Bugün : 21 Kasım 2017

Üye Ol
Şifremi unuttum

Üye Bilgileri

Online Ziyaretçi: 17
Online Üye: 0
Online Yönetici: 0

Toplam Üye: 1711
Son Üye: buracan315

Online Üyeler:
Şu An Online Üye Yok
Hoşgeldiniz Ziyaretçi!
IP Adresiniz: 54.156.82.247
Üye olmak için Buraya tıklayabilirsiniz.

Toplam Hit : 45867568
Toplam Tekil Hit : 17237304
Site Kuruluş Tar : 11.05.2007

TRT Çerkeslere televizyon kanalı açmalı mı ?

Evet
Hayır

Toplam Oy: 4743
[Sonuçlar]
Köy Muhtarı
Muhtar İsim: Mehmet YILDIZ
Ev Tel : 0352 531 10 10
Cep Tel: 0505 855 55 98
Anı Başlığı : Abhaz Federasyonu
İsim : Saim
Soyisim : TUÇ
İçerik :

Sponsor Bağlantılar

SAYIN KURUCU MÜTEŞEBBİS HEYETİ'NE 07.01.2010
Kuzey Kafkasya orijinli insanların Türkiye'de örgütlenmesi, Çerkes Taavun Cemiyetiyle başlar. Anayasa değişikliği ile 1961 yılından itibaren hızlanan dernekleşme süreci, tek çatı altında toplanma arzusuyla federasyonlaşmaya kadar gider. Boy farkı gözetmeksizin sağlanmak istenen bu birliktelik; İdeolojik eğilimler ve yaşlı genç uyuşmazlığı nedeniyle iki başlılığa dönüşür. Bu durumdayken Güney Osetya, Çeçenistan ve Abhazya olayları ortaya çıkmış. Dernek ve federasyonların öne çıkarttığı kıriz masası ve "dayanışma" komiteleriyle (iyi veya kötü) bilinen sonuçlara ulaşılmıştır. Özellikle Abhazya'da varılan sonuç bazı Abhaz'lara yeterli gelmese de genelde memnuniyet verici seviye de görünmektedir.
Türkiye'de dernekleşmenin başladığı dönemler de, Şahsen: Her Kafkas halkının kendi derneklerini kurmaları ve bütün boyların kendi aralarından belirleyecekleri delegeler yoluyla bir üst birlik oluşturulmasının fırsat buldukça hep söylemcisi oldum. Fakat zamanında kimseye söz dinletemedim. İl ve ilçeler bazında teşkilatlanmaya gidildi. Eğer 29 Ekim 2009 Tarihli bildirinizi 14 Ağustos 1992 tarihinden önce yayınlamış olsaydınız Abhaz federasyonu'nun kurulması konusunda, yanlış ve doğruluğuna bakmadan bende sizlerle beraber olurdum.
Şimdi, "çeşitli örgütlenmeler içine savrulmuş" Abhaz'ların bir araya getirilmesinden söz ediyorsunuz... Sizlerin önayak olduğu ve ilk bakışta makul gibi görünen bu Abhaz Federasyonu girişimi, bana göre: K.Kafkas halkları'nın ayrıştırılması anlamına geliyor. Yani, şimdiye kadar yapılan teşkilatlanmanın alt üst edilmesi... Eğer yeni bir teşkilatlanmaya ihtiyaç varsa: 17 Yıl önce K.Kafkas halklarıyla birlikte verilen çetin mücadeleden sonra, Abhazlar'ın onlarla birliktemi hareket etmesi gerekir, yoksa ayrı baş mı çekmesi icap ediyor?
Sayın Stanıslav LAKOBA 23.04.1993 Londra'da verdiği konferansın bir bölümünde şöyle diyor du: "Abhazya halkı, savaşın ilk günlerinde, bütün dünyayla ilişkimiz kesilip tam bir izolasyon halinde olduğumuz sırada, Konfederasyon gönüllülerinin dağ yollarından yardımımıza koşmuş olması hiçbir zaman unutulmayacaktır. Bunlar: Kabartaylar, Çeçenler, Adıgeler ve G.Osetyalılar, Çerkesler ve Abazinler'di. Onların sayesinde bu eşsiz mücadelede ayakta kalabildik. Şimdi Abhazya'da durum değişti. K.Kafkasya, Abhazyayı desteklemek üzere ayağa kalkınca Rusya yönetimi, Abhazlar'la ilgili tutumlarını değiştirdi. Savaşın ilk günlerinde Şevardnadze, Konfederasyonun Abhazlar'ın yardımına gelebileceği-ne inanmıyordu: "Konfederasyon kâğıttan bir kaplandır" dedi ve feci şekilde yanıldı."
28 Ağustos 1992 tarihli Milliyet Gazetesinde şu ifadeye yer verilmişti: "Abhazya olayları patlayınca Türkiyeli Abhazlar ve Çerkesler "sivil bir seferberlik ilan ettiler. Sayın Atay Ceyişakar'ın başkanı olduğu Türkiye-Abhazya dayanışma komitesi bir hafta içinde Yüz bin dolar ve Yirmi koli ilaç toplayarak Abhazya'ya ulaştırıldı."
Abhazya, beş milyona karşı yüz bin insanla, Avrupa, Amerika ve Türkiye'nin de dâhil olduğu tüm büyük ülkelerin desteklediği ve Rusya'nın da karşı çıkmasına rağmen "Küçük Kafkas halkları"yla birlikte önemli bir zafer kazanıldı. Dolaysıyla "kesintiye uğrayan Abhazya devlet varlığının" kimlerle, nasıl yeniden ihya edildiği, savaşın ve bağımsızlığın kazanılmasında Abhazlar'ın yalnız olmadığı ve kimlerle birlikte olduğu hususunun unutulmaması bir hakşinaslık gereği değil midir? "Sev seni seveni yek ile yeksan ise sevme seni sevmeyeni Mısır'a sultan ise" demişler.

Kuzey Kafkasya yerel devletlerinin ve ora orijinli diaspora da yaşayan halkların Abhazya'nın yanında ve bir güç olduğu görüldü. Abhazya'nın başarısını, hala sindirememiş olanlar, bu defa da bu gücü sarsmak için, Asimilasyon bahanesiyle Abhazya'yı tali unsurlardan arındırma, asli unsurlarla yeniden ihya etme gibi makul sebepler göstererek başka yıpratıcı yöntemler arıyor olmasınlar? Abhazya Cumhuriyeti'nde etnik gurupların da yaşadığı malum. Dikkatli olunmazsa, bunların arasına da nifak sokulamaz olurmu? "Ğakage yınepla Ğaştençı yidırkıyd" (Aptala eliyle yılan tutturulur) dedikleri gibi aramızdan birileri yanıltılamaz mı? Bunlar akla geldikçe insan rahatsızlık duyuyor.
Eğer yapılan bu teşebbüs "konfederasyon" oluşturulmasına dönük ise, ki öyle söyleynler de var! Bunun mevcut federasyon yönetimleriyle müştereken alınacak prensip kararıyla yapılması gerekmiyor mu? Hem neden, böyle bir şeye ihtiyaç varsa yalnız Abhaz dernekleri öncülük yapıyor, neden arada başka dernekler yok? Abhaz dernekleri federasyonu teşebbüsü ister mevcut derneklerden ayrışmaya dönük olsun, ister konfederasyonlaşmaya zorlamak için yapılıyor olsun, her ikisi de bana göre şık değil. Diğer halklarla müştereken sağlanan Abhazya başarısından sonra böylesi bir girişim Abhaz duyarlılığıyla nasıl bağdaştırılabiliyor?
Samimi olduğumuz bazı kimseler, şakaya getirerek diyorlar ki: "Artık devletinizi kurdunuz kimseye ihtiyacınız kalmadı"... Bazıları da diyor ki: "Abhazlar, Abhazya'yı ellerinden alacağımızı sandıkları için kendi aralarında federasyonlaşmaya gidiyorlar"... Öyle olmadığını, Abhazya'nın hepimizin müştereği olduğunu söylediğimizde: "O halde Abhazya Cumhuriyeti Abaza ve Ubıx'ların dışında neden bizleri vatandaşlığa kabul etmiyor" cevabıyla karşılaşıyoruz.
Eğer şakavari yapılan bu sataşmaların doğruluğu ortaya çıkarsa: Sadece Tarihi kader birliği içinde olduğumuz değil, çoklarıyla kök birliği içinde de olduğumuza inandığımız ve ne kadar yozlaşmış, aramızda farklılıklar oluşmuş olsa da, sosyal değerler açısından da kendimize en yakın hissettiğimiz bu kardeş, K.Kafkas halklarına karşı, benim gibilerin kendilerini, "Apsuwa" olmadıkları yönünde müdafaa etme durumuna düşmeleri pek sevimli olmayacaktır.
Eski Kafkas-Abhazya Dayanışma Komite Başkanı Sayın Dr.Cemalettin Ümit 15.05.1999 tarihinde derneklerin görüşüne sunulmuş olan raporu, son paragrafıyla şu çağrıda bulunarak noktalanıyordu: Hepimizin teker, teker maddi imkânsızlıklarının olduğu veya yetmediği bir gerçektir. Ayrıca, belki birçoklarınıza gözle görülmediği ve yaşanmadığı için Abhazya uzakmış gibi gelebilir. Ama Abhazya uzak değildir, bizimdir, içimizden koparak gelmiş ve devletleşmiş bir bayraktır. Bu nedenle geliniz bütün küçük çekişmeleri, küçük hesapları, kişisel zaafları ve hatta maddi imkânsızlıkları bir kenara bırakarak tüm yüreğimizi ortaya koyup Abhazya'ya sahip çıkalım ve destekleyelim. Unutmayalım ki bu destek Abhazya'yı her bakımdan devlet olma olgusuna daha çabuk ulaştıracaktır.
Sayın C. Ümit'in bu açıklamalarına bugün de aynen katılırken, Abhazya açısından özlemine ulaşmış gibi olması da sevindiricidir. Bu memnuniyet yaratan sonuca Türkiye'de yaşayan Kafkas orijinli bizlerinde, Gürcistan'a yüzde yüz taraf olan TC devletine rağmen katkılarımız, hiçte küçümsenecek gibi değildir. Tanınması konusunda daha büyük etki sağlamak, Cemalettin Bey'in de işaret ettiği gibi, daha etkin bir güç sahibi olabilme ve nüfuz edebilme meselesidir. Merhum Şamil Baseyev'in: "Param yetseydi Moskova'ya kadar giderdim" dediği gibi bizler her türlü argümanı kullanma imkânlarına sahip değiliz.
Bahçesine zoraki siyah bir çelenk bırakabildiğimiz Gürcistan devletinin Ankara'da görkemli bir sefaret binaları var ve hem de Türkiye'de yaşayan Gürcüler, öteden beri devlet üzerinde daha çok nüfuz sahibi. Daha geçenlerde (02 Aralık 2009) TC. BMM'sinde Gürcistan'la dostluğu daha da pekiştirmek için yeni kararlar alındı ve Meclisin bu oturumunda uzun ve son konuşmayı yapan milletvekili, Gürcülerin haçlı bayraklarına rağmen Müslüman Gürcü kardeşlerinden bahisle "Ruslar, Güney Osetya ve Abhazya'dan elini çeksin" buyruğuyla konuşmasını tamamladı.
Eğer Abhazlar bir şey yapmak istiyorsak: Abhazya artık devlet statüsüne sahip bir ülkedir ve kendi ayakları üzerinde durabilecek durumdadır. Dolaysıyla (Özelde de olsa) devlet ciddiyetiyle bağdaşır biçimde, Türkiye'de bir sekreter ya oluşturmasına çalışılmalıdır. Bu hem bizlere moral kaynağı olacak ve hem de Türkiye'nin Abhazya'nın bağımsızlığını biran evvel tanımasına katkı sağlayacaktır.
Sonuç olarak: Abhazlar'ın bile, kendi aralarında bölüneceği endişemizin aşağıdaki görüş çerçevesi içinde hassasiyet gösterilerek giderilmesini hepinizden arz ve istirham ediyorum.
Abhazya, ona gönül verenlerin, hiçbir karşılık beklemeden maddi ve manevi, az veya çok katkıda bulunmuş olan "Bütün Kuzey Kafkasya halkları nın Onur devletidir" Onu, bu halkların manevi desteğinden uzaklaştırmak, bir bakıma Abhazya'yı budamak anlamına gelir.
Kafkas Halkları Konfederasyonu Başkanı Sayın Şanıbe Musa 14.02.1993 tarihli konuşmasında şöyle diyordu: Kafkas halklarının Abhazya'nın hürriyeti için yaptıkları mücadele özünde kendi hürriyetleri için yaptıkları bir mücadeledir. Bu nedenle Kafkasya'nın çiçeği şimdi Abhazya'dadır.
Yı-rı-mu ye-cız-şe-va vu-ğakb. (Varını paylaşanlar bir millettir) demişler: Adıge'ler "candan önce gelir yüz" diye, canlarını Aphazlarla paylaşmak istemişlerdir.
Vu-ğa ka-ga yı-gı-am.: (Aptal millet yoktur) Bütün halklar neyi nasıl yapacaklarını kendileri daha iyi bilmelidirler.
Ku-na-ga yız-mu ku-na-ga yav-xid : (Layık olan layığını bulur) Apsuwa'lar yalnız kalmak istiyorlarsa onun da olmaması için bir sebep yok! Ama gelecek nasıl olur o bilinemez.
Bildirinizde:"Çeşitli örgütlenmeler içine savrulmuş" sözü ile "Taraf olmayanın bertaraf olacağı" sözleri hiç kullanılmamalıydı.
Şahsım: Soyu ve toplumu hassasiyeti içinde 75 Yıldır sakınarak yaşayan biriyim. Bu ömrü, gözü fazla kapalı geçirdiğimi de sanmıyorum. Bütün dünya ülke ve insanlarına önerilen demokratik yöntemlere göre hiç kimsenin, baba'nın dahi oğlunun iradesine karşı çıkamadığı bir ortamda yaşadığımız herkesin bildiği bir gerçektir. Yine de ben, yapacağınız girişimlerde, Aşuwa'lığımızla kendimizi savunma durumuna düşürmeyeceğiniz ümidiyle başarılar diliyorum. 07 Ocak 2010
BİC'RA Saim Tuc Tlf : 0312-395 63 03 Fax: 0312-395 63 90 GSM: 0554 944 16 38 E.Posta: saimtuc@yahoo.com.tr

Not:
Sayın Telat Özdemir (Kabba)
İnegöl Abhaz Kültür Dernek Başkanı

(Yeyhbere yızçıcız ğalıgaj yıtıc nışıntereb)
Saygınlığını yitirmiş yaşlının evi mezardır.
Anlamına gelen bir atasözümüz var. Eğer, geçkinliğim nedeniyle öyle görülmeyeceksem, federasyon müteşebbis heyetinin görüşüne sunulmak üzere hazırladığım ekteki yazı metnini sadece size gönderiyorum. Toplanacak değerli zevata, ev sahibi olarak sizlerin aktarmasının daha doğru olacağını düşündüm. Katlanacağınız zahmet nedeniyle şimdiden teşekkür ediyorum. 07 Ocak 2010

Ön başlığı altında Başkan'nın E.postasına ve hemde Fax'ına gönderdim. Sonradan yaptığımız telefon görüşmesinde "metni" çoğaltıp herkesin önüne koyduklarını söylediler. Toplananların Federasyonu kurma kararı aldıklarını da belirtti. Ben topluma karşı duyduğum saygı ve sorumluluğun, kendimce gereğini yerine getirmeye çalıştım. İnşallah "Hırsı aklından önde gelenler" topluma zararlı olmazlar.


BU KONUYU PAYLAŞIN

Share |

Gönderme Tarihi : 05.05.2010
Anı Hit : 1507



Gönderilen anılar,fıkralar,yazılar vs. yazarının sorumluğu altındadır. Kesinlikle site yönetimini bağlamaz.
Yorum Gönderilmemiş..
Yorum Göndermek için Üye Olmanız Gerekmektedir..