Bugün : 25 Mayıs 2017

Üye Ol
Şifremi unuttum

Üye Bilgileri

Online Ziyaretçi: 23
Online Üye: 0
Online Yönetici: 0

Toplam Üye: 1706
Son Üye: adigadıj2001

Online Üyeler:
Şu An Online Üye Yok
Hoşgeldiniz Ziyaretçi!
IP Adresiniz: 54.224.153.234
Üye olmak için Buraya tıklayabilirsiniz.

Toplam Hit : 32794727
Toplam Tekil Hit : 13307831
Site Kuruluş Tar : 11.05.2007

TRT Çerkeslere televizyon kanalı açmalı mı ?

Evet
Hayır

Toplam Oy: 4729
[Sonuçlar]
Köy Muhtarı
Muhtar İsim: Mehmet YILDIZ
Ev Tel : 0352 531 10 10
Cep Tel: 0505 855 55 98
Bilgin, bilgisiz kaptana benzerse, Kendisiyle yolcuları da batırır.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE UZUNYAYLA AT YETİŞTİRİCİLİĞİ


Kaan M. İŞCAN

Uzunyayla atları 1864 yılında Kafkasya’dan Anadolu’ya gelen Çerkeslerin beraberinde getirdikleri atların yetiştirilmesi ile ortaya çıkmış bir at ırkıdır. At ırkları arasında önemli bir yer tutan bu atlar ismini yetiştiri
Sponsor Bağlantılar
Kaan M. İŞCAN

Uzunyayla atları 1864 yılında Kafkasya’dan Anadolu’ya gelen Çerkeslerin beraberinde getirdikleri atların yetiştirilmesi ile ortaya çıkmış bir at ırkıdır. At ırkları arasında önemli bir yer tutan bu atlar ismini yetiştirildikleri Uzunyayla bölgesinden almışlardır. Özellikle bu atların yetiştirilmesi için gerekli arazi ve iklim yapısına sahip olan bölge bu ırkın oluşumunda önemli paya sahiptir. Bu atlar dağlık coğrafyaya ve soğuk iklime uyan, dayanıklı ve bakımı kolay hayvanlardır. Tırnak yapısının sağlam olması, çeki kabiliyetindeki üstün performansı ve uzun mesafe ulaşımında rakipsiz olması nedeniyle uzun yıllar hem ordu ihtiyaçlarında hem de halk elinde kullanılmışlardır. Ancak daha sonra mekanizasyonun artmasıyla önemi azalsa da Uzunyayla atı sürati, çevikliği, gücü, iyi huylu oluşu, dayanıklılığı ve diğer özellikleri yönünden çok değerli bir at ırkımız olma özelliğini günümüze kadar korumuştur.

KÖKENİ

Kuzey Kafkas-Rus savaşları 1864’te Rusya’nın galibiyeti ile sonuçlanmış ve bunun üzerine Kuzey Kafkas ailesinden Adığe, Kabardey ve Abazaların büyük bir kısmı Osmanlı İmparatorluğuna göç etmişlerdir. Bunlardan 1873 1874 yıllarında karayolu ile gelen bazı Kabardey kabileleri Uzunyayla bölgesine yerleştirilmiştir. (4). Kafkasya’da Terek ve Kuban eyaletlerinde yetişen ve bu kabilelerin beraberlerinde getirdikleri Çerkes atları Uzunyayla atlarının esasını teşkil etmiştir. Gelen atlar koç başlı olup (1, 2, 3,) Kabardeyların beraberlerinde getirdikleri bu atlar saf Çerkes atları değildir. Ruslar bu bölgede Perşeron, Hollanda ve Macar ırklarını damızlık olarak kullandıklarından bu hayvanlarda kısmen Avrupa soğukkanlılarının tesiri olmuştur. Soğukkanlı atların çok kısa bir zaman kullanılmış olması nedeniyle bu atlar üzerinde büyük bir değişiklik meydana getirmediği söylenmektedir. (2, 4). Ancak, getirilen atların aralarında Arap ve Ahal-Teke atları melezleri bulunduğu da ileri sürülmüştür. (1, 2, 3,)

Uzunyayla da, Kabardeylardan önce bazı Afşar kabilelerinin otlağı olup yerleşik bir halkı bulunmamaktaydı. Bu bakımdan Uzunyayla atlarının meydana gelmesinde Anadolu atının herhangi bir tesiri olduğunu söylemek pek olası görülmemektedir. Nitekim Çerkes ve Uzunyayla atlarının morfolojik ve fizyolojik özellikleri karşılaştırıldığında arada büyük bir farkın bulunmadığı görülmektedir. Yani Uzunyayla atları için doğrudan Çerkes atlarıdır denebilir. Buna karşın bazı yazarlar, Uzunyayla atlarının, Çerkes atları ile yerli atların birleştirilmesi sonucu oluştuğunu belirtmektedirler. (3, 4)

Çerkes atı: Çerkes atı, Kuzey Kafkas ahalisine isim olarak verilmiş olsa da, bütün Kuzey Kafkas atları da Çerkes atı olarak adlandırılmıştır. Halbuki burada çeşitli kabileler bulunmakta ve değişik diller konuşulmaktadır. Böyle bir bölgede saf bir ırkın bulunma olasılığı düşük görülmektedir. Bununla beraber, çeşitli bakım ve besleme yöntemlerinden dolayı bölgeden bölgeye değişen değişik tipler oluşmuşsa da, bir çok yazar bunları ayrı ırklar olarak görmemiştir.

Bazı yazarlar, Çerkes atını hakiki bir doğu atı olarak göstermişler ve eski Asur atı ile yakın akraba olduğunu belirtmişlerdir. Kimi yazarlar ise Çerkes atını Arap, Acem ve diğer bazı doğu atlarının bu bölgeye adapte olmuş bir karışımı olarak görmüşlerdir. Genelde kabul gören görüş, Eguus Prezewalski atının bu ata köken teşkil ettiği şeklindedir. Bununla beraber, yüzyıllar boyunca zaman zaman Türk, İran, Arap ve daha birçok at ırkının kanı karışmıştır.

Çerkes atı gerçek bir dağ atıdır. Yayılma alanı Karadeniz’den Hazar denizine kadar uzanan Kafkas dağlarıdır. Kuzey ve güneyi birbirine bağlayan tek geçidin (Daryal geçidinin) deniz seviyesinden yüksekliği 2.379 m olduğu göz önüne alınırsa, Kafkas dağlarının genel yüksekliği hakkında bir fikir edinilmiş olur. Buna karşılık yer yer nehirlerin açmış oldukları boğazlarda çıplak kayaların 1.500-1.800 m derinlikte dik, dar ve derin uçurumlar halinde bulunduğu görülür. Bu bakımdan Çerkes atları cesur ve yere sağlam basan hayvanlardır. Baş döndürücü e tehlikeli dağ yollarında son derece rahat ve emin yürür. Yem konusunda çok kanaatkardırlar.

Çerkes atlarında baş ince yapılı, kuru ve köşelidir. Ganaşlar derindir. Profil genellikle üstte düz, burun üstü öne büküktür. Koç başlılara da rastlanır. Göçler büyük ve parlak, kulaklar belirgin şekilde küçüktür. Boyun düz, uzun ve incedir. Yelede kıllar seyrektir. Cidago yüksekliği 137-140 cm olmakla beraber Kabardey bölgesi hayvanları daha boylu olup, cidago yüksekliği 142 cm ve daha yüksektir. Sırt düz, kısa ve göğüs derindir. Sağrı geniş, uzun, hafif meyilli veya düşüktür. Bacaklar ince, kuru ve düzgündür. Tırnaklar sert ve düzgündür. Değişik donlarda hayvanlara da rastlanır.(4)

Cumhuriyet döneminden önce bir ara yetiştiriciler at sürülerine Arap aygırları katmışlardır. Ancak, bu aygırlar yılkı (yarı vahşi) hayatına dayanamayıp öldüklerinden bu çaba Uzunyayla atları üzerinde bir etkili olmamıştır. Çifteler harasında, 1899 yılında devlet tarafından bazı Uzunyayla X Arap atı melezi aygırlar, Uzunyayla atı yetiştiricilerine verilmiş, ancak bu teşvik devam ettirilemediğinden etkili olamamıştır.

Cumhuriyetin ilanından sonra uzunyayla atlarında gözlenen kusurlar, 1930’ların sonlarında bölgeye getirilen Macar Nonius aygırları ile melezlemeler yapılarak giderilmeye çalışılmıştır. Bu aygırlarla uzunyayla aygır deposu kurulmuş, çok iyi Nonius X Uzunyayla melez atları elde edilmiş, ancak bu devam ettirilememiş ve Uzunyayla atı üzerinde etki fazla bir etki bırakamamıştır.(3)

Nonius ırkı: Bu ırkın kurcusu 1810’da Fransa’da dünyaya gelen ve sonra 1814’de Napolyon savaşları zamanında savaş ganimeti olarak Macaristan’a getirilen nonius adlı bir Anglo-Norman aygırıdır. Nonius kısrakları 1869 yılından beri cidago yüksekliklerine göre iki gruba ayrılmıştır. Cidago yüksekliği 159 cm’den aşağı olanlara “Küçük Nonius”, daha büyüklere ise “Büyük Nonius” adı verilir.

Noniuslarda don koyu dorudur. Baş vücuda göre büyük ve kabacadır. Yarım koç başlılık, bazen de koç başlılık gözlenir. Boyun orta uzunlukta, kalın ve burada kas gelişimi iyidir. Boynun göğüs bağlantısı yüksektendir. Cidago yüksek ve kaslıdır. Sırt ve bel genel olarak iyi yapılıdır. Sağrı uzun, kaslı ve düzdür. Göğüs özellikle Küçük Noniuslarda derindir ve kaburgalar yeterince yuvarlaklaşmamışlardır. Bacakların yukarı kısmı kaslı ve alt kısımları ise vücuda nazaran belirgin bir şekilde kuru ve sağlam yapılıdır. Bukağılık kısa ve kuvvetlidir. Tırnaklar düzenli, sağlam ve yeter büyüklüktedir.

Noniuslarda en çok görülen güzellik kusuru kılıç bacaklılıktır. Tırısları iyi ve tırıs aksiyonu yüksektendir. Vücudun arka kısmının ön kısmına göre daha zayıf oluşu ve ürkeklikleri bu ırkın başlıca kusurlarından sayılmaktadır. Macaristan’da Noniuslar özellikle tarım işleri ileri olan bölgelere yayılmıştır.(4)

MORFOLOJİK ÖZELLİKLERİ

Anadolu atlarının ölçüleri incelenirse Uzunyayla atlarının yerli atlar içinde en iri yapılı olduğu görülür. (Tablo 1)

Tablo1. Anadolu atlarının beden ölçüleri, cm(1, 2, 4, 5)



Irk


Cidago

Yüksekliği


Göğüs

Çevresi


Ön İncik

Anadolu Yerli


134.4+-0.8


147.1+-1.2


17.5+-0.2

Çukurova


136.8+-0.6


147.2+-0.5


-

Arap tesirindeki yerli


134.3+-0.8


144.7+-1.2


16.2+-0.2

Uzunyaylada


145.9+-0.7


161.2+-0.7


18.7+-0.2

Malakan


137.7+-0.4


158.8+-0.9


18.3+-0.2

Canik


134.7+-0.6


154.3+-0.9


17.1+-1.3



Uzunyayla atlarında baş uzundur. Ortalama 56.846+-0.165 cm. baş uzunluğu Malakanlar hariç Anadolu atlarının hepsinden uzundur. Baş uzunluğunun cidagoya oranı, Uzunyayla atlarında ortalama % 39.45+- 0.305 kadardır. Bu oran, Arap ve İngilizlerde % 36.7, Avrupa yarım kanlarında %38.1, soğukkanlılarda % 42.8’dir. sonuç olarak, Uzunyayla atlarında baş uzunluğu Avrupa yarım kanlarından fazla, soğukkanlılarından ise çok kısadır. (4). Baş genel olarak hacim itibariyle büyük, kuruca, profil koç baş veya yarım koç baştır. (1, 2, 3, 5). Ganaş derinliği, Malakanlar hariç Anadolu atlarından fazladır. (24.439+-0.211). Kulaklar küçüktür. Kulak uzunluğunun baş uzunluğuna oranı %29.9’dur. bu oran Türkiye atları içinde en küçük orandır. Göz bölgesi az belirgindir. Gözleri küçük ve parlaktır.(4)

Boyun uzun dar ve incedir. Uzunluğu ortalama 80.087 +- 0.449 cm olup, gerek cidagoya oranı (% 54), gerekse vücut uzunluğuna oranı (% 53), Malakanlar hariç Anadolu atlarından uzundur. Boyun bağlantısı normal, yelede kıllar seyrektir. (4, 5).

Cidagosu belirgin ve silik olanlara rastlanır. Cidago yüksekliği 145.869 +- 0.693 cm’dir. Bu ölçüler, 135 cm ile 162 cm arasında değişir. (3, 4, 5). Nonius atları 158. 28 +- 0.29 cm ile Uzunyayla atlarından daha yüksek cidagolu olmasına karşın, Uzunyayla atlarının % 23’ünün cidago yüksekliği 150-162 cm arasındadır.

Uzunyayla atlarının, omuzları kısa ve dik, bu nedenle yürüyüşü yavaş ve adımları kısadır.(2).

Sırt yüksekliği 139.308 +- 0.710 cm’dir. Bu ölçü 128 cm ile 155 cm arasında büyük bir dağılım gösterir. Cidago ve sırt yüksekliği arasındaki fark 6.56 cm olup, 2-10 cm arasında değişir. Bu fark Canik ve Malakanlardan az, Anadolu yerli atından fazladır. Sırt uzunluğu 57.180 +- 0.377 cm’dir. Buna göre sırt safkan Araplardan uzun, fakat Malakan ve yarım kan Araplardan kısadır. Beden uzunluğuna oranı % 38.08 olup, bu oran Araplardan (% 39.59) daha küçüktür.(4)



Fotoğraf 2. Uzunyayla atı fenotipine bir örnek. (K. İşcan özel koleksiyon)

Bel çukurdur, atlar kesif yemle beslendiklerinde normal, yılkı halinde, merada otladıklarında genellikle büyük, geniş ve bazen de sarkıktır. (1, 2, 3, 5)

Sağrı yüksekliği 145.330 +- 0.330 cm’dir. Cidago yüksekliği ile sağrı yüksekliği % 45.04’ünde eşit, % 36’sında cidago yüksekliği 2-4 cm fazla, % 18. 66’sında sağrı yüksekliği 2-4 cm fazladır.

Kuyruk sokumu yüksekliği 136.803 +- 0.706 cm’dir. Dolayısıyla Nonius’lardan daha düşük sağrılıdır. Sağrı düşüklüğü oldukça geniş oranda gözlenir. Sağrı uzunluğu 46.583 +- 0.63 cm olup, 41 cm ile 55 cm arasında değişir. Vücut uzunluğuna oranlanırsa % 31.285 +- 0.307 cm olup, 28 cm ile 41 cm arasında geniş bir dağlım gösterir.

Ön sağrı genişliği, 44. 637 +- 0. 357 cm olup 39 cm ile 50 cm arasında değişir. Bu değer cidagoyla kıyaslanınca, Uzunyayla atlarının Canik ve malakanlar dan daha dar bir sağrı gösterdiği görülür. Orta sağrı genişliği ise 35.362 +- 0.474 cm’dir ve 26 cm ile 44 cm arasında değişir. Ön sağrı ile orta sağrı arasındaki fark 3-16 cm arasında değişir.

Beden uzunluğu 150.143 +- 0.958 cm olup, 133 cm ile 170 cm arasında değişir. Beden uzunluğunun cidago’ya oranı % 102.982 +- 0.786’dır. bu oran, Malakanlar hariç Anadolu atlarının hepsinden fazladır. Beden genellikle dikdörtgen ve kısmen de kare görünümündedir.

Göğüs çevresi, 161.187 +- 0.635 cm olup, 151 cm ile 175 cm arasında değişir. Bu ölçü, Güneydoğu halk safkan Arapları hariç Anadolu atlarının hepsinden fazladır. Fakat, cidagoyla oranlanırsa Anadolu yerli atları hariç hepsinden dar olduğu görülür.(4)

Bacakları ve bacak bağlantıları düzgündür. Mafsallar geniş, bilekler kısa ve özellikle mera hayvanlarında çoğu kez yatıktır.(3). Arka bacaklarda vaziyelerin açıklığı ve bacakların dikliği çok görülen önemli kusurlardan biridir.(2)

İncik çevresi iskeletin ve kemik yapısının sağlamlığını göstermesi bakımından önemlidir. Uzunyayla atlarında ön incik çevresi 18.747 +- .0189 cm, arka incik ise 20.774 +- 0.191 cm’dir. Bu ölçüler, Anadolu atları içinde en kalın incik çevresidir. (3,4).

Tırnaklar kuvvetli ve siyah olup, tırnaklar yaygın olmayıp toplu ve çok sağlamdır. Derileri kalın, kılları sert, kuyruk kılları sık, sert, kalın ve uzun olur.

Uzunyayla atlarında en fazla rastlanan don % 48.35 ile dorudur. Bunu % 22.22 ile yağız, % 18.68 ile al, % 12.09 ile kır izler (3, 4, 5). Ala donun yetiştiricilerle tercih edilmediği gibi akıtma ve seki gibi nişanelerin de mümkün olduğu kadar az tutulmaya çalışıldığı bildirilmektedir.(3)

UZUNYAYLA COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ

Doğu sınırı Gürün, batı sınırı Hınzır, Kepekli ve Şirvan, güney sınırı tahtalı ve kuzeyinde Şarkışla dağlarıyla çevrelenen, yer yer birer alçak geçit teşkil eden nispeten dar yerlerde etrafındaki başka düzlüklerle birleşen 50 km en ve boyunda deniz seviyesinden ortalama 1.55-1.630 metre yüksekte bir düzlükler alanı olan bölge Uzunyayla olarak isimlendirilir. Sivas ilinden Kayseri’ye kadar uzanan ve “Uzunyayla” ismiyle anılan bu yörenin civarında diğer yerli atlardan belirli farklılıklar gösteren, Türk at ırkları içinde önemli bir yer tutan ve uzun zamandan beri “Uzunyayla atı” adı altında tanınmış bir at tipi yetiştirilmiştir. Bazı yazarlar, l. Dünya savaşından önce Uzunyayla da, 16.000 atın bulunduğunu ve 1000 kısrağa sahip yettiricilerin olduğunu ileri sürmüşlerdir.(2). Ancak, 1960 istatistiklerine göre Türkiye’de mevcut 1.312.300 adet atın yaklaşık 3.000’nini Uzunyayla atları teşkil etmektedir. Bu mevcut at miktarının % 0.23’ü demektir. (2, 3). Uzunyayla atları 1.5 yaşında kabile isimlerine göre damgalanır. Bir zamanlar damgalı atların sayısının 14000 adede çıktığı söylenir. Fakat 1928 yılında bu sayı 25000 başa düşmüştür. Ülkemizde,. 19650’lı yıllara kadar yetiştiriciliği yaygın olarak yapılan Uzunyayla atları, günümüzde giderek önemini yitirmiş ve sayılarında azalma olmuştur.

Uzunyayla At Yetiştirme İşleri Teknik ve mesai raporuna göre (5), Uzunyayla da 1938 yılında 1.979 baş kısrak kaydedilmiştir. Bu kısrakların babasının nonius, anasının Uzunyayla atı olduğu bildirilmektedir.

UZUNYAYLA KOŞUM ATI YETİŞTİRME CEMİYETİ

Pınarbaşı ilçesinde, 10.03.1937 yılında, Uzunyayla atlarının yaşatılması ve geliştirilmesi amacıyla “Uzunyayla koşum Atı Yetiştirme Cemiyeti” kurulmuştur. Bu dernek uzun yıllar tüm olanaksızlıklara rağmen çalışmış ve sonunda 10.09.1980 yılında kapatılmıştır. Bu dernek, özellikle 1940-1960 yılları arasında oldukça başarılı çalışmalar yapmış, bölgede panayır ve sergiler açmıştır. Bu dönemde ordunun at ihtiyacı buralardan karşılanmıştır. Ancak, daha sonraları ordunun at ihtiyacı bitince, Uzunyayla atlarının sayıları giderek azalmıştır.

Bugün, bölgede uzunyayla atı sayısında önemli bir azalma olmasına karşın iyi örnekleri meraklı yetiştiricilerin elinde olan bu atların genel olarak sayıları 2000’in altına düşmüştür.

Fotoğraf 3. Uzunyayla koşum atı yarışma sergi alanı, 1940 (K. İşcan özel koleksiyonu)


UZUNYAYLA ATI TİPLERİ

Uzunyayla atları 5 kabileden meydana gelmiştir.

Bunlar:

Soluh (Şelok)

Yeluh

Yağan

Lö veya Mercan

Trama

Bunların en meşhuru Soluh kabilesidir. Çerkesler Soluh olmayan atı çakal olarak adlandırmışlardır. Soluh’lar her türlü zorluğa diğer kabilelere göre daha dayanıklıdır. Her türlü uzun mesafeli yürüyüşleri ve koşuları başarı ile yapmışlardır. Genelde yeleleri kuyruğa kadar gelenlere Şelok (Soluh) denir. Soluh’lar daha dayanıklı daha güçlü ve hızlıdırlar. Çok istenen ve arzulanan atlardır. Anadolu’da bu atları uzun mesafeler de hiçbir at geçememiştir. Uzunyayla atları binek için pek uygun değildir. Ancak güzel ve dayanıklı oluşları yüzünden rahvanı aratmazlar. (3)

KULLANIM ALANLARI VE YETİŞTİRME ŞEKİLLERİ

Uzunyayla atı sahibini tanır ve sahibine karşı ateşli bir aşk ile bağlıdır ve çok sadıktır. Avrupa atlarının aksine sahibinden başkasını yanına sokmaz. Ancak 7 gün sabırla sevgi ile yaklaşılırsa o zaman yeni sahibine de yavaş yavaş alışır.

Uzunyayla atı çok zeki ve çok hisli bir attır. Çok uzun mesafelerden hissederek evinin yolunu bulur. Uzun yayla atı tam bir can dostu, insan için gerçek bir arkadaş olup ısırması ve tepmesi görülmez.

Pınarbaşı ilçesinde uçun seneler at yetiştiriciliği yapan ve sülalelerce at yetiştiriciliğini meslek haline getirmiş olan kişiler Uzunyayla atlarının uzun mesafe koşularında Urfa yöresinden gelen saf ve yarım kan Arap atlarını geçtikleri, güçlü ve dayanıklı olduğunu ifade etmişlerdir.

Yine yöre halkına göre Şelok (Soluh) lar daha dayanıklı, daha güçlü ve hızlıdırlar. Çok istenen ve arzulanan atlardır. Anadolu’da bu atları uzun mesafede hiçbir atın geçemeyeceği belirtilmektedir.

Uzunyayla atları, binek ve araba koşum hayvanı olarak kullanılmışlardır. Cumhuriyetten önce ve Cumhuriyetten sonra (1960’lı yıllara kadar), Samsun, Amasya, Tokat, Kayseri, Sivas ve Malatya arasında işleyen arabalarda genellikle Uzunyayla atlarından yararlanılmıştır. Ayrıca, orta ağırlıkta ve gerektiğinde topçu ve ağır çekim işlerinde kullanılmak amacıyla da, Nonius la melezlenen Uzunyayla atları orduda ve tarımda kullanılmıştır.(3, 4)



Fotoğraf 4. Yılkı şeklinde yetiştirilen Uzunyayla atları. (K. İşcan özel koleksiyonu)

Uzunyayla da at yetiştiriciliği, yılkı şeklinde yapılmıştır. Atlar sürüler halinde, yaz ve kış otlaklarda yarı vahşi bir halde dolaşmışlardır. Yılkılarda hayvan sayıları 100-400 arasında olup, kısraklar bir veya birden fazla kişinin veya tüm köydeki kişilerin malıdır. Yerli halk yılkıyı Şıbze olarak adlandırmıştır. Atlar merada her türlü hava değişimine karşı koyarak hayatlarını sürdürmüşlerdir. Sürekli çobanları bulunmamaktadır. Çobanlar sürüyü zaman zaman idare ederler. Yılkılar7da kısraklar 2-3 yaşında ana olur ve erkek taylar 1-2 yaşında aygırlık yapmaya başlarlar. (3, 4, 5)

Satılacak, binilecek veya kullanılacak olan hayvanlar iki yaşlarında bir kementle yakalanırlar. Dört yaşlarına kadar terbiye edilirler. Terbiye tamamen yöresel usuller çerçevesinde yapılmaktadır. Nonius melezlemesi yapılmadan önce her aygıra 15-20 kısrak verilmiştir. Böyle bir aileye sahip aygıra Şıkopsa ismi verilirdi. Şıkopsa olmak üzere ayrılan aygır bir hafta kadar kendine ayrılan 15-20 kısrakla kapalı olarak tutulur, birbirlerine alıştırılırlar. Sürüye dahil edildikleri zaman kısraklar bu aygırın etrafında dolaşır ve başka bir Şıkopsa bunları aşmağa teşebbüs etmez, damızlık dışı kalacak aygırlar ise Veteriner Hekimler tarafından kastre edilirlerdi.

Kısraklar yalnız aşım duraklarındaki Nonius veya yarım kan Nonius (Uzunyayla X Nonius) aygırlarına çekilmişlerdir. Aşım duraklarında, ayrıca bir miktar Arap ve yarım kan Arap (Uzunyayla X Arap) aygırı da olup, ufak yapılı kısraklarda bu aygırlara verilmişlerdir.(4).

Uzunyayla bölgesinde coğrafi şartlar nedeniyle besleme yetersizdir. Vadiler boyunca uzanan geniş çayırlıklar atların beslenmelerinde önemli yer tutmaktadır. Bu çayırlar köyler arasında bölündüğü gibi hemen her ailenin de kendine mahsus çayırı da olabilmektedir. Çayırlar yaz mevsiminin sonuna doğru biçilir. Bu otlar kışın atlar ve özellikle koyun ve sığırlar için kullanılır. Atlara kışın çok kar düşünce ot verilir. Havanın iyi olduğu günlerde rüzgarların karları sıyırıp açtığı meyillere yaymak suretiyle idare edilir. Kesif yem genellikle verilmez.

Anaları ile bol sütlü yaz aylarını geçiren taylar kışın açlık ve soğukla karşı karşıya gelirler. Bir kısım taylar soğuktan ve açlıktan ölebilirdi. Yetiştiriciler sergiler için ayırdıkları bazı tayları ahırda, iki sene güneş görmeden beslemişlerdi. Bu suretle besiye konan taylar analardan geçen özellikleri de yitirmişlerdir.(4,5).

Uzunyayla atları, 1.5 yaşında kabile isimlerine göre büyük şenlikler yapılarak damgalanmışlardır. Büyük bir ateş yakılarak damgalar kızdırılır, tutulan taylara vurulurdu. Tayların tutulmaları da ayrı bir zevkti. Arkan-geç denilen fazla koşan kısrağa gemsiz olarak binen bir genç, tayları kementle tutardı. Bu kısrak, bu işe özellikle alıştırılmıştı.(3)

UZUNYAYLA AT VARLIĞININ GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DURUMU

Bazı yazarlar, l. Dünya savaşından önce Uzunyayla da, 16.000 atın bulunduğunu ve 1000 kısrağa sahip yetiştiricilerin olduğunu ileri sürmüşlerdir.(2). Ancak, 1960 istatistiklerine göre Türkiye’de mevcut 1.312.300 adet atın yaklaşık 3.000’ini Uzunyayla atları teşkil etmektedir. Bu mevcut at miktarının % 0.23’ü demektir.(2,3)

Uzunyayla atının kök aldığı Çerkes atının tanıtımı amacıyla, 1998 yılında Ürdün Prensi ve 12 Çerkes kabilesini temsil eden 12 atlısı Ürdün’den yola çıkarak Kafkasya’ya at üzerinde gitmişlerdir. Türkiye’den de geçen bu yolculuk, atların uzun mesafede dayanıklılıklarını göstermek açısından da önem taşımaktadır.



Fotoğraf 5. 1940 yılında Pınarbaşı’nda yapılan Uzunyayla koşum atı sergisinde birincilik kazanan 1937 doğumlu cidago yüksekliği 158, göğüs çevresi 174, incik çapı 21 cm olan ve 80 lira ikramiye kazanan Uzunyayla atı (K. İşcan özel koleksiyonu)


BUGÜN UZUNYAYLA ATININ YETİŞTİRME AMACI VE ÖNEMİ

Uzunyayla atı soğuğa son derece dayanıklı tırnakları ve kemikleri sağlam, çevik, süratli, uzun mesafeye yürüyüş ve koşuya dayanıklı, sahibine bağlı, araba çekmede, yük taşımada ve binek olarak kullanılabilen son derece kabiliyetli, cüsse itibari ile yeterli bir yapıya sahip değerli bir at ırkımızdır.

Bugünkü Uzunyayla atının aşağıdaki nedenlerden dolayı yetiştirilmesinin çok önemli olduğu düşünülmektedir.

Yukarıda açıklandığı gibi Uzunyayla atının son derece değerli bir ırk olması nedeni ile diğer at ırklarının ıslahında kullanılabilmesi,

Uzunyayla atı gerçek bir dosttur. Dolayısı ile binicilik sporunda kullanılması ile binicilik sporunu yapanların ata yaklaşabilmesinde olumlu etkide bulunabilmesi,

Her türlü bakım şartlarına dayanıklı olması ve kolay bakılması,

Araba çekmede ve yük taşımada kullanılması,

Dünyada uluslar arası düzeyde yapılan ve rağbet gören maraton yarışlarında başarı şansının olması,

Hipodromlarda yapılacak uzun mesafe at yarışlarında kullanılabilmesi

Sıçrama kabiliyetinin yüksek olması nedeni ile konkurhipik müsabakalarında kullanılabilmesi,

Atçılık entegre tesislerinde kullanılabilmesi,

SONUÇ

Geçmişte Uzunyayla atı, Anadolu’ya getirilişinden bu ayan Türk at ırkları arasında önemli bir yer sahip olmuştur. Özellikle ordunun at ihtiyacını Uzunyayla dan karşılaması sonucunda bölge insanı önemli bir gelir kaynağına kavuşmuştur. Daha sonraları ata olan bu talebin tamamen ortadan kalkması sonucunda bölge insanı da önemli gelir kaynağından yoksun kalmıştır. Arazinin yüksek rakımlı olması ve düşük kaliteli toprak yapısı nedeniyle tarım gelirleri oldukça düşük seviyelerdedir. Attan elde edilen gelirin de ortadan kalkmasıyla birlikte bölgeden insan göçü de hızlanmıştır. Son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi özellikle Türkiye’de de ata olan ilginin artması sonucunda bölgede at yetiştiriciliği yapan işletmeler yeniden kurulmaya başlanmıştır. Bölge arazi ve iklimiyle tüm at ırklarının yetiştirilmesine uygun yapıdadır.

Ülkemiz kendine has özel hayvan ırkları açısından oldukça zengin sayılabilecek bir durumda olmasına karşın, bu zenginliklerini her geçen yıl giderek yitirmektedir. Ankara kedisi, Ankara tavşanı, Ankara keçisi, Van Kedisi, Sivas Kangal Köpeği koruma altına alınmadığı takdirde yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. Uzunyayla atı, Anadolu at ırklarının en önemlilerinden biridir. Maalesef şu anda sayıları süratle azalmaktadır. Bu hayvanları yok olmaktan kurtarmak, ulusal varlıklarımızı sonsuza kadar yaşatmak, başta bilim çevreleri olmak üzere herkesi görevi olmalıdır. Bugün, Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi tarafından Uzunyayla atlarıyla ilgili olarak bilimsel bir araştırma planlanmış ve çalışma projelendirilmiştir. Proje kabul edilmiş olup Uzunyayla atı ile ilgili Kayseri’ye bir yetiştirme merkezi kurulmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir.

KAYNAKLAR.

Arpacık, R., At Yetiştiriciliği, 2. Baskı, Şahin matbaası, Ankara, 1996.

Batu, S., Türk Atları ve At Yetiştirme bilgisi. Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi yayınları: 13, Ders Kitabı: 11, 3. Baskı, Rüzgarlı matbaa, Ankara, 1962.

Güleç, E., Türk At Irkları. Anadolu At Irklarını Yaşatma Ve Geliştirme Derneği Yayını, Ankara, 1995.

Tugan, T., Uzunyayla Atları. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Hayvan Yetiştiriciliği ve İşletme bölümü, Yüksek Lisans Tezi.

Uzunyayla At Yetiştirme İşleri tetkik ve Mesai Raporu. Ziraat Vekaleti Neşriyatı, Ekspres Basımevi, İstanbul, 1938.



Bu Haberi Gönderen: admin
Bu Haber 3518 Kez Okundu.

Haberin Gönderilme Tarihi: 26.05.2007 ; 13:58

Haber Kategorisi: yasam