Bugün : 24 Kasım 2017

Üye Ol
Şifremi unuttum

Üye Bilgileri

Online Ziyaretçi: 14
Online Üye: 0
Online Yönetici: 0

Toplam Üye: 1711
Son Üye: buracan315

Online Üyeler:
Şu An Online Üye Yok
Hoşgeldiniz Ziyaretçi!
IP Adresiniz: 54.145.117.60
Üye olmak için Buraya tıklayabilirsiniz.

Toplam Hit : 45917617
Toplam Tekil Hit : 17261757
Site Kuruluş Tar : 11.05.2007

TRT Çerkeslere televizyon kanalı açmalı mı ?

Evet
Hayır

Toplam Oy: 4745
[Sonuçlar]
Köy Muhtarı
Muhtar İsim: Mehmet YILDIZ
Ev Tel : 0352 531 10 10
Cep Tel: 0505 855 55 98
Anı Başlığı : Aşuwa Dili ve Amazonlar
İsim : Saim
Soyisim : TUÇ
İçerik :

Sponsor Bağlantılar

Tarih öncesi uygarlıkların ve insanların yaşam biçimleri, Arkeologların maddi buluntularıyla açıklanmaya çalışılıyor. Tarih ise, dilin yazılmasıyla başladığı kabul edilmektedir. Tarihin hangi dille başladığı ve yeraltından çıkartılan suskun belgelerin kimlere ait olduğu hakkında yeterli bilgilere sahip değil sekte... Konusunda Uzman olan kimselerin sonuç değerlendirmelerine dayanarak, bizlerde ana dilimizle ara-sıra bir şeyler söyleme ihtiyacı duymaktayız.

Dolaysıyla yaşamakta olduğumuz Anadolu coğrafyasında: Hitit halitasını oluşturan yâda Hititler öncesi kavimlere verilen isimlerin, Aşuwa dilindeki anlamlarına kısaca değinmek, sonra bazı Aşuwa Tanrıçalarından bahsetmek ve Amazonların adlarıyla ilgili tamamlayıcı bilgi sunmak istiyoruz.

Andolu Ege Yöresi yaşayanlarına verilen ad:

Aşşuwa Mira: Aşuwa'vaların yurdu, ellerindeki yer veya geliştikleri bölge.
Ahhiyawa (Hahxıyeva): Bizim taraftan olanlar.

Güney-batı ve Güney Anadolu:

Lukka: (Lukkoa: Luk, üstündeki demek ve bayana hitaptır. Burada baş anlamına gelen ka takısı kullanılmışsa da çoğul ifade eden "koa" kullanılmalıydı) dolaysıyla "Lukkoa" Bayanın taşıdığı ağırlık ve sorumlulukları anlamına gelir.
Arzawa: Düşman yâda dövüşken insan bulan.
Kizzuwatna: Ürperti veren (titreten) yer.

İç ve Kuzey Anadolu:

Maraşantiya: Güneşin doğduğu yer. (Kızılırmak deltası ve adı olarakta bilinir)
Şariya: Aydınlanış veya pay ediş anlamı verir.
Pala: Karşılayan veya karşı çıkan demektir.
Kaşka: Ayrılıkcı baş, başka baş veya ağarmış (beyazlamış) baş demektir.

Doğu Anadolu ve Suriye tarafı:

Hayaşa-azzi: Kardeşlerimizin çok olduğu yer.
İşuwa: Sizden olan, donan veya ışıyan yer.
Nuhaşşe: Yemin ediş.
Kiş: Yükseklik, sivri tepe, zirve demektir.
Akad: Başın yanındaki, yakınındaki, bitişiği anlamındadır.
Ziggurad: Kalbin yapışık, bağlı olduğu; Adıgece, kalbin verildiği yer anlamına gelir
Mızapıtamra, pıtamya: Işığın hareket ettiği, izinin olduğu yer, yani ışık yolu demektir.
Arancah: Dicle Nehrinin eski adıdır ve yatağı ova olan kral su demektir..
Purantcı: Uçan su anlamına gelir. Fırat Nehrinin eski adıdır.
Alaşıya: Kıbrıs'ın eski adıdır ve içine uzatılmış anlamına gelir.

Bu konularda daha pek çok (Alalah, Amurru, Hahhu, Halpa, Kuşşar Hat, Hatti gibi) isim ve sözcükleri anlamlandırmak mümkündür fakat, bunları bizim gibilerin ele alması biraz aşırılıktır! Ehil olanların değerlendirmesi gerekir.

AŞUWA TANRIÇALARINDAN BAZILARI:

Aşana (Şane): Aydınlatan paylaştıran ana tanrıça.

Arışna: (Eğiren, büken) demektir. Keten liflerini eğirerek kumaş haline
getirdiği için: Giyindiren tanrıça olarak kabul görmüştür..

Gunala: Kalbe giren, kalbe dolan, gönül alan anlamına gelir. Yediren içiren
tanrıça olarak kabul edilmiştir.

Xanıtsa: (İş ehli, yapım ve eser sahibi) İnce işler tanrıçası demektir.

Xantsise: Aile, iffet ve doğum tanrıçası.

Xuaşta: Gunala'ya bağlı olarak "Ocak, yemek tanrıçası"
.
Cıvave: Yağmur, Cızlan: Tatlı su tanrıçası.

Sıwıne: Bolluk bereket tanrıçası.

Merkıre: Varlık için el tutuşturan (değiş-tokuş) tanrıçası.

Gunte: (Kalpteki veya kalbin yuvası anlamına gelir) Güzellik Tanrıçası.

Xare: Greklerdeki Hera'nın karşılığıdır.

Sane: Hem çiçek hem annem anlamına gelir.

Nartsana: Nart'ların annesi anlamında da kullanılır.

Seteney Guaşa, Narsana Kuaja'nın bir muadilidir ve her ikisinin de birer oğlu vardır: Savsırıkoa (yanmışın ve yakanın oğlu) Abrıstkıl (yananı toparlayan, tutan demektir) Bu açıdan baktığımızda "Anaerkil" yapı Aşuwalar'da daha belirgin gibi görünmektedir.

Guaşa ve Kuaja sözcükleri, önceden "Tanrıça" anlamında kullanılmış olabileceği düşünülmeli! Ataerkil yapıya geçtikten sonra da Kral veya Bey'in (Ğahı = Pışı) eşi anlamında: Kraliçe, Ana kraliçe veya "Ailenin önde gelen hanımefendisi" gibi anlamlarda kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde de benzer doğrultuda kullanılması daha doğru olacaktır. Şimdilerde bunun Prenses bağlamında yorumlanması yanlış olmaktadır. "Prenses" (JAN) henüz evlenmemiş Bey kızına verilen sıfat ve ünvandır.

Toplumlar arasında etkileşim olduğu ve kimin kimi ne kadar etkilediği kesin olarak tayin edilememektedir! Dolaysıyla Grekler'in tanrı ve tanrıça adları çoğu yanıyla Adıge dilinde çağrışımlar yapmaktadır. Özellikle "Aphrodite" adının Aşuwaca anlamı gayet açıktır: Aph - kız demektir. Rov - uzun, Dite - uzunca (ca-vurgu ekidir) ikisi birden söylendiğinde "Uzunca boylu kız" anlamını alır. Birde bunların dışında: "Ataerkil" yapıya başkaldıran kadınlar gurubu vardır: "AMAZON"


AMAZONLAR
Hakkında bazı söylencelerden alıntı:

Amazon'ların normalden ayrılan yönü, kadınların savaşçı olarak yetiştirilmeleri, savaşa bir asker gibi katılmaları, erkeklerin bu savaşda yer almamaları, kadınların savaşçılığının aynı zamanda saldırganlığa dönüşmesidir. Hem kendilerinin kurdukları yerleşim bölgelerinde bulunan heykel, resim ve kabartmalar, hem de komşu halkların eserleri Amazonları savaşçı niteliklerine uygun tasvir etmişlerdir. Amazonlarda ki savaşçı nitelik o kadar baskındır ki Bilge Umar, Amazonların "tarım yapmayan, yaşamı at sırtında avcılık ve savaşla geçen bir kadınlar ulusu" olduğu görüşündedir. Bu nedenle Amazonlara takılacak adın savaşçı özelliklerine uygun bir ad olması akla uygun görülmektedir. Kaldı ki bu açıklama Amazonların konuştuğu varsayılacak bir dile göre yapılan bir açıklama da değildir.

Konuyu tartışan uzmanlardan George Thomson "Yunanlı'lar Amazonları Kafkasya'ya doğru izlerken, Artemis'in Kafkasya kökenli olduğunu benimseyen bir geleneği izlemiş olabilir." Biçiminde bir yaklaşım getirmektedir.

Eski Çağ Tarih Uzmanlarından George Thomson bu görüşünde yanlız değildir. Bazı diğer uzmanlar da Amazonları Kafkasya ile ilişkili olarak açıklamaya çalışmaktadırlar. Kafkas kabilelerinde her türlü sosyo-ekonomik faaliyetleri kadınların yapmaları, altın post efsanesi'nde altın postu aramaya giden Argonaut'ların Anadolu'nun kuzeydoğusunda Amazonlara rastlamaları, Amazonlar efsanesinde aynı bölgenin Amazonlar'ın ana yurdu olarak gösterilmesi, Amazonlar'ın başkenti olarak gösterilen Themiskyra'nın aynı bölgede olması, Amazonların ay tanrıçası ile olan ilişkileri, Amazon adıyla Kafkas dillerinden birinde "ay" anlamına gelen "maze" kelimesi arasında ki benzerlik gibi nedenle uzmanları böyle düşünmeye yöneltmiştir.

Kas-Adıge dilinde ay anlamına gelen "maze" kelimesi ile Amazon kelimesi arasında ki benzerlik ortadadır. "maze" kelimesinin sonuna "on" eki getirildiğinde amazon kelimesine çok benzeyen "mazeon, mazon" kelimesi oluşur. Ancak article bulunmayan bu dilde nasıl olmuşturda "a" eki gelmiştir? Yine bu dilde Amazon adlarının, Amazonların kurdukları şehirlerin, Amazon tanrıçası Artemis'in adları da açıklanamamaktadır. bu nedenlerle bu açıklamada genel kabul gören bir açıklama olarak kabul edilmemekte olduğu söylenir.

Genel kabul görmemekle birlikte bu açıklamayla gerçeğe çok yaklaşıldığını, bazı gerçekçi tespitlerin yapıldığını, kabul etmemizi gerektiren veriler bulunmaktadır. Anadolu ile Kafkasya arasında ki ilişkilere dikkat çeken uzmanlar çoktur. Server Tanilli üç bin yıllarında ki Anadolu-Hatti kabilelerinin dilleri ile Kafkasya dillerinin benzediğini, Hattiler'in maddi kültürü ile bu çağ Kafkasya kültürlerinin de "çok noktada birbirlerine benzediğini" kaydetmektedir. Şemseddin Günaltay, Proto-Hatti'ler, Luviler, Hurriler ve Kafkasların Hazar denizi ötelerinden "aynı zamanda batıya göçen gruplar" olduğunu belirtmektedir. Hrozny de Hititlerin Kafkaslardan gelmiş olmasını, diğer görüşlerle karşılaştırarak, "nispeten daha çok pozitif bir görüş" şeklinde değerlendirilmektedir.

Bu nedenlerle yukarıdaki açıklamada ki eksikliği Kas dillerine yönelmesine değil bunu eksik bırakmasında, Kas dillerinin hepsini incelememesinde görüyor, Kas-Abhaz diliyle daha tam ve doğru bir açıklamanın yapılabileceğini düşünüyoruz. Çünkü ilkçağlarda, iki binli yıllarda, Amazonların tarih sahnesine çıktığı dönemde, Amazonların kurduğu söylenen İzmir kenti civarında kurulan devletin adı Aşuva'dır. Lidyalı'ların da atası olan Aşuva'lar, Kas-Abhazların bir koludur. Halen Anadolu ve Kafkasya'da kendilerine "Aşuva" diyen insanlar yaşamaktadır.

Tarih olarak Amezonların İsa'dan önce xx. yüzyıl ile xıı. yüzyıl arasında yani 800 yıl varlıklarını sürdürdükleri var sayılmaktadır. Aiskhylos, "Savaşcı Amazonlar, erkek düşmanları" der. Onlar için. Amezonlar ülkesinin başkenti de Themiskyra'ydı. Yurtları üzerine kaynaklar bibirini pek tutmaz. Kimi kaynaklar onların ülkesinin Kafkaslar olduğunu söylerken, kimileri de Karadeniz'de Themedon (Terme) çayının kıyısında olduklarından bahseder.

(Est. Cerah) Prof. Dr. Ahmet Karacalar "Tarihin Amazonları Sansürlediğini" ileri sürer:
Bu kadınlar niçin ortaya çıkmış? Amazonların orijini çok karışık. Yaklaşık M.Ö. 2000'lere tarihleniyor. Bunlar tepkinin kızları. Anaerkilden ataerkile geçişte tepki göstererek savaşçı bir toplum olarak ortaya çıkıyor. Erkeği reddediyor, soylarının devamını başka şekilde sağlıyorlar: Her yıl döl almak için komşu kabilenin erkekleriyle birlikte olur, kız evlatları alıkoyar, erkek evlatları da aynı kabileye iade ederlermiş!!! Erkeksiz, sadece kadın kadına yaşayan topluluk, Kafkasya'da evliliğe başlayıp, Sarmat Kadınları olarak yaşamaya devam ediyor, A. Karaçalar.

Herodot'a göre Sarmatyalılar, Amazonlar ve İskitlerin atalarıdır. Sarmatyalılar'da kadınlar sık sık erkeklerle beraber ava çıkar, savaşta yer alırlardı. Ona göre savaşta bir adam öldürmeyen kadın evlenemezdi.

Hipokrat, Amazonları sağ göğüsleri olmayanlar olarak anlatır. Ona göre kız çocuklarına yapılan ve sıcak bronz bir metalle gerçekleştirilen operasyonla sağ göğüsün büyümesi engellenerek sağ omuz ve kolun gelişmesi sağlanırdı.

YORUM:

Hipokrat'ın bu görüşü: Eski Abaza ve Adıge kadınlarının, yakın tarihlere kadar, cinselliğı çağrıştıran göğüslerini bastırma, büyütmeme geleneğini hatırlatıyor.

Article konusu: Adıge dilinde "MAZE" sözcüğünün "AY" anlamına geldiği doğrudur. Aşuwa dilinde "MIZE" (ğamze) Lamba demektir. (Aşuwa dilinde "A" sesi, yumuşak "Ğ" sesine kaygın söylenir) Dolaysıyla Ğaşuwa dilinde ay: ĞAMIZ (AMIZ) demektir. "ZOV" sözcüğü bulan, "ZOVUN" ise bulmuştum anlamlarına gelir; ikisi birden söylendiğinde: "ĞAMIZ-ZOV" Ay'ı bulan, "ĞAMIZ-ZON" Ay'ı bulmuştum anlamına gelmektedir. Ayrıca "ĞAME" aidiyeti ifade eden bir sözcüktür, aynen MARE sözcüğünde olduğu gibi. Dolaysıyla bu açıdan baktığımızda Amezonların kendilerini "Ayın Kızları" olarak ifade etmeleri doğruluk kazanır.

Artemis: "Arte" Aşıwaca: Kalınan yer anlamına gelir."Mis" Adıgece: İşte; "Yis" İçinde oturuyor yâda oturuyor mu demektir. "Themiskyra" kelimesinin açıklanabilmesi için doğru okunabilmesi gerekiyor! Aşuwaca "Miskıra": Mis'lerin yeri yâda tuttukları yer anlamına gelir. "TE" sesçiğinin birkaç anlamı vardır, buradaki anlam ise:"İçinde - içte" gibidir. "TEHA" Göçük yâda içine yıkılmış demektir."TIHA" ise Adıgelerin Tanrılarına verdikleri addır.

Saim Tuc BİC'RA
25 Nisan 2011


BU KONUYU PAYLAŞIN

Share |

Gönderme Tarihi : 09.06.2011
Anı Hit : 2539



Gönderilen anılar,fıkralar,yazılar vs. yazarının sorumluğu altındadır. Kesinlikle site yönetimini bağlamaz.
Yorum Gönderilmemiş..
Yorum Göndermek için Üye Olmanız Gerekmektedir..