Bugün : 26 Haziran 2017

Üye Ol
Şifremi unuttum

Üye Bilgileri

Online Ziyaretçi: 60
Online Üye: 0
Online Yönetici: 0

Toplam Üye: 1706
Son Üye: adigadıj2001

Online Üyeler:
Şu An Online Üye Yok
Hoşgeldiniz Ziyaretçi!
IP Adresiniz: 54.158.63.41
Üye olmak için Buraya tıklayabilirsiniz.

Toplam Hit : 35508487
Toplam Tekil Hit : 14530859
Site Kuruluş Tar : 11.05.2007

TRT Çerkeslere televizyon kanalı açmalı mı ?

Evet
Hayır

Toplam Oy: 4731
[Sonuçlar]
Köy Muhtarı
Muhtar İsim: Mehmet YILDIZ
Ev Tel : 0352 531 10 10
Cep Tel: 0505 855 55 98
Okumadan âlim, yazmadan kâtip, Gezmeden seyyah olunmaz.

Aile Yapısı


Disiplin ve terbiye yuvasi
Sponsor Bağlantılar
Çerkeslerde aile fikri çok eskilere dayanir ve oldukça gelismis bir yapi özelligi arzeder. Bu nedenle de toplum hayatinda önemli bir yeri vardir.
Aileyi yikmak isteyen sosyalizm gibi düsünce akimlari Çerkesler arasinda fazla ragbet görmemis, eskiden beri aileye saygi ve sevgi muhafaza ve devam ettirilmistir. Eskiden Simye(Araplarda besinci göbekten sonra gelen aile fertleri) arasinda evlenmeyi yasaklayan bazi milletlerde baska kabile ve soylardan alinan kizlardan dogan çocuklar anneye, annenin mensup oldugu kabileye ve soya ait oldugundan bu gibi ailelerde babanin çocuk üzerinde hiçbir surette hakki olmazdi.
Baska ailelerden, soylardan evlenmek mecburiyeti Çerkeslerin güzel düsünüslerinin bir örnegidir.
Kendi soyundan kiz almayi Çerkesler menetmislerse de hiçbir vakit madersahilik gibi gayri tabii bir aile usulünü kabul etmemislerdir. Fakat eski Romalilarda oldugu gibi aile reisi olan babanin hakimiyeti hiçbir vakit sinirsiz olmamistir ve aile efradina esaret hayati yasatan zulüm derecesine vardirilmamistir. Ailenin birligini saglayan babanin mevkiine riayet ve saygi gösterilir ancak sahsi hürriyet ve istiklâle hürmet edildiginden aile fertleri birbirinden ayrilabilir, mal ve mülk sahibi olabilir.
Bundan ötürü sahsi hürriyet ve istiklâli bozan asiri bir disipline dayali büyük ve kalabalik ailelerin tesekkülü de zaruret haline gelmezdi. Ancak fertlerin ayrilmasi aile arasindaki manevi birligi ve bagliligi asla bozmazdi. Ayrilan kardesler ve evlâtlar arasindaki baglilik daha fazla samimiyetle devam ederdi. Çerkes aile hayati fertler açisindan gerçek bir mektep özelligi tasiyordu.
Çerkes aile hayati, sevilen kimselerin elemlerinden aci duymayi, kendisini büyüten ailesinin fedakârligini takdir etmegi, onlarin isteklerine saygi gostermeyi, kardeslerin kendisiyle bir saymasini, sonra da kendi çocuklarini güzel idare etmesi, magrur olmaksizin kendisine hürmet ettirmeyi, mesru büyüklerine itaatli olmayi, zaaf göstermeden adil olmayi, siddet göstermeden kumanda etmeyi ögretirdi.


Aile hayati
Çerkes aile hayatinin sekli, diger milletlere biraz garip gelelebilir. Çerkes aile hayatinin esasi resmiyettir. Çerkesler, gerek evlerinde gerek disarda laubalilik, teklifsizlik ve nezaketsizligi büyüge karsi saygisizlik addederler.
Nezaketsizlik ve saygisizliga tölerans gösterilecegine kimse inanmaz.
Fakat saygi ve nezakete dayali bu resmiyet ailede ne soguk bir hayat ne de bir esaret meydana getirir. Yabancilar bu insani ve kibar hayatin inceliklerini takdir edemedikleri için zor ve gayri tabi olarak yorumlayabilirler ancak bu hayat tarzi Çerkesleri asla sikmaz.
Bilakis aileler laubaliligin meydana getirdigi olumsuz etkenlerden bu sekilde uzak tutulmus olur.
Çocuklar aile içinde büyük bir intizam, saygi ve baglilik içinde dogup büyürler. Bu nednele de aile hayati bir fazilet mektebi sayilir.


Baba
Aile reisi olan baba, aile efradina karsi vakur, sefkatli bir amir ve terbiyeci gibi özelliklerini daima muhafaza eder. Bütün aile efradi da kendisine karsi hürmetkâr ve tam bir baglilik gösterir. Onun her emri itirazsiz yapilir. Kocanin karisi karsisindaki konumu da esitlige saygi ilkesi çerçevesindedir.
Çünkü kadin ile erkek arasindaki esitlik birbirine benzememek seklinde bir esitliktir. Yoksa kari ile kocanin faaliyetlerinin çesitli almasini men etmeye kimse muktedir degildir.
Daima kendi hakkini savunmak seklindeki asiri merak kadar teessüfe deger haller ailede görülmediginden kari koca arasindaki gerçek esitligin seviserek, birbirine saygi duyarak, sevinç ve kederlerini, ümitlerini müsterek bir hale getirmek oldugunu, yoksa herkesin kendi dünyasinda serbest yasamak olmadigini pek iyi bilirler.
Çerkeslerde çok kadinla evlenme adeti yoktur. Çerkeslerle kadina ziyadesiyle saygi duyulur. Hattâ evlendikten sonra da kadin soyadini muhafaza eder. Koca zevcesini adiyle çagirmaz. Kendi soyunun ismiyle çagirir. Çünkü kadina soyunun ismiyle hitap etmek Çerkeslerce saygi belirtisidir. Asil adiyle çagirmak daha çok teklifsizlik sayildigindan kadinin akrabasindan olmayanlar da soyadiyla hitap ederler. Evlenen kadinlar soyadi istiklaliyetlerini muhafaza ederler.
Babanin huzurunda karisi ile kizindan baska aile efradindan kimse oturamaz. Digerleri saygi ile ayakta beklerler. Karisi bile çocuk sahibi oluncaya kadar oturamaz. Ailenin hiçbir ferdi baba ile yemek yiyemez.
Baba küçük çoçuklarini öpüp oksamaz, kucagina almaz. Sevginin sözle degil, kalple oldugunu bildigi için Çerkes aile efradina karsi olan sevgisini yilisik bir surette açiga vurmayi kibarliga aykiri görür.
Fakat narin vücudu, ince kalbi hasebiyle daha çok sefkat, sevgi ve himayeye ihtiyaci oldugundan kiz çocuklarina anlayis gösterir.
Erkek çocuklanna karsi muamelesi ise bir ögretmenin ögrencilerine karsi yaptigi muameledir. Onunla yüz göz olmaz, senli benli olmaya asla meydan vermez. Bütün , çocuklarina isimleriyle seslenir. Yavrum, cigerim, canim gibi deyimler kullanmaz. Babanin eli erkek çocuk üzerinde titremez. Bilakis onu, istiklal ve sahsiyet sahibi etmek için serbest büyütür.


Anne
Çerkes ailelerinde anne, pek degerli ve serefli bir mevkidedir, ikinci aile reisidir. Bilhassa evin iç islerindeki hak ve istiklâline saygi ve riayet olunur.
Aile reisi olan babanin buna karismasini saygisizlik, kadina tahakkümü mertlige aykiri telâkki ederler. Kadinin bu hakkina ima olarak "TIBISIM" yani "ev sahibemiz, mihmandarimiz" diye hitap ederler. Böylece kadini asil ev sahibi ve kendisini onun misafiri sayarak ev islerinde kadinin riyasetine hürmet gösterdigini belirtir.
Kocasinin son derece saygisina mazhar olan anneye, gelinleri "GUASE" yani prenses diye hitap ederek saygi duyarlar. Anne ile çocuklar arasindaki iliskiler baba ile çocuklarinkinden oldukça farklidir. Anneler sefkat kucagini açar ve çocuklari sevgiye bogarlar.
Kadin kocasina aslâ adi ile hitap etmez.
Anne çocuklarini isimleriyle çagirir. Bazen de sefkatine ve teklifsizligine delâlet eden takma isimler kullanir.
Ev islerinde tam yetki sahibi olan kadinin sorumlulugu çok genistir. Kocasinin bulunmadigi bir zamanda gelen misafirleri kabul ve agirlamak, misafirin sinif ve mevkine göre hürmeten kuzu, koç hatta öküz kesmek, kocasinin misafire adet üzere vermesi gereken hediyeyi vermek kadinin yetkisi dahilindedir.


Çocuklarin egitimi
Çerkesler hamile kadinin sagligina çok dikkat ederler. Çocuk dünyaya gelince bütün akraba ve komsular tebrik için gelirler. Hediye olarak Haluj, börek, koç ve kuzu gibi seyler getirirler. Çocugun ninesi de kiz evlâda sirma islemeli besik takimi ve güzel elbise gönderir.
Besik göndermek ugursuzluk olarak kabul edilir. Çocugun dogusu serefine ekseriyetle kurban kesilir. Kamsulara zifayet verilir.
Çocuk besikleri agaçtan yapilmis olup belli sekildedir. Sirma islemeli süslü örtülerden baska asil besigin süsü yoktur.
Çocugu sabah aksam yaz ise soguk, kis ise az ilik su ile iki defa banyo yaptirirlar. Bazilari yaz ve kis soguk su ile yikanir. Kadinlarin bazisi da çocuklari sabah, ögle, gece yatirilirken olmak üzere üç defa banyo ederler. Soguk su ile banyo edilen çoculkarin daha saglam ve çevik olacagina inanilir.
Sabah, ögle, ikindi ve yatarken çocugu dört defa muntazaman kaldirirlar ve süt verirler.
Çocuga annesi süt verir. Kâfi gelmedigi takdirde komsu kadinlar arasinda ufak çocuklu varsa ondan istifade ederler. Yoksa eksiklik keçi, inek sütü ile tamamlanir. Dis çikarincaya kadar çocuga baska yemek vermezler, yalniz sütle beslerler. Dis çiktiktan sonra SEKURIP adi verilen sütten ve baldan pisirilmis bir çesit muhallebiden azar azar vermeye baslarlar. Çocuga babasi ya da annesi ad takmaz. Dedesi, ninesi yahut yakin akrabadan bazan de dostlarindan biri ad takar.
Anne çocugun yasina göre Ahlâki terbiyesine dikkat eder ve karakterinin tesekkülüne yön verir. Çocuga karsi ciddiyet gösterirse de ruhunu öldürecek siddet ve onu alçaltacak halleri reva görmez. "FEMIF" yani beceriksiz, "KARABG" yani korkak kelimeleri çocugun terbiyesi için kullandigi yegâne degnektir. Bu kelimeler çocuga vazifeperverlik, mertlik, cesaret hissini asilar. Aile hayatindaki resmiyet ve misafir odasi (Haces) çocuga sosyal terbiyeyi verecek mekteptir. Çerkesler çocuklara kalin pamuklu seyler giydirmezler. Vücudu sicak ve soguga dayanikli olmasi içiz elbisenin hafif fakat zarif olmasina dikkat ederler. Çocuk elbiseleri erkek ve kadin elbiselerinin küçültülmüs seklidir. Ancak pek ufak çocuklara kalpak giydirmezler.
Çerkeslerde kiz ve erkek çocuklari bir arada ders görür.

Yukari dön

Yürüme çöregi
Çocuk yürümege baslayinca adam olmak üzere ilk adimi atmis sayilarak gelecekte yapacagi meslek hakkinda bilgi edinmek için anne büyük ve süslü bir çörek yapar.
Çöregin üzerine çocugun erkek ve kiz olmasina göre kalem, kitap hakka, silah yahut igne, makas, yüksük gibi aletler konur. Ondan sonra aile fertleri huzurunda yapilacak merasim için çocuk süslü elbiselerle donatilir.
Sonra üzerindeki esyadan birini almak üzere çöregin yanina oturtulur. Çocuk da tabiatiyla gözüne hos görüneni alir. Aldigi seye göre anne de kendisini çocugun egilimlerini anlamis olur.
Meselâ silâh aldi ise kahraman, kalem ve kitap gibi seyler aldi ise alim, çekiç aldi ise sanatkâr olacagina hükmeder.


Kurban töreni
Çerkesler, dogan çocuklar için kurban keserler. Analar bunu ömrün uzamasi için bir vesile saydiklarindan ihmal ettirmezler. Ekseriyetle iki yasina gelince kurban merasimi yapilir.
1839'da Mr. Bell, Çerkesya'da bulundugu bir kurban merasimini su sekilde anlatiyor:
Bu gün hane sahibim oglunu Allah'a takdim etti. Ormanin ortasinda âdetlere göre sofralar dizilmisti. Civardaki muhtelif evlerden getirilmis olan bu sofralardaki yemekler de çesitliydi. Sofra
getirenlerin çagu sofrayi ruhani reis vazifesi gören ihtiyar sahsa verdikten sonra baslarini açarak diz çöküyor, baslarini yere dogru egiyorlardi. (O sirada Çerkesler Müslüman olmakla beraber, putperestlik ve Hiristiyanliktan alinmis kadim dinlerine ait merasimi büsbütün terk etmemislerdi.) Bu mukaddes yerin kenarinda benim için de bir kir minderi serilmisti. Diger yönden de benden sonra gelmeye baslayan ve sayilari altmisa varan kadinlar dizilmisti. Ihtiyar kadinlar ates basinda, kizlar da sik bir agaçligin kenarinda idiler. Dini merasim evvelce gördügümden daha muhtesem surette yürütüldü. Önce "The Skhoa" ye yani "Ulu Tanri"ya temizleneceklerine dair bir dua yapildi. Ruhani reis bu duayi okuduktan sonra sag elinde "Suatn" denilen içki dolu bir agaç kadeh, sol elinde mayasiz büyük bir çörek oldugu halde ilerledi ve arkasinda duran muavinlerine verdi. Onlardan tekrar bes, alti kadeh ve ekmegi birer birer alarak hepsine ayni sekilde dua etti. Daha geride baslari açik olarak yere diz çökmüs ve baslarini yere egmis olan cemaat de yüksek sesle ayni duayi tekrar ediyor, ihtiyar kadinlar da buna istirak ediyorlardi. Buradan sonra üzerinde dua okunan Suat ve çörekler hazir olanlara dagitildi. Sonra iki keçi ve bir koyundan ibaret olan kurbanlar, her biri iki adam tarafindan tutuldugu halde getirildi. Ruhani reis her birisinin üzerine dua okuduktan sonra baslarma kadehteki Suattan birer parça döktü. Killarindan birer parça alinarak arkasin da duram üç balmumu samdan yakildi. Sonra kurbanlar kesilmek üzere geri çekildiler. Ibadet merasimi sona erdiginden herkes baska sey1erle mesgul oldu. Bazilari kurbanlarm etinin kesimine yardim etti. Bazilari büyük kazanlar hazirladilar. Digerleri de yemek hazir oluncaya kadar eglendiler. Hatirli kisiler ise bu arayi konusma ile geçirdiler. Vazifesini talkdire deger bir basari ile yapmis olan ruhani reis basi açik, elinde baston, sirtinda manto oldugu halde devamli ayakta durdu. Yemeklerin, etlerin altmisa çikan sofralara dagitimini da idare etti.

Kafkas.org.tr'dan alinmistir





Bu Haberi Gönderen: admin
Bu Haber 2491 Kez Okundu.

Haberin Gönderilme Tarihi: 18.10.2007 ; 12:05

Haber Kategorisi: kafkas