Bugün : 25 Mayıs 2017

Üye Ol
Şifremi unuttum

Üye Bilgileri

Online Ziyaretçi: 3
Online Üye: 0
Online Yönetici: 0

Toplam Üye: 1706
Son Üye: adigadıj2001

Online Üyeler:
Şu An Online Üye Yok
Hoşgeldiniz Ziyaretçi!
IP Adresiniz: 54.224.153.234
Üye olmak için Buraya tıklayabilirsiniz.

Toplam Hit : 32794887
Toplam Tekil Hit : 13307911
Site Kuruluş Tar : 11.05.2007

TRT Çerkeslere televizyon kanalı açmalı mı ?

Evet
Hayır

Toplam Oy: 4729
[Sonuçlar]
Köy Muhtarı
Muhtar İsim: Mehmet YILDIZ
Ev Tel : 0352 531 10 10
Cep Tel: 0505 855 55 98
Bilgin, bilgisiz kaptana benzerse, Kendisiyle yolcuları da batırır.

ÜÇ AYLAR VE KUTSAL GECELER


Recep, Şaban ve Ramazan ayı, Kadir gecesi ve diğer kandil geceleri, günahlardan arınma, Allah’a (c.c.) kul olma zevkini tatma zamanlarıdır.
Sponsor Bağlantılar
İslamiyet’te üç aylar diye ifade edilen Recep, Şaban ve Ramazan aylarının başlangıcı olan, Recep ayına girmiş bulunuyoruz. Bu aylar ve geceler Allah’ın (c.c.) biz mümin kullarının kat be kat af ile ödüllendirileceği ve günahlardan arındırılacağı kutsal zamanlardır.
İslamiyet, insanlığın en son ve en büyük ümididir. O sadece bir ümit değil, insanlığın tek kurtuluş yolu ve çaresidir. İslamiyet, rahmet ve bereket kucağını bütün insanlığa açmıştır.
Gökler ve yerküre yaratılıp belli düzene oturtulduktan sonra çekim kuvveti adı verilen görünmez bir kudret dünyamızı güneşe bağlı kılmış ve bu günkü bizim sun-i zamanımızı oluşturmuştur. Kuran bu hususta ilim adamlarına ipucu vermektedir.
Şüphesiz ki ayların sayısı Allah katında gökleri ve yeri yarattığı günde Allah’ın kitabında on ikidir… (16/36) İster ay takvimine, ister güneş takvimine göre konu ele alınsın, yani bir yıl ister 354 gün, ister 365 gün olarak hesaplansın ayların sayısı on ikidir.
Son olarak Gregoryen takvimi de bir yılı on iki aya ayırmıştır. Yıl, her biri kavuşum ayının dörtte birine tekabül eden elli iki haftaya bölünmüştür.
Allah’ın sunduğu kolaylıklardan birisi de orucun Kameri yıla göre tutulmasıdır. Güneş Yılına göre değildir. Bu iki takvim arasında 11 gün fark vardır. Böylece bu ibadet her mevsimde tutulsun, müminler arasında uzun ve kısa, sıcak ve soğuk günlerde eşitlik amacı sağlansın.
Bu yıl da takvim hesapları neticesinde Eylül ayının birinci günü Mübarek Ramazan ayının başlangıcı olarak belirlenmiştir. Özellikle Recep ve Şaban ayları, Ramazan ayını karşılama ve ona hazırlanma dönemidir. Recep, Şaban ve Ramazan ayı, Kadir gecesi ve diğer kandil geceleri, günahlardan arınma, Allah’a (c.c.) kul olma zevkini tatma zamanlarıdır.
Peygamberimiz (sav) “Allah’ım Recep ve Şaban’ı hakkımızda mübarek kıl, bizi Ramazana kavuştur.” Diye dua etmiştir.(Ahmet b.Hambel Müsnet 1/259) Nitekim Yüce Allah (c.c.), engin rahmetine sığınıp, tövbe etmemizle ilgili şöyle buyurmaktadır. “De ki; Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları af eder, çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”(Zümer39/53) ve yine bu hususta cenabı Hak; “Ey iman edenler! Allah’tan korkun, herkes yarına ne hazırladığına bir baksın. Allah’tan sakının. Çünkü Allah işlediklerinizden haberdardır.” (haşr59/18) buyurmaktadır. Recep ayını ilk Cuma gecesi Regaip kandili olup aynı ayın 26 sına rastlayan gece de Miraç gecesidir.
Miraç; Kelime anlamı yükselme, yücelme, yukarı çıkma gibi anlamlar ihtiva etmektedir. Hicretten bir buçuk yıl kadar önce vukuu bulmuştur. Gecenin az bir bölümünde Peygamber (sav) Efendimizin Bey-tül Haremden, Mescidi Aksa’ya kadar olan yolculuğuna İsra, Mescidi Aksa’dan göklere yükselip madde âlemini aşmasına Miraç denir.
Miraç gecesi hakkında Yüce Allah (c.c.) buyuruyor ki; “Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescidi Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescidi Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz ki O hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (İsra 1)
İsra ve Miraç, şüphesiz ki İslam tarihinde ve Hz. Muhammed’in (sav) hayatında çok önemli bir olaydır. Birçok tefsirlerde buna yeterince açıklama getirilmiştir. Burada sözü edilen olayın bizlere neleri öğrettiğini özetlemek gerekirse;
- Hicretten bir, ya da bir buçuk yıl önce gerçekleşen Miraç, bu ümmete birçok yeni gerçeklerin kapılarını açmış ve İslam’ın yüceliği, yayılıp üstünlük sağlayacağını müjdelemiştir.
- İslam’ı saran tehlike çemberinin tesirini kaybedeceğini haber veriyor.
- Hakkın emekleyerek de gitse daha erken hedefine ulaşacağını bildiriyor.
- Daha önceki dinlerin yürürlükten kaldırıldığını ilan ediyor.
- Burak’ın çok süratli yol alışı İslam’ın kısa zamanda Arap yarımadasını hâkimiyet altına alacağına, kıtalar üzerine yayılacağını işaret ediyor.
- Hz. Muhammed’in (sav) ilahi kudretin tecelli ettiği Sidretü-l Münteha’ya yükselmesi, beşeri ilmin ilerleyeceğine işaret ediyor.
- İnsanla Allah (c.c.) arasında yolu en işlek duruma getiren namaz ibadeti farz kılınıyor.
- Bakara suresinin son bölümü, ikinci bir hediye olarak sunuluyor.
- Allah’a ortak koşmayan müminlerin bağışlanacağı müjdesi veriliyor.
Miraç hadisesinde fiziki şartlar, zaman ve mekân mefhumu kaldırılmış, ilim ve fennin ötesinde, insan irade ve kudretinin üzerinde, insanı ve insanlığı aciz bırakan bir mucize gerçekleşmiştir. Mucizeler, tabiat kanunlarının dışında cereyan eden harikulade olaylardır. Bu sebeple onları akıl ölçüleri içinde değerlendirmek doğru olmaz.
Üç ayların ikincisi olan Şaban ayıdır. Şaban ayının 15.gecesi Berat Kandilidir.
Hz. Peygamberimiz, üç ayların ikincisi olan Şaban ayı hakkında ; “Şaban ayı, kulların yaptıkları işlerin Yüce Allah’a sunulduğu aydır.”(Nesâi Sıyam 70) buyurarak Müslümanlar için bulunmaz bir fırsat olan bu zaman diliminin önemine işaret etmiştir.
Berat; Kelime anlamda günahlardan, borçlardan, cezadan kurtulmak, dini anlamda ise ahlaki güzelliklerin yaşandığı, rahmet ve mağfiret mevsimi, mübarek Ramazan ayına adım adım yaklaşıldığını müjdeleyen kutlu bir gecedir.
Diğer bir hususta Berat gecesi insanoğlunun kulluk bilinciyle kendisiyle hesaplaşarak bir yıl boyunca yaptıkları ve yapamadıkları hakkında yüzleşmesinin, kötü huylardan dolayı af edilmesinin zamanıdır. Sevgili Peygamberimiz (sav); “Şaban ayının 15. gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Allah bu gece dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve yok mu tövbe eden, tövbesini kabul edeyim, yok mu rızk isteyen, rızk vereyim. Yok mu başka isteği olan, onu vereyim.” (İbn-i Mace, İkamet’s Salat 1914) diye buyurmuşlardır. Bu çağrılar bizi uyandırmalı, ümitlerimizi canlı tutmalı, bundan sonraki yaşantımızda da daha dikkatli olmamızı sağlamalıdır.
Allah (c.c.) Nur suresinin 31. ayeti kerimesinde; “Ey müminler! Hepiniz Allah’a tövbe ediniz ki felâha eresiniz.” Yine Peygamber Efendimiz (sav)’in şu hadisi şerifine dikkatle kulak verelim. “Bir kul can çekişmeye başlamadığı sürece Allah onun tövbesini kabul eder.” (İbn-i Mace Tövbe 30)
İlahi Rahmetin zirveye ulaştığı bu manevi mevsimlerde, Allah’a, ailemize, çocuklarımıza, çevremize, milletimize ve tüm insanlığa karşı olan görev ve sorumluluklarımızı yeniden hatırlayalım.
Bu duygu ve düşüncelerle önümüzdeki Miraç, Berat ve Kadir gecelerinizi kutlar, bu kutsal zaman dilimlerinin insanlığa barışa, huzura, saadete erdirmesini ve bütün müminlerin affına vesile olmasını yüce Allah’tan niyaz ederim.
İSMET BORAN




Bu Haberi Gönderen: İSMET BORAN
Bu Haber 3166 Kez Okundu.

Haberin Gönderilme Tarihi: 23.07.2008 ; 12:01

Haber Kategorisi: guncel