Bugün : 23 Ekim 2017

Üye Ol
Şifremi unuttum

Üye Bilgileri

Online Ziyaretçi: 21
Online Üye: 0
Online Yönetici: 0

Toplam Üye: 1711
Son Üye: buracan315

Online Üyeler:
Şu An Online Üye Yok
Hoşgeldiniz Ziyaretçi!
IP Adresiniz: 54.162.152.232
Üye olmak için Buraya tıklayabilirsiniz.

Toplam Hit : 44941106
Toplam Tekil Hit : 16784818
Site Kuruluş Tar : 11.05.2007

TRT Çerkeslere televizyon kanalı açmalı mı ?

Evet
Hayır

Toplam Oy: 4742
[Sonuçlar]
Köy Muhtarı
Muhtar İsim: Mehmet YILDIZ
Ev Tel : 0352 531 10 10
Cep Tel: 0505 855 55 98
Anı Başlığı : ÇERKES KIZININ YARGILANMASI
İsim : saim
Soyisim : Tuç
İçerik :

Sponsor Bağlantılar

ÇERKES KIZININ YARGILANMASI
(Saim Tuç Bic-ra 30.03.2014)

İki yaşıt delikanlı, yakın köydeki diğer arkadaşlarını görmeye giderler ve ev sahibi arkadaşlar misafirlerine düğün yapmak isterler. Öyle olunca bu köyden giden iki arkadaşın birinin yetişkin bir kız kardeşi vardır, arkadaşına gidip onu da düğüne getirmesini ve ev sahiplerine bir nazire yapalım ister.

Komşu genç köye döner, akşamüzeri kızı gizliden alarak ata bindirir ve yola çıkarlar, fakat bir müddet yol aldıktan sonra kızın cazibesine dayanamayan bu genç, kendine hakim olamayarak kıza birlikte olma teklifinde bulunur! Bir Çerkes delikanlısı, köylüsü ve abisinin arkadaşı olarak bu teklifi delikanlının kararlılığına bağlayan genç kız teklifi reddetmez. “Mademki öyle olmasını uygun görüyorsun yalnız ne olur olmaz yoldan sapalım” ister. Uygun bir yer bulurlar, attan iner atı bir ağaca bağlarlar ve kız, “şimdi ben arkamı döneyim sen hazırlan” der. Delikanlı üstünü çıkarttıktan sonra kız tekrar derki, “şimdi sen arkanı dön ben hazırlanayım” Genç arkasını döner dönmez kız kamayı kaptığı gibi bu zafiyetli genci haklar.

Ardından ata binerek götürüleceği köye, abisinin misafir olduğu eve gider. Abisiyle özel görüşerek durumu anlatır. Abisi ev sahibi olan arkadaşıyla birlikte konuyu aile büyüğüne intikal ettirirler. Aile büyüğü köy önde gelenlerini haberdar edip eve toplar ve aralarında olayı istişare ettikten sonra öldürülen gencin babasını getirmek üzere uygun birini görevlendirirler.

Giden görevli, gönderenleri ve kendisini onların yanına götürmek üzere gönderildiğini söyler. Her şeyden habersiz olan baba hazırlanarak toplantıya katılmak üzere köye giderler. Hiçbir şey olmamış gibi karşılanan baba ile hoş beşten sonra laf dolaştırılarak hadise sanki bir başka yerde olmuş gibi anlatılır ve bu kıza ne ceza verilmesi hususunda fikri sorulur. “O kıza ceza vermek değil, alnından öpülmesi gerekir” cevabını alınca gurubun sözcüsü, öldürülen gencin oğlu olduğunu açıklar! Adamcağız kötüleşir fakat biraz sonra toparlanarak: “O kız benim dünya ahret evladımdır, beni yadırgamayın nede olsa evlat izin verirseniz cenazesini kaldırayım” isteğinde bulunur.

YORUM…
Cenazeyi kaldırmak toplumun işiydi. Baba izin isterken, onun cenazesinin kaldırılmaya dahi layık olmadığını ima etmek istiyor...

Bu olayda kızın takdir edilecek yanı, kendini koruması değil de Çerkes mantalitesine sahip olmasıdır ve her halükarda bu sözün affedilir yanın olmadığını, hiç kimse bir şey yapmasa bile utancının onu öldürücü olacağını bilmesidir…

Eskiden kızlar tek başlarına ata bindirilmezlerdi: Ayakları atın binilen tarafına sarkık biçimde eyerin içine oturtulur ve erkek eğerin dışına terkiye binerdi. Çerkesler’de kızın sadece giyimi ve terbiyesine değil hareketlerine de dikkat gösterilirdi: Büyük adım attırılmaz, yüksekten atlamasına, ağır bir şey kaldırmasına izin verilmezdi ve ata o tarzda bindirilmesi de bu neviden bir sakınmadır…

Çerkes köyleri genelde küçük yerleşim birimlerinden oluşmaktaydı ve köye giden bir kimse kendine, sosyal konumuna uygun, gece yatıya kalmayacaksa bile bir ev sahibi edinmekteydi. Bu ev sahibi hem misafirin koruması hem de kılavuzu, yardımcısı sayılırdı. Dolaysıyla olayın çözümlenmesi onun için orada, yerinde yapılması gereği duyulmuştur…

Birde toplumda “Çağıran büyüğündür” (Vuzçıztva dıvahbab) anlayışı vardı. Büyük olanın çağrısına uyulur, özellikle gurupların çağrısına gidilmezse, gitmeyen götürülürdü. Ayrıca yargılayanların tarafsız olma, tarafların alınan karalara itirazsız uyma zorunluluğu vardı. Böylesi ciddi olaylarda heyetin mağdurun ayağına gitmesi de vardı) Evet, oğlu öldürülen bu babanın söz verdiği gibi, o kızı ölünceye kadar görüp saydığı ve bu olayın henüz kamanın bırakılmadığı dönemlerde ve Kafkasya’da yaşandığını, babamın yaşıtlarından Merhum Albora Hızır Efendiden dinlemiştim. Rahmetle anıyorum.

BİC-RA Saim 30 Mart 2014



BU KONUYU PAYLAŞIN

Share |

Gönderme Tarihi : 10.04.2014
Anı Hit : 820



Gönderilen anılar,fıkralar,yazılar vs. yazarının sorumluğu altındadır. Kesinlikle site yönetimini bağlamaz.
Yorum Gönderilmemiş..
Yorum Göndermek için Üye Olmanız Gerekmektedir..