Bugün : 21 Ağustos 2017

Üye Ol
Şifremi unuttum

Üye Bilgileri

Online Ziyaretçi: 17
Online Üye: 0
Online Yönetici: 0

Toplam Üye: 1711
Son Üye: buracan315

Online Üyeler:
Şu An Online Üye Yok
Hoşgeldiniz Ziyaretçi!
IP Adresiniz: 54.225.20.19
Üye olmak için Buraya tıklayabilirsiniz.

Toplam Hit : 37651252
Toplam Tekil Hit : 15548932
Site Kuruluş Tar : 11.05.2007

TRT Çerkeslere televizyon kanalı açmalı mı ?

Evet
Hayır

Toplam Oy: 4737
[Sonuçlar]
Köy Muhtarı
Muhtar İsim: Mehmet YILDIZ
Ev Tel : 0352 531 10 10
Cep Tel: 0505 855 55 98
Hayâ ile iman birbirine bağlıdır, Biri çıktığı vakit, diğeri ona tabidir.

HASRETE YOLCULUK


Aşağıda okuyacağınız olay her ne kadar bir hikaye gibi rivayet ediliyor olsa da hem anayurtta hem diaspora da bilinen gerçekten yaşanmış bir dramdır.
Sponsor Bağlantılar
Dıgulıbğuey (bu günkü kızbrun) köyünde Ğueş’apşe Ümmet adında bir ihtiyar yaşardı. Oldukça varlıklı olan bu yaşlı adamın Ahmet ve Mahmut adında iki oğlu vardı. Ahmet evli ve henüz kundakta bir bebek sahibi idi.



Yaşlı adam oldukça ağırbaşlı ve kendi halinde bir adamdı,tüm zamanı ibadet etmekle kendi anlayışınca cennetlik olmak için çabalamakla geçerdi,yani dünya işleri ile pek bir alakası yoktu.



Bu aile yaşlı babalarının ısrarı ile 1903 yılında anayurttan ayrılıp Suriye’nin Şam vilayetine göç etmeye karar verdiler.



Evli olan Ahmet’in eşi hiçbir şekilde bu göç işine razı gelmiyordu.



Ne kadar dil dökseler baskı yapsalar da genç kadın bu konuda fikrini değiştirmemiş ve en sonunda kundaktaki çocuğunu da alarak baba evine dönmüştü.



Diğerleri de çaresiz onu bırakarak İstanbul’a doğru yola düştüler.



Aradan üç beş yıl geçtikten sonra çocuğun babası Ahmet oğlunu alıp ****ürmek üzere dönüp geldi , Nalçik bölge mahkemesine başvurdu ve oğlunu alabileceğine dair karar çıkarttı.



(o zamanlar gerek dini açıdan gerekse kanuni açıdan çocuk babanın sayılıyordu ve annenin hiçbir söz hakkı yoktu bu konuda)



Mahkemenin bu kararı bir görevli vasıtasıyla kadının ağabeyine tebliğ edilerek çocuğu en kısa sürede babasına vermesi gerektiği kendisine bildirildi.



Kadının ağabeyi ne yapsın, mahkeme kararı karşısında çaresiz çocuğu teslim etmek üzere babasına ****ürmek için eve geldi.



Geldi gelmesine, fakat ortada ne anne nede çocuk vardı. Her ikisi de sanki yer yarılmış içine girmişlerdi.



Yakın çevre uzak çevre demeden gereken her yere bakıldı,


gidebilecekleri düşünülen her yer arandı.


En sonunda köyün epeyce dışında kalan bir ailenin ağılında hayvanların arasında köşeye büzülmüş ve birbirlerine sımsıkı sarılmış vaziyette buldular ana oğulu.



Kadının ağabeyi ata binmiş kucağında sımsıkı tuttuğu çocuğun çığlıklarına aldırmadan onu babasına teslim etmeye ****ürürken, bir yandan “Allahım bize bu belaları getirenlerin cezasını sen ver” diye beddua ediyor,bir yandan da gözlerindeki yaşı gizlemeye çalışıyordu.



Zavallı anne ise çığlıklarıyla yeri göğü yırtıyordu. Arada bir kendisini tutanların ellerinden kurtularak çocuğunu ****üren ağabeyinin arkasından yetişmeye çalışıyorsa da yanındakiler buna izin vermiyorlardı.



Böylesine yürekleri parçalayan bir şekilde ana oğul’u ayırarak çocuğu İstanbula gönderdiler.



Ne o anne evlat sıcaklığını, ne de o evlat anne dokunuşunu hissedemedi bir daha.



Bu olay benzeri daha pek çok dram yaşandı o dönemde .



O gün erkekler de dahil olmak üzere olaya şahit olan ve gözyaşlarını tutabilen hiç kimse görülmedi.



Bu Haberi Gönderen: setenay
Bu Haber 1603 Kez Okundu.

Haberin Gönderilme Tarihi: 10.08.2007 ; 11:43

Haber Kategorisi: yasam