Bugün : 23 Ekim 2017

Üye Ol
Şifremi unuttum

Üye Bilgileri

Online Ziyaretçi: 29
Online Üye: 0
Online Yönetici: 0

Toplam Üye: 1711
Son Üye: buracan315

Online Üyeler:
Şu An Online Üye Yok
Hoşgeldiniz Ziyaretçi!
IP Adresiniz: 54.166.203.76
Üye olmak için Buraya tıklayabilirsiniz.

Toplam Hit : 44939878
Toplam Tekil Hit : 16784204
Site Kuruluş Tar : 11.05.2007

TRT Çerkeslere televizyon kanalı açmalı mı ?

Evet
Hayır

Toplam Oy: 4742
[Sonuçlar]
Köy Muhtarı
Muhtar İsim: Mehmet YILDIZ
Ev Tel : 0352 531 10 10
Cep Tel: 0505 855 55 98
Anı Başlığı : Kaffed İstişari Toplantısının Hatırlattıkları
İsim : Saim
Soyisim : TUÇ
İçerik :

Sponsor Bağlantılar

Kaffed İstişari Toplantısının Hatırlattıkları
Yazım: 28 Nisan 2013 Saim Tuç Bic-ra

1961 Yılı Aralık ayında Kurulan Ankara K.K. Kültür Derneğiyle dışardan ilgilenirken 1965 Yılında Yönetime girme zorunda bırakıldım ve bu sayede Ankara da yaşayan Çerkesleri daha iyi tanıma imkânım oldu. Tanıdıklarımın birçoğu kendilerini Çerkes olarak ifade ederken, o noktadan sonra daha fazla ileri gidemediklerini gördüm. Yaşadıkları ortamlara, yöre ve boylara göre nasıl şekillendiklerini, çevre ve aldıkları eğitimin etkisiyle ne kadar farklılaştıklarını, mesleki kariyerlerine yaslanarak toplumda itibar edinme eğilimlerini daha iyi anladım.

Halen yadırgadığım bir konu var: ?Çerkes Aydını? ne demekse? Bir kültürü özümseyememiş kimse, o kültürün aydını olabilirmi?... Sonunda bende şu kanaet oluştu: ?Çerkes derneğine yönetici olmak çelik gibi bir iradeye sahip olmayı gerektirir. Çünkü demir eğilir bükülür yine demir kalır; ama çelik çatlar, parçalanır.? Dolaysıyla benim anlayış kapasitemi aşan böylesi zor işe bir daha yönelmeyi istemedim. Fakat uzakta duramadım, gerektikçe özelde aralarına katıldım ve yanlarında olmaya çabaladım. O dönemlerde hem yazanımız, hem konuşanımız yok gibiydi. Şimdilerde ise bunun tersini yaşıyoruz; hem yazanımız, hem konuşanımız çok fakat ne dinleyenimiz nede okuyanımız kalmamış gibi?

O günlerde, birde gençler üzerinde etkili olan Rodina neşriyatı ve yönlendirmeleri vardı. Sonra, Sovyetlerin Kafkasyada ki halkları ayrıştırmış olması gibi burada da ayrıştırılacağımız endişesi taşıyorduk. Dolaysıyla bunu kendiliğimizden yapmanın daha hayırlı olcağını düşünüyor ve köklere dayalı bir dernekleşmeye gidilmesinin, delegeler yoluyla bir üst birlik oluşturularak bütünleşmenin daha sağlıklı olacağı inancını taşıyorduk. İsrarcı olmamakla birlikte, bu konuyu en çok dillendirenlerden biri sanıyorum bendim. Hatta Syn Muharrem Beyin bahsettiği ?Dağlı Halklar Konfederasyonu? Başkanı Syn Şanıba Musa (Yura) nın Ankraya ilk gelişinde dernekte: Etnik temellere dayalı 16 birimi, Ruslara rağmen sanıl bir araya getirdikleri hususunu gençlere anlattırdık. Fakat, yine Muharrem Beyin işaret ettiği gibi, o günün önde gelenleri böyle bir örgütlenmenin bizi daha çok böleceği ve parçalayacağı gerekçesiyle itibar etmediler.

Şimdi yaşanmakta olan ayrışma endişesinin doğmasına, maalesef Aphaz Federasyonu kuruluşu neden olmuş gibi görünüyor. Bu teşebbüse yaklaşım hatası nedeniyle, mevcut federasyonlarla mutabakat sağlamadan ve zamanlaması açısından çoğu Abazalar yanlış bulmuşuzdur ve maalesef kuruluştaki bu hata, geleneksel açıdan düşünülürse; küçüklerine söz anlatamayanlara yada lakayt kalmış olan Aphaz büyüklerine dönük olmalıdır. Dolaysıyla bu oluşuma başta karşı çıkanların, ?Aphazya açısından zorunluluk doğmadıkça? sanıyorum önceki takındıkları tavrı aynen sürdürüyorladır.

Türkiye de camiamıza dönük dernekçiliğin Çerkes Taavun Cemiyetiyle başladığı ve Muharrem Beyin ?Biz dernekciliği Adıgelerden öğrendik? sözü doğrudur ve devamındaki kabul edilmesi gereken diğer doğru sözde şöyledir: ?Şu anda sistematik olarak gelinen nokta; Biz bu trenin çekicisiyiz, siz gelin vagonumuz olun dendi. Bu trenin çekicisi olsa olsa burası olur, buda bu işin somut gerçeği. Biz burda bizim insanlarımızla, dostluğu içinde kucaklaşarak, burada yaşama taraftarıyız ve böyle kalmaya devam edeceğiz? Sayın M. Saran?nın kararlılık ifade eden bu sözlerini: Tüm K.Kafkasya halklarının, bir bütün olarak ?KAFKAS FEDERASYONU? adı altında geleceğe yürünmesi açısından takdire şayan gördüm. Dolaysıyla tüm Kafkas camiasının birlikteliğine dönük bu yaklaşımını samimi buluyor, teşekkür ediyorum. Eskiler ne demişler: ?Ğac meyç ney-lal-ra cıjduv-xıyd? (Küçük sular birleşince büyük su oluyor)

Diğer etkilendiğim bir konu, İstanbul cenahında alelacele bir ?Çerkes Federasyonu? oluşturulmasıdır. Anlamadığım şu: Çerkes adını almakla Çerkes olunabiliyor mu? Hem, Çerkeslik kavramı sadece Adıgelere mi dönük? Eğer öyleyse Adıgeleri de yediye bölebiliriz. Eğer ayrışmak gerekiyor ve faydalıysa, sülaleler bazında da binlerce ayrışmaya gidilebilir. Bu arada bazılarınca yanlış algılandığını sandığım üç konuya açıklık getirilmesinde fayda olacağını düşünüyorum: (1) KURALLAR TOPLUMSALDIR, KURALCI TOPLUMLARDA BİREYSELLİK OLMAZ.

Xabze yöntemlerini uygulayan eski insanlarımız ?Cı nelarıyız nış yelidırğarya? (Suda doğrulan topraktan ne anlasın) kabilinden yabancıları, uyma zorunda olmadıkları veya bilmedikleri için onları ayıplamaz ve insani açıdan hoşgörü ile karşılarlardı. Ama kendi insanlarının en ufak kusuru bağışlanmazdı. İslamiyet?in kabulünden sonra şu üç kavram ayni değerde ve anlamda kullanılmaya başlanmıştır: ?Cıhuğa, Ğadıyağa, Müslümenığa? (İnsanlık, Çerkeslik, Müslümanlık) (2) HER ÜÇÜDE AHLAKSALDIR MİLLİYETCİLİK ANLAMINA GELMEZ.

(3) XABZE ÖĞRETİSİ İNSAN ONURU VE KİŞİLİĞİNE DÖNÜK ?SOSYO KÜLTÜREL? YÖNTEMLER BÜTÜNÜDÜR. Üç temel ayağı vardır: Ölçü, bilinç ve estetik! Nasıl ki Demokrasinin herkese göre bir tarifi varsa, Xabze de onun kadar açıklanamazdır. Xabze?nin Türkçe karşılığı biçimlemedir. Neyin biçimlendirilmesi: Yaşamın, hayatın? Bana göre atasözleri, eski yaşanmışların ve Xabze Öğretisinin (Aylöyhöe veya Akabz) seçili dilidir, derlerki: (1) ?Yudırra şarab, yıvumdırra laşcareb? (Bilmek aydınlık, bilmemek karanlıktır) (2) ?Yıvumemla vumgurğön, yıvumula çumırbğan? (Yoklukla tasalanma, varlık içinde çürüme) (3) ?Kunaga yızmu kunega yevxiyd. (Layık olan layığını bulur) (4) ?Yı reyşu yajagi reyşeb? (Doğrunun sözü de doğrudur) (5) ?Vuğa kaega yıgıam? (Aptal millet yoktur) dolaysıyla değer insanlarını öne çıkaramamak aptallıktır. (6) ?Ğamıç reyşe, mıç kokoe yelastın genğalum? (Düzgün ağaçlar arasında eğri ağaç varsa yakışmaz) (7) ?Ğavak yığıçız ğamış dekoeçiyd? (Gece çalanı, gündüz boğar) Yüce Yaradan?ın en çok kınadığı mürailiktir. Yani ikiyüzlülük! Hayatta art düşünceli insanlar olmasa idi herhalde her şey daha başka olurdu. Kişisel egolarını tatmin için yanlış yapanları Yüce Mevla ıslah etsin.

Saim Tuç Bic-ra
Ankara



BU KONUYU PAYLAŞIN

Share |

Gönderme Tarihi : 10.07.2013
Anı Hit : 703



Gönderilen anılar,fıkralar,yazılar vs. yazarının sorumluğu altındadır. Kesinlikle site yönetimini bağlamaz.
Yorum Gönderilmemiş..
Yorum Göndermek için Üye Olmanız Gerekmektedir..