Bugün : 26 Haziran 2017

Üye Ol
Şifremi unuttum

Üye Bilgileri

Online Ziyaretçi: 54
Online Üye: 0
Online Yönetici: 0

Toplam Üye: 1706
Son Üye: adigadıj2001

Online Üyeler:
Şu An Online Üye Yok
Hoşgeldiniz Ziyaretçi!
IP Adresiniz: 54.158.63.41
Üye olmak için Buraya tıklayabilirsiniz.

Toplam Hit : 35508501
Toplam Tekil Hit : 14530866
Site Kuruluş Tar : 11.05.2007

TRT Çerkeslere televizyon kanalı açmalı mı ?

Evet
Hayır

Toplam Oy: 4731
[Sonuçlar]
Köy Muhtarı
Muhtar İsim: Mehmet YILDIZ
Ev Tel : 0352 531 10 10
Cep Tel: 0505 855 55 98
Okumadan âlim, yazmadan kâtip, Gezmeden seyyah olunmaz.

DİLİMİZ YOK MU OLUYOR?


Güncelle Sil
Sponsor Bağlantılar
Peki ne yapmalı DIL‘siz kalıp ölüme mahkum olmamak için?
Öncelikle kimseye karamsar tablolar cizerek ufuklarini karartmak istemedigimi belirtmeliyim, ancak Kendi adıma geçmişle bu günü irdelediğimde, ortaya cikan tablonun HOS oldugunu söylemekte olanakli degil.



Çerkes halkı şöyle bir 30 – 40 sene evvel daha kırsal yerleşim alanlarında yaşarken ana dilleri
Güncel hayatta kullanılan baskın dil idi ve kullandığımız resmi dil olan Türkçeden daha baskın kullanılan ana dilimiz maalesef, KIRSAL alanlardan KENTSEL alanlara gecmenin getirdigi büyük bir degismeyle ve degisik faktörlerinde etkileriyle, sadece SINIRLI bir alanda kullanılan bir DIL haline gelmis ve giderekte, kullanilma orani gerilemektedir.



Kentlesme ile birlikte gelen ayrisma sonucunda CERKES aileler, kendi DIL’lerinde konusacaklari muhatap bulamamis, DIL’imiz bir anlamda AILE icerisine mahkum hale gelmistir.

Bu konuda yeterince bilincli ve örgütlü bir yapilanma kurulamadigindan, diger konularda oldugu gibi DIL’imiz konusundada maalesef ayni erime sürecini yasamak durumunda kalinmistir.



Ben ilkokul seviyesine geldiğimde her çocuk gibi okula gitmek zorundaydım ama resmi dil Türkçeyi maalesef bilmiyordum, köyümde anam- babam ve tüm insanlar kendi dillerini kullanıyor ve onunla yaşıyorlardı. Türkçeyi sadece çobanlardan duyduğumuz için fazlaca kullanma şansımız olmuyor doğal olarak ana dilimiz baskın dil olarak kullanılıyordu.



Doğru dürüst bilmediğim dille eğitime başladım.Türkçe isimleri bilmiyorum terimleri bilmiyorum ve oldukça sıkıntı çekiyordum.Tabi okulda kesinlikle Çerkes‘ ce konuşmak yasak ve çok ciddi cezalarda var idi.Çerkesce konuşanlari falaka ya yatırıyorlar veya karanlık odunlukta saatlerce tek ayak üzerinde durma cezası veriyorlardi. Acikcasi ben bu cezayı ne kadar aldığımı hatırlamıyorum, ama oldukça çok sayıda cezalandırıldigimi söyleyebilirim. Bu cezalar Türkçeyi öğrenene kadar sürdü.



CERKES’lerin kendi dillerini kullanmalarinda göreceli olarak bir SORUN yok gibi görünsede, KIRSAL’dan Kentlere GÖC nedeniyle DIL’imizin kullanim alaninin son derece SINIRLI hale gelmesi, YAZILI kaynaklarin yeterince bulunmamasi nedeniyle sadece Agizdan-Agiza nakil seklinde SINIRLI bir ögrenim kaynagina sahip olmasi ve Resmi hicbir islemde gecerli olmamasi ve benzeri bircok nedenle, DIL’imizin kullanimi son derece azalmistir.



Özellikle 70 li yillardan sonra TV kavraminin aile yasamina girmesi, 80 lerden sonra TV’ler üzerindeki DEVLET tekelinin kalkmasindan sonra sayilari hizla cogalan, bu karakutular, günlük konusulan sinirli miktardaki ANADIL miktarini dahada asagilara celmis, Tüm TV’lerin TÜRKCE yayimlanmalari ise yetisen yeni kusagin, tamamen Resmi dilin etkisinde kalmasina neden olmustur.,

Kendi dilinde yayin yapan bir TV’si olmayan, birakin GÜNLÜK, neredeyse aylik yayinlanan bir gazetesi, kitaplari vs. Olmayan bir DIL’i yarinlara tasimanin güclükleri herkesin malumudur, Zaten TC’nin resmi ideolojisininde ayni paralelde, ve yasayan farkli irk ve kültürlerdeki toplumlari asimile etmeye yönelik oldugundan, özellikle DIL’imize uzak kaldik.



Sorunu böylece ortaya koyduktan sonra, bu konuda ne gibi cözümlerin üretilebilecegi üzerine her CERKES birey‘i gibi, bende sürekli düsündüm. Ne yapmali-nasil yapmaliydik. Zira zaman HIZLA akip geciyor, ve bizi birbirimize baglayacak olan, en önemli zincir halkasini eritiyordu.




Son yıllarda Avrupa birliği uyum süreci ve bu sürec sonucu yumuşayan yasalar nedeniyle, genisleyen hareket alanlari, bizleri ALFABE değişikliğiyle ilgili tartışmalara biraz kafa yormamiz konusunda düsünmeye ve yeni cözümler üretmeye yönlendirmelidir diye degerlendiriyorum.



Bir tarafta kullandığımız Kril alfabenin MUTLAKA devam etmesini savunan ve gerekçe olarak‘ ta LATIN alfabesine geçildiğinde anavatanla bağlarımızın kopacağıni - kültür ve tarihi değerlerimizin ve yazılımlarımızın ana vatanda olduğu gerekcesiyle bu dönüşümün çok zor ve daha tehlikeli olacagi iddialarıni seslendirenler.



Diger tarafta ise diasporada yasayan CERKES nüfusunun neredeyse %70 inin ANA dilini unutmuş oldugu gercegini belirterek, KRIL alfabesini hiç tanımıyan bu yeni jenerasyona hiç tanımadıkları bir alfabeyle DIL ögretmeye calismakta ısrar etmenin doğru olmadığını ve hemen hemen herkesin bildiği Latin alfabesine dönülmesini acil ve zorunlu olarak görenler var.



Kaldı ki lehçe farklılıkları ve birkaç alfabe kullanılmasıda cabası (Kaberdey Adige Abhaz alfabesi ) gibi. Geçen yıl Kaf- Fed in organize ettiği ana dil öğretmen yetiştirme kurslarına bende kısmen katıldım.
O gün kursa yurdun her tarafından katılan kardeşlerimiz kendilerini, nereden geldiklerini ANA dilleriyle tek tek kürsüye gelerek tanıttılar.
Sıra bana gelip kürsüden salona baktığımda karşımda ADIGE diline, ABHAZ diline çok emek vermiş ve bu konuda uzmanlaşmış tüm ağabeylerimizi karşımda görünce, onlardan bir ricada bulundum. Söyle bir öneri sundum.

Değerli büyüklerim hazır sizleri bu kadar kutsal bir görev için bir arada yakalamışken, lütfen sizden rica ediyorum (siz değilmisiniz abhazlar, kaberdeyler, abzehler, hatıkoylar, şapsığlar ve diğerleri hepsi kardeş ve aynı soydan gelirler diyen)
Bu ayrılmışlık, bu farklılık nedir Allah aşkına. Bugün bir fırsattır, şu kurslara başlarken bizlere bir alfabe ve bir lehçe öngörün ve biz buna göre çalışıp bu doğrultuda kurs görelim.

Gittiğimiz yerlerde insanlara öğretelim, bir ailenin içinde farklı diller konuşulmasınin normal olmadigini, ben kaberdeyleşmiş bir abhaz olarak ön göreceğiniz alfabe ve lehçeyi kullanacağıma söz veriyorum diyerek önerimi sundum.
Herkesin çok hoşuna gitti uzunca alkışladılar ve fakat bu konuşmalar bittikten sonra bizler ABHAZ’lar ayri dersliklere, ADIGE’ler ise ayri dersliklere giderek kurslara başladık.



Adige sınıfında nalçik üniversitesinden gelen adige dili uzmanı hocamız, bendende cesaret almış olacak ki tüm öğrencilere tek alfabe ve tek lehçe kullanarak çalışalım önerisinde bulundu, alikislayanlar bu kez şiddetle Tepki koyup karşı çıktılar, her biri bir tarafa çektiler ve maalesef böylece önemli bir fırsati yine lanet olası ayrışmışlığa KURBAN verdik.
Kurslar AYRISIK bicimde devam etti.



Sonuç olarak bütün bu tartışmalar ve sorunlar yaşanırken, Günes görmüs KAR gibi eriyip gidiyoruz. Değerli dostlar ben bu soruna bir çare bulamadım.
Çare bulabilecek kadarda dil konusunda kendimi yeterli bulmuyorum.

Diyasporada yasayanlarin tamamini ANAVATANA götürsek bile halihazirda kendi aramizda anlasabilmek icin TÜRKCE yada RUSCA vs. gibi bir ORTAK dil kullanmak zorundayiz.
Bu gercekleri dikkate alarak, yeniden anadil konusunda eğitimli ve yeteri kadar birikimi olan ağabeylerimize önerimi tekrarlamak istiyorum.

Lütfen hadi artık hangi alfabeyi ve dili kullanacağımıza karar verin.
Zira bir süre sonra vereceğiniz kararı uygulatacak kimse kalmayacak umarım böyle olmaz



Wuzınşev,
Abziyarazi,



Bu Haberi Gönderen: setenay
Bu Haber 3271 Kez Okundu.

Haberin Gönderilme Tarihi: 10.08.2007 ; 11:29

Haber Kategorisi: guncel