Bugün : 23 Haziran 2017

Üye Ol
Şifremi unuttum

Üye Bilgileri

Online Ziyaretçi: 57
Online Üye: 0
Online Yönetici: 0

Toplam Üye: 1706
Son Üye: adigadıj2001

Online Üyeler:
Şu An Online Üye Yok
Hoşgeldiniz Ziyaretçi!
IP Adresiniz: 54.159.103.80
Üye olmak için Buraya tıklayabilirsiniz.

Toplam Hit : 35168054
Toplam Tekil Hit : 14432708
Site Kuruluş Tar : 11.05.2007

TRT Çerkeslere televizyon kanalı açmalı mı ?

Evet
Hayır

Toplam Oy: 4731
[Sonuçlar]
Köy Muhtarı
Muhtar İsim: Mehmet YILDIZ
Ev Tel : 0352 531 10 10
Cep Tel: 0505 855 55 98
Sükûtun sonu selamet, Lüzumsuz sözün neticesi nedamettir.

MUHİTTİN ÜNAL İLE ROPÖRTAJ


Nerde bu çerkezler
Sponsor Bağlantılar
Türkiye’de yaşayan Kafkas kökenliler, ikinci vatanlarının sorularına yenilirini eklememek için talepleri ile gündeme gelemiyor.

GERÇEK GÜNDEM muhabiri Hediye Eroğlu, Türkiye’de yaşayan Kafkas kökenli vatandaşlara yönelik ”Nerede bu Çerkesler” adlı yazı dizisinin 2. bölümünde Kafkas Araştırma Kültür Dayanışma Vakfı (KAF-DAV) Başkanı Muhittin Ünal’a, taleplerini ve sorunlarını sordu.

Çerkeslerin taleplerinin çok basit ve net şeyler olduğunu açıklayan Ünal, bunlarında; etnik kökenlerini her ortamda çekinmeden ifade ederek, özgün aile adlarını, ana dillerini ve antik çağlardan beri devam ede gelen geleneksel kültürlerini özgürce yaşayabilmek olduğunu vurguladı.

Çerkes toplumunun hiçbir zaman bölücü ve ülkeye ihanet içinde olmadığının da altını çizen Başkan Muhittin Ünal, “Bunun tersini öngören, yazan ve düşünenler yanılgı içindedirler” dedi.

Gerçek Gündem: Türkiye’de bugün resmi ve gayri resmi rakamlara göre yaşayan gerçek Kafkas kökenli vatandaş sayısı kaçtır? Bu sayı hangi bölgelerde yoğunlaşmaktadır?

Muhittin ÜNAL: Türkiye’deki resmi verilere göre Çerkes sayısını verebilmek o kadar kolay değildir. Zira sağlıklı resmi veri yoktur. Bildiğiniz üzere 1927, 1935, 1945, 1950, 1955, 1960 ve 1965 yıllarında yapılan nüfus sayımlarında vatandaşlara Türkçe dışında dil bilip bilmedikleri ve dolayısıyla kimlikleri sorulmuştu.

O tarihler insanların kimliklerini açıkça söylemekten korktukları, ne olur ne olmaz düşüncesiyle çekindikleri tarihlerdir. Çoğu zaman da farklı etnik kökenli ailelerin çocuklarına etnik kimliğini gizlemesi tavsiyesinde bulundukları yıllar olduğunu yaşayarak öğrendik. O nedenle bize göre sağlıklı rakamlar değildir.

Her şeye rağmen ve tek partili dönemlerde olmasına karşın vatandaşlara Türkçe dışında dil bilip bilmedikleri sorulabilmiştir. Çok partili demokratik yaşamda vazgeçilmiş olması oldukça düşündürücüdür.

Size ve kendimize sağlıklı cevap verebilmemizin yegane yolu hiç çekinmeden vatandaşlara güvenerek bundan sonraki sayımlarda insanların kendi kökenlerini ve ana dillerini ifade edebilmelerine imkan verecek açık sorularla resmi sayımlar yapmaktır.

Osmanlı İmparatorluğu nüfusunun 10-11 milyon civarında bulunduğu bir dönemde Rusların ana vatanlarından sürdükleri Çerkesler, 1859-1878 arasında (1861-1865) çok yoğun üzere olmak toplu olarak Osmanlı topraklarına geldiler.Bilgilerimize göre yola çıkan Çerkes sayısı 1.500.000 kişi civarında olup bunların üçte biri yol koşulları, hastalık ve açlık gibi nedenlerle hayatlarını kaybetmiş, bir milyon civarında insan da yerleşme yerlerine ulaşmıştır.

Konu ile ilgili yazılmış çok sayıda eser vardır. Bu eserlerden Çerkes kökenli yazarlara ait olanlarda az da olsa hissiyata yer verilmiş olabileceği ihtimalini bertaraf etme amacıyla diğer yazarlardan özet alıntılar yaparsak konu daha iyi anlaşılır:

Bir de Kuzey Kafkasya’daki nüfus yapısındaki değişimlerden hareketle konuyu ele alalım. Sürgün öncesi Çerkes nüfusunu J.BEDDLEY 4 milyon, Ahmet Cevdat PAŞA 530.000 aile (O tarihlerde Çerkeslerde büyük anne- büyük baba dahil 10-15 kişilik büyük aileler söz konusudur), Lord PONSONBY 4-6 milyon, Z.Hızal 5 milyon, Kafkasyalı kaynaklar 3,2 milyon, Rus kaynaklar ise 2 milyon olarak vermektedirler ki, ortalama 3,7 milyon civarında bir sayıyı kabul edebiliriz.

1897 yılında Ruslar tarafından yapılan genel nüfus sayımında tespit edilen Çerkes sayısı 1162.000 kişidir. Bu rakamlar da savaşlarda hayatını kaybeden 1 milyona yakın insana ilaveten büyük sürgün olayıyla Kuzey Kafkasya’nın yaklaşık 1500.000 Çerkes insanını kaybettiğini ortaya koymaktadır.

Özetle, 1859 yılından başlamak suretiyle Anavatanlarından sürülen Çerkes sayısı bir buçuk milyondan az olmayıp, yollardaki ölüm oranı da yüzde 30-35 civarında gözükmektedir. Çerkeslerde geç evlenme genel bir uygulamaydı.

Buna zamanla bakabileceği kadar çocuk sahibi olma eğilimi eklendi. Bunun doğal sonucu olarak Osmanlı İmparatorluğu’nun 1864-1878 dönemindeki genel nüfusu içindeki oranı yüzde 9,5-10 iken bu gün yüzde 2-3 düşmüş olabilir. Öyle bile olsa bu günkü oran yüzde 6,5- 7 den az değildir. O da 5 milyon civarında bir rakama tekabül etmektedir.

TRT tarafından Türkçe dışı mahalli dillerle ilgili olarak yayın hazırlıkları yapılmaya başlandığında derneklerimiz vasıtasıyla çok basit metotlarla çok sayıda fazla köy, kasaba ve ilçe merkezinde yaşayan hemşeriler arasında yapılan tespitlere göre ana dilini anlayıp az çok konuşabilen insan sayısı bir milyon 100 bin olarak ortaya çıkmıştı.

Bu rakamda +,- yanılma payı yüzde 10 olsa bile yine de dilini bilen insanımızın sayısı bir milyonun altında değildir. Aynı çalışma da her beş kişiden birinin ana dilini bilebiliyor olduğu sonucuna da ulaşılmıştı ki, bu da 5 milyon rakamında büyük bir yanılgının olmadığını ortaya koymaktadır.

Kayseri, Elazığ, Malatya Üniversitelerinin öncülüğünde 2000 yılında başlatılan ve 3-4 yıl süren ciddi bir çalışmanın olduğu ve 60 civarında ilde köylere kadar inilerek fiili tespit yapıldığı sadece 8-9 büyük merkezin tamamlanamadığına ilişkin internet ortamında yayınlar oldu.

Oradaki verilere göre 8-9 büyük kent dışında ki yörelerde yaşayan Çerkeslerin sayısı 2 milyon 160 bindir. Son yıllarda büyük kentlerde yoğunlaştığımız dikkate alındığında bu rakamların da ciddi bir değeri vardır. Nüfus yoğun olduğumuz büyük kentlerdeki verilerle bu rakamın da 4,5 – 5 milyon gibi bir rakama tekabül edeceğini sanıyorum.

Son yıllarda yapılan anketlerde ve bazı yazarların eserlerinde yer alan Türkiye Çerkeslerinin sayısına ilişkin rakamların, bana göre gerçekle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Hatta aynı yazarların eserlerinde bile bu rakamlar birbiriyle izahı mümkün olmayan bir çelişkiyi ortaya koymaktadır.

Örnek: Türkiye’nin Etnik Yapısı adlı eserin Mayıs 1999 tarihli 3. baskısında toplam Adige-Abaza sayısı 1.300.000 iken Mart 2007 tarihli baskısında bu rakam 250.000 dir. 8 yıl içinde hiç artış olmamış tersine bir milyon 50 kişi yok olmuştur. Bu tür yaklaşım ve yayınların ülkemizin huzuru, birlikte ve kardeşçe yaşama arzumuza zarar vermesinden endişe ediyorum. Yok saymakla insanlar yok olmaz.

Ülkemiz bundan az mı çekti de son yıllarda yok sayma olayı bazı yazarlarımızda, kamu araştırma firmalarında, bazı siyasi söylemlerde ve medyada genelleşmeye başladı bunu anlamakta zorlanıyorum?

Çerkesler daha çok Sinop,Samsun, Amasya, Çorum, Yozgat, Sivas, K.Maraş, Kayseri, Balıkesir, Bursa, Çanakkale, Düzce, Adapazarı, Kocaeli, Yalova, İzmir İl ve ilçelerinde daha çok olmak üzere Hatay, Adana, Burdur, Denizli, Manisa, Aydın, Muş, Sarıkamış, Mardin, Adıyaman, Ahlat, Adilcevaz yörelerinde de yerleşiktirler.

Son yıllarda köyden kente göç kapsamında Ankara, İstanbul ve İzmir’de oldukça yoğun bir nüfusa ulaşmış durumdadırlar. 1999 yılı seçimleri öncesinde gönüllü ekipler tarafından İzmir İl ve İlçelerinde birebir tespit edilen seçmen sayısı 100.000 den fazlaydı. Ankara’da bunun en az iki katı, İstanbul’da ise en az 4-5 katı seviyesinde seçmen bulunduğundan kuşku duymuyoruz.

Gerçek Gündem: Kafkas kökenliler sizce neden ülke gündeminde sorunları veya talepleri ile gündeme gelmemektedir?

Muhittin ÜNAL: Çerkes toplumunun geleneksel yaşam biçimi, iyi komşuluk ilişkileri yanında her türlü kültürel farklılıklara saygılı davranma anlayışı, ülkemizde var olan sorunlara yenilerini ilave etmeme eğilimi gündemde fazlaca yer almayışlarında etkilidir sanıyorum.

Çerkeslerin talepleri çok basit ve net şeylerdir. O da; etnik kökenlerini her ortamda çekinmeden ifade ederek, özgün aile adlarını, ana dillerini ve antik çağlardan beri devam ede gelen geleneksel kültürlerini özgürce yaşayabilmektir. Bunun tersini öngören, yazan ve düşünenler yanılgı içindedirler.

Çerkes toplumu hiçbir zaman bölücü ve ülkeye ihanet içinde olmamıştır ve olmayacaktır. Her toplumda olduğu gibi Çerkes toplumunda da genele nazaran daha farklı düşünen, radikal söylem ve istemlerle demokratik haklarını kullanmakta olan az sayıda insanımız da vardır. Bu da genel tabloya aykırı ve yadırganacak bir şey değildir.

Gerçek Gündem: Ülke gündemine kimlik tartışmalarında veya seçim süreçlerinde gelen Türkiye’de yaşayan Kafkas halklarının sorunları ve hükümetten beklentileri nelerdir?

Muhittin ÜNAL: Türkye Cumhuriyeti vatandaşları olarak her kökenden olan insanımızdan isteğimiz; Çerkes toplumunu, kültürünü, tarihini öğrenme,(henüz okunamayan arkeolojik buluntuların sağlıklı okunabilmesi bakımından )antik kökenli dillerinin değerini kavrama gayreti içinde olmalarıdır.

Ülkemizde var olan farklı tüm grupları daha yakından tanımaya çalışmak daha çok kaynaşmamıza ve birbirimize saygı duymamıza vesile olacağına gönülden inanıyorum.

Tarihin bilinebilen tüm dönemlerinde Kuzey Kafkasya’nın yerli halkı olarak yaşayan ve geleneklerine bağlı, sessiz bir toplum olan Çerkeslerin; ait olmadıkları kökenlere, kimliklere bağlanma söylemleri karşında yaptıkları cılız itirazlar bile alışılmışın dışında olduğu için tepki alıyor.(Kafkas Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı olarak bir Genel Kurul’umuzda “bu ülkede Çerkesler olarak biz de varız ve ana dillerimizi ve kültürümüzü yaşatmak istiyoruz.” şeklindeki söylemim çarpıtılarak 10-15 gün medyada yayınlanmış ve tekzip metinlerimize de yer verilmemişti.)

Seçim süreçlerinde Türkiye Çerkesleri için öylesine asılsız ve maksatlı yayınlar gördük ki şaşmamak mümkün değildir. Falan partide 50-60 milletvekili, falan partide seçilebilir yerde şu kadar aday var gibi söylemler, birilerini karalamaya ve yıpratmaya yönelik maksatlı ve asılsız yayınlardı.

Bu gün Parlamentoda hem babadan hem anneden Çerkes kökenli olan toplam 15 parlamenter yoktur. Olanlar da kendi kişisel becerileri, gayretleri ve partilerindeki emekleri sayesinde seçilmiş saygın, dürüst ve çalışkan insanlardır.

Yaklaşık 2,8-3 milyonluk bir seçmen kitlesi olan Çerkes toplumu, bu güne kadar kendi adına doğrudan temsilci seçme ve seçtirme çalışması içinde olmamış ise bu durum, kurucusu ve vatandaşı oldukları bu güzel ülkenin huzuruna, birliğine ve saygınlığına verdikleri değerin bir sonucudur.

Hal böyle iken ve sırf kendi gayretleri ile Parlamentoya seçilmiş en çok 10 veya 15 kişiyi bile çok gören zihniyetin özellikle de seçim ortamına girildiği bir süreçte kitapları ve anketleriyle Çerkes toplumunu yok sayıyor olmalarına şaşmamak gerekir.

Gerçek Gündem: Kürt, Laz, Rum, Ermeni, Çerkes, Alevi sıralamasında azınlık olarak gösterilen Kafkas kökenli vatandaşlar, bu durumdan şikayetçi midir?

Muhittin ÜNAL: Çerkesler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda kıdemi ve emeği olan bir halktır. Sayıca az lakin azınlık değildirler. Ama dilleriyle, kültürleriyle, kökenleriyle farklı halklardır. Hiçbir halk kökeninin, ana dilinin ve kültürünün inkar edilmesini istemez. Bu anlamda ki şikayetleri,yanlış yayınları ve mesajları düzeltme taleplerinin olması da doğaldır.

Gerçek Gündem: Kafkas kökenli vatandaşlar olarak Türkiye’nin özellikle Rusya, Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan, Çeçenistan ve Kafkasya bölgesi ile dış politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz ?

Muhittin ÜNAL: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak, Türkiye gibi büyük bir ülkenin kendi çıkarları doğrultusunda dış politika izlemesi normaldir.

Buna karşın tarihi Vatanımız Kuzey Kafkasya’daki kardeşlerimizi ilgilendiren (Abhazya, Güney Osetya ve Çeçenistan’da olduğu gibi) konulardaki söylem ve yaklaşımlarını da yeterli bulmuyoruz. Daha doğrusu Kuzey Kafkasya’ya yönelik bir politikanın var olduğundan da emin değiliz.



Bu Haberi Gönderen: setenay
Bu Haber 3314 Kez Okundu.

Haberin Gönderilme Tarihi: 31.05.2007 ; 12:32

Haber Kategorisi: guncel