözetenleri sever” (Mümtehine 60/8). Ayetin tefsirinde hangi dinden olursa olsun, sizinle dininize ve hukukunuza dokunmak gayesiyle savaş etmeyen sizi öldürmeye kalkışmayanlar (9) kaydı düşülmektedir.
Hz. Peygamber (sav) hicretin 5. yılında bir kıtlık baş göstermesi üzerine Mekke’nin müşrik fakirlerine 500 dinar yardımda bulunduğu (10) bilinmektedir. İslam kültürünün bir müessesi olan vakıflar da Osmanlı İdaresi’nden bu güne kadar hiçbir inanç ayrımı yapılmaksızın hizmet sunmuş ve sunmaya da devam edilmektedir.
----------------------------------------
Kaynaklar
Sızıntı der. Yay. Ahmet Güneş 1-İbnmanzar,lisanülarap,Beyrut l998 l/233 / 2-İbnkesir,tefsirul-kur’an-Azim ist. l992,l/35-36 / 3-Buhari Cenaiz,50;MüslimCenaiz,8l nesai,Cenaiz 46 bkz. / Hâkim müstedrek l/509 / 4-Şeybani,Muhammed b.el-hasan,seimKitab’Siyeri-l kebir Beyrut. / 5-Cessas Ebubekr Ahmed b.Ali, Ahkamul Kur’an Beyrut l995 / 6-Duman, M. Zeki, Kur’an-ı Kerim de adap-ı Muaşeret görgü Kuralları / 7-Elmalılı M.Hamdi Yazır hak Dini Kur’an dili, İstanbul,l979 6/3846 / 8-İbn kesir 8/ll6 / 9-Elmalılı 7/4904-4905 / l0-Hamidullah, Muhammed, “HudeybiyeAnlaşması” DİA l8/298


Yazar : İSMET BORAN
[- Sayfayı yazdır - ]
Haberler yazarlarını bağlar. Hiçbir şekilde 6kesek.com sorumlu tutulamaz.