Bugün : 22 Kasım 2017

Üye Ol
Şifremi unuttum

Üye Bilgileri

Online Ziyaretçi: 11
Online Üye: 0
Online Yönetici: 0

Toplam Üye: 1711
Son Üye: buracan315

Online Üyeler:
Şu An Online Üye Yok
Hoşgeldiniz Ziyaretçi!
IP Adresiniz: 54.225.36.143
Üye olmak için Buraya tıklayabilirsiniz.

Toplam Hit : 45893980
Toplam Tekil Hit : 17250393
Site Kuruluş Tar : 11.05.2007

TRT Çerkeslere televizyon kanalı açmalı mı ?

Evet
Hayır

Toplam Oy: 4744
[Sonuçlar]
Köy Muhtarı
Muhtar İsim: Mehmet YILDIZ
Ev Tel : 0352 531 10 10
Cep Tel: 0505 855 55 98
Anı Başlığı : BI-JA (KADEH - KUPA)
İsim : BICRA Saim
Soyisim : TUÇ
İçerik :

Sponsor Bağlantılar

Bı-ja, Aşuwa dilinde sayı sayma ve eğitmek anlamına gelir. Adıgece de (Kaberdeyce) Bı-je: Kapı, üst üste söyle say! (Keyb-jek: Destan, söylence, düzenli söz söyleme) anlamlarına gelir. Ayrıca Bı-ja arı demektir.

Eski insanlar toplanmak için boynuzdan (Bı-ja-koa) yapılmış borazan öttürürlermiş. Sonradan bunun adı "BI-JA-MİY"e dönüşerek (Flüt) Çerkeslerin ilk nefesli çalgısı olmuş... Ayni insanlar yine su içmek için yanlarında içi temizlenmiş, su bardağı niyetine boynuz taşımışlar, bu küçük ebattaki boynuz zaman içerisinde (Fa-de, Max-sı-me gibi) içki içtikleri kadeh anlamında "BI-JA"ye dönüşmüştür. Bununla yapılan içki ikramları kişiden kişiye takdimdir. Topluma dönük merasimsel uygulama ise büyük kapta, "KUPA"da yapılan sunumdur..

Bı-ja, özellikle sevinçli günlerde bir memnuniyet ve şükran ifadesi olarak, bu sevince vesile olanlara, toplum içinde sunmak suretiyle onları onu re etmeye dönük olarak hazırlanan sembolik bir içecekti. Mutfaktan çıktığı için ev hanımının ve bayanların erkeklere bir sunusu olarak önem atfedilir ve hatırı sayılır, saygıyla karşılanırdı. Onunla küsler barıştırılır, kırgınlıklar giderilir, hatalar düzeltilir, ehillerince yapılan güzel dilek ve temennilere şiirsel hava katılarak ve küçük esprilerle süslenmek suretiyle mevcut ortama neşe katmaya çalışılırdı.

HAZIRLANIŞ ve UYGULANIŞI

Kalabalık dikkate alınarak yeteri ebatta, elle tutulabilecek bir kabın, tasın içine Max-sı-me (boza) doldurulur ve birazda noksan bırakılırdı... (A- Noksan bırakılmasının nedeni, temenni konuşmasının başlangıcına vesile olsun içindi. B- Bu içecek daha sonraları bal şerbetine ve daha sonra da şeker şerbetine dönüşmüştür. C- Büyükçe kulpsuz bir tasın tercih edilmesi kullanım kolaylığı bakımındandı.) "Merasimsel sunu olarak" ünlenen ve cemiyetin tümüne dönük olarak kullanılan "Bı-ja" türü bu idi.

Birde ona destek olarak, orta boyda bir tepsinin üzerinde, en altta Lo-kum, (takriben 5 X 10 X 08 cm ebadında, yağda kızartılmış dikdörtgen hamur) onun üzerinde Ha-lı-ve, (yine 10 cm ebadında eşkenar üçgen tarzında, arası patatesli yağda kızartılmış hamur) onun üzerinde de üç adet Tux-rıj, (dedikleri yağda kızartılmış, ince ve gevrek hamur işi) ve en üstte yine üç dilim Çerkes Helvası yada Tux-rım-be (kurabiye) olmak üzere, piramit tarzında tepeli şekilde önceden hazırlanarak, Bı-ja tasıyla birlikte merasim yerine götürülmeyi bekletilirdi.

Bı-ja tası ile tepsiyi önceden görevlendirilmiş olan "Hat-he-ya-koa" yardımcılarından uygun biri, Bıja sağ, tepsi sol elinde veya taşıma zorluğu varsa daha küçük olan biri tepsiyi iki eliyle yanlardan, daha yetişkin olanda sağ tarafta, Bıja'yı sağ elinin avuç içi üzerinde tutarak, sol elini yandan düşmesin diye tasa destek yapmış şekilde içeri getirerek sunulacak kişinin önünde durulurdu. Bıj'yı taşıyan kimse, Bıja'nın kendisine gönderiliş sebebini açıklamasının ardından:

TEMENNİDE BULUNUŞ

Kişi, her iki elinin baş ve işaret parmaklarını açarak tası yanlardan kavrayarak alır ve yakınında, özellikle sağında bulunan kişiye gereken konuşmayı yapması (usuli) teklifinde bulunurdu. Kabul edilmemesi veya bu temenni konuşmasını daha uygun (edebiyatı ile) yapabilecek birine vekaleten yaptırılması da düşünülebilirdi. Hatheyakoa-nın her türlü suskunluğu sağlamasının ardından: Bıja'nın muhatabı, yada konuşmayı yapacak kişi biraz öne çıkar, solundaki de bu çıkışa refakat ederdi ve "Yar ab bu bir miktar noksandır, bunu hazırlayıp bizlere sunan aileyi sen binlerce yıl noksansız yaşat" dileğiyle başlayan temenni konuşması bittirildikten sonra Bıja tasını yanındakine verir o bir yudum yudumlar, sonra diğer yandakine oda yanındakine vererek sırasıyla tası dolaştırır hepsi birer yudum alırlardı. Bıjayı getiren kişi tası takip eder, bazen kendi eline alarak içmeyenlere takdim ettiği de olurdu. (Bu merasim düzen bozulmadan ayakta icra edilirdi. Konuşmayı yapan kişi Bıjayı yudumlamazdı ve ortamın suskunluğu ile düğün yapılmaması, yudumlama faslının başlamasına kadardı.)

Bir de, temenni konuşmasının yapılmaya başlamasını takiben, hemen kenarda, tepsinin üzerindeki, özellikle helvalar küçük parçalara ayrılarak sunuma hazırlanırdı ve Bıja'yı takip ederek, her yudumlayana bir parçada yiyecek sunulurdu. Fakat uzatılan Bıja'yı yudumlama usulü gibi yiyeceklerden tatma zorunluluğu yoktu.

ÖNEM ve ANLAMI

Bıja sevincin, memnuniyetin paylaşılmasında, kişilere moral ve düzey kazandırılmasın-da, toplumsal kaynaşmanın, dayanışmanın sağlanmasında küçümsenemeyecek sosyal katkıları olan merasimsel bir düzenlemedir ve Eski Çerkes kültürünün özelliklerini yansıtan önemli simgelerden biridir... Burada bu geleneğin gelin almayla ilgili türlerini, unutulmaması bakımından kaydetmekte yarar olacağını sanıyorum...
Uğurlama Bıja'sı: Gelin alayının yola çıkacağı sırada sunulur.
Dönüş Bıja'sı: Gelin alayı döndüğünde Thamade'sine sunulur.
Batırıbja: Gelin eve alındığında, ardından atıyla eve girebilen atlıya sunulur.
Misafir Bıja'sı: Düğüne katılan misafirlere köyleri adına verilen Bıja.
Kız Bıja'sı: Düğüne katılan her kızın bir bıja kullanma hakkı vardır, dilediği kişiyi onunla sorar ve onu re eder.
Güveyi kaldırma Bıjası: Sağdıcın evinden, güveyi baba evine döndürenlere sunulan Bıjadır.
Ceza Bıjası (Tazır): Gelin alma ve düğünün devam ettiği sürede meydana gelen hata ve kusurların sorgulanmasından meydana gelen cezaların bertaraf edilmesi için cezalandırılanların topluluğa sunduğu Bıjalardır.
Not: Bu Bıjaların tümü gelin evi tarafından karşılanırdı.


BU KONUYU PAYLAŞIN

Share |

Gönderme Tarihi : 10.06.2008
Anı Hit : 2073



Gönderilen anılar,fıkralar,yazılar vs. yazarının sorumluğu altındadır. Kesinlikle site yönetimini bağlamaz.
::Yorumlar::
Gönderen: mithat yıldız
Mesaj:Sayın Bıc'ra SAİM TUÇ Beyfendiye Yazdığınız bilimsel
özellikler taşıyan araştırma yazınızı zevkle okudum ve
dilimize doğru bir yaklaşım olarak değerlendirdim, ve
ayrıca aylarca UZUNYAYLA COM sitesinde bununla ilgili
çalışmalar yaptığımı ve bu konuyla ilgili çalışmaları
olanlarla beraber yapabileceğimiz şeyler olduğu yazıp,
ilgilenenleri davet ettim, o kadar çok çağrı yapmışım
ki site yöneticisi ,vallahi kardeşim eğer biri çıkıpta
bende ilgilenıyorum derse, inan haber veririz demek
zorunda kaldı. Ben abhaz dilini bilmem ama Kaberdey
dilini biraz bilirim, ve bu bilgimde etimolojik
nitelikli bir bilgidir,diye ukalalık etmeden
bilgilerimi ortaya koymak isterim.Kaberdey dili
hecelerden oluşmuş önden -sondan ve ortadan eklemeli
bir dildir.bu özelliği ile belli bir dil gurubuna
girmediği gibi farklı bir özelliği de arzader.Ancak bu
heceler temelde en derin duyguların kök olarak ifadesi
şeklinde seslendirilmiş ve bu kökler diğer kelimelerin
üretilmesinde kütüphane sistematiği şeklinde adreslerde
vererek,dile üretkenlik kazandırmaktadır. Bunlardsan
olmak koşuluyla B'e kökü (hecesi)çokluku anlatan
azlığın karşıtı olan,tekliğin çoğaltılmışı olan bir
duygusal köktür,buradan ihtiyaca göre belli kurallarla
kel,imeler üretilebilir.Örn:Bje,-buradaki B sesi
kalındır,ve ölçü demektir,buradan mülhem olarak karış
dmektir,Sayın Saim beyfendinin bahsettiği gibi önemli
günlerde ikram edilen ve (iyi)temennilerde bulunmaya
vesile olan içeceğin içinde bulunduğu kap ve bunun her
türlü nesnesidir, ayrıca arı demektir,buna da
kaberdeyler (sanırım) çalışmada ölçü olmak baımından
bir özellik sayıldığı içindir. yine boynuz olarak da
üretilmiştir,ancak burada isim hali Bjakhoe olarak
telafuz edilir.
Tarih:17:09 , 23-09-2008

Gönderen: Bıcra Saim
Mesaj:BIJA KONUSU İle ilgili dolaylı ve özel eleştiriler
aldım! İnsanın birinci derecede ihtisaslaştığı
konuda bile yanılması oluyor. Olmasa bile, aktarmalarda
us lüp hatasına düşülebiliyor yada yaklaşım
farklılıkları doğuyor. "Dolayısıyla, bu gibi hallerde
özellikle önemli konuları eleştirmekten ve
yorumlamaktan kaçınmamalıdır. Çünkü ona sağlık ve anlam
zenginliği kazandıracaktır. Yapılan, yazılan, söylenen
yanlışta olsa oda bir ayrıntıdır, en azından
düşündürmesi bakımından faydası vardır ve olacaktır
da!" Dememe ve ısrarıma rağmen, ne yaptıysam beni
hatalı bulanların eleştir ilerilerini siteye
yansıtmalarını temin edemedim. Bilişim
teknolojisinin, bence en güzel yanı: Kişileri yüz yüze
getirmeden İnternet ortamın da düşüncelerini, bilgi
birikimlerini paylaşma ve birbirlerinin hatalarını
rahatlıkla irdeleme imkanı sağlamasıdır. Kitap haline
dönüşen konuların müdahale imkanı kalkmaktadır.
Eleştirseniz de, kitabın içeriğine geçmeyeceği için
hatalar düzeltilemez, "oldu bitti" olur!... Bilgisayar
şartlarında ise, ilgi duyanların katkıları ile konunun
hatalardan arındırılması ve daha sağlıklı hale
getirilmesi imkanı doğmaktadır. Bundan yararlanmak
istenmemesini anlamakta zorlanıyorum.

BIJA İLE
İLGİLİ YAZIM İLK DEĞİLDİR Çerkeslerin sevinçli
günleri ve memnuniyetlerinin simgesel bir göstergesi
olarak kullanılan "BJA" konusunu ilk defa: Kafkas
Federasyonu Web sitesi kültür bölümünde Teofil
Lapinski'ye ait “ADIGELERDE DÜĞÜN VE
EVLİLİK” konusunu 31/12/2005 tarihinde okuduktan
sonra huzursuzlu-ğuma rağmen işgüzarlık yapmış olmamak
bakımından uzunca bir müddet bekledim. Zaman-zaman
yoklamalarımda herhangi bir değişiklik olduğunu
görmeyince, daha fazla dayanamayarak “LAPİNSKİYİ
ELEŞTİRİ” başlığı altında değerlendirerek 22
Ağustos 2006 Günü Federasyon E.Postasına yolladım.
Bu eleştiri de izlediğim yol, fazla ayrıntılı
olmasa da ilgili adetleri anlatmaya dönüktü ve bu arada
"BJA" konusunu da açıklamaya çalışmıştım. Fakat bu
güne kadar ne İnternet kanalları nede dergiler
tarafından ilgi görmedi. Ancak kendi köyümün Web
sitesinde (6kesek.com) 07/11/2007 tarihinden bu tarafa
"Akabz (BGK) bölümünde, DÜĞÜN ÇEŞİTLERİ" başlığı
altında: "Silah atma, At oyunları ve BIJA'yı da içeren
değerlendirmelerim var. Ayrıca 10/06/008 tarih
itibariyle BJA başlığıyla yenilenmiş olarak ta ayni
sitede yayınlanmaktadır. Demek ki öncekiler dikkat
çekmedi ki son yazılan eleştiri konusu oldu!...
DİL ve FLOLOJİ Her konu da olduğu gibi dil de bir
uzmanlık işidir. İçine girdiği kelime ve cümlede
Bukalemun gibi renk ve anlam değiştiren sesçiklerden
oluşan dillere, ancak o konuda ihtisaslaşmış Filologlar
çözüm üretebilir. Bizim yaptığımız, kendi kendimizi
tatminden ve ehil olanları biraz bunalt-maktan öteye
gitmez. Ama, sıkıntımız o bilim adamlarına sahip
olmayışı-mızdan, şayet varsa konuyla
ilgilenmemelerinden kaynaklanıyor!.. Anadolu da bir
tabir vardır: “Öküzü olmayan dana
koşar.”diye. Aşuwa lar: (Çuv-ra yı-zım-dı-ru
yı-ka pır-çiyd) Ağlamasını bilmeyen başını kırdırır.
Kaberdey ler de: (Yı-ğoem yım-hoa-jıf cı-ğoem
pı-xa-rı-laf zık-rey-ça) Yuvasına sığmayan fare
arkasına ağırlık takar, dedikleri gibi: İşte bizde
gönül rahatsızlığımız nedeniyle öylesi şeylerle
uğraşıyoruz. NE YAPMAK İSTEDİĞİM BJA Konusunu
BJAKOA ile ilişkilendirmem: Ne Bja’nın, ne de
Bıjakoa’nın Kaberdeylerin olmadığına ait
değildir. Kaberdeylerin eskiliğine ve Bıja’nın
herhangi bir yerden kopya ve alıntı olmadığına
dönüktür. Esas maksadım konunun içeriğinin çok
sağlıklı yansıtılması da değildir, hangi boya, soya,
şahsa mal edilirse edilsin Çerkeslere has, anlamlı,
uygulanması kolay, güzel bir sembol olduğu için
toplumun tamamına mal edilmesi ve günü-müze, nasıl
uyarlanabileceği konusudur. Bu yönde soranlara, özelde
bildiğim bazı şeyler söylediysem de gerçek düşüncemi
yazmadım. Topluma ve toplumu yönlendiren-lere
saygısızlık olmasın, “Eski köye yeni adet”
getirmiş olmayayım diye... Fakat fazla hassasiyet
zafiyet sayılıyor! Şekli ne olursa olsun yazılması
gereğine inanmaya başladım. Yanlışı olursa bilgisi
olanlar düzeltsinler, bazı benimseyenler de isterlerse
uygulasınlar. İşlemek istediğim diğer bir konuda,
Aşuwacadan da bir şeyler katarak boyların dil
akrabalığını göstermekti.. “Eskiden dilde birdi,
yurt ta birdi” varsayımına az da olsa bir katkım
olsun içindi. Oda yeterince anlaşılma-dığına göre,
aşağıdaki tarzda biraz daha ayrıntıya girmenin faydalı
olacağını düşündüm... KABERDEY-CE ve AŞUWA
DİLİNDE Bazı Kelime ve Sesçiklerin Anlamı ZI:
Kaberdeycedir ve bir sayısıdır. Abazaca karşılığı ZEKI
dır. ZI BJA: Kaberdeyce BİR KARIŞ. (Bıjı yt –
iki karış. Bıjı yş – üç karış (vs) uzunluk
ölçüsü olduğu doğrudur. ABJIB: AVUÇ, ZI ABJIB: BİR
AVUÇ demektir ve Kaberdeycedir. (Abjı biyt – iki
avuç. Abjı bıyş– üç avuç (vs) Buda diğer bir ölçü
birimidir! En çok yanlış bulunan şeyin Bja nın
kadeh değil de ölçü olduğu hususu ise: Bja nın içindeki
sıvıya bakmaksızın hangi ölçü biriminin esas alınması,
"bir karış mı, bir avuç mu" daha doğru olacağı
düşünülmelidir! BIJA: Kaberdeycedir, (kalın ses
ile) lügat anlamı ARI dır. (Bıja yevas - arı soktu.
"Bıja mi fo şışıça meox" Arının da balının eksildiği
olur sözünde olduğu gibi.) Etimolojisine baktığımızda,
buradaki yüklemli ses "JA" sesidir. “JA”
Kaberdeyce "AĞIZ" (Yıja – ağzı. Jas –
ağızdır. Yıjas – ağzıdır.) anlamına
gelir. Aşuwaca: BIJA kelimesi anlamsızdır. Yüklemli
“JA” sesçiğinin kalın olan Kaberdeycenin
aynisi Aşuwalarda “SÖZ” (laf) anlamına
gelir. (Aja + Ğaja – söz. Ra ja – sözleri.
Raja yıpumçın: Sözlerini bozma, isteğinde olduğu
gibi.) BIJE: Kaberdeycedir, KAPI anlamına gelir. (
Yıb je – kapısı. Bıjer hoaç - kapıyı ört. Bıje
upa - kapı önü.) Ayni kelime (Bıje) saymayı çağrıştıran
"Bıjen" (ama keçi değil- Kabjın) Kabj, Kabje, Keybj,
Keybjek, Keybjekın gibi neyin dökülüp sayılacağını
benim net anlayamadığım ve ehillerince çözümlenmesi
gereken kelimelerdir) Burada da yüklemli ses "JE" dir.
“JE” sesi Kaberdeyce
“KOŞ”demektir. (Ka je – koşarak gel.
Jers - hızlı koşan.) Ayni ses JE + AJE - Teke anlamına
da gelir. Aşuwaca ayni ses BIJE: ALIŞTIRMA ve YARIM
anlamlarına geliyor. ( Dıbje -onu alıştır. Yıbje
– onları alıştır. "Vuzb-jez yı-koa van-çalxt!"
Seni alıştıranın kucağına oturasın! Ata deyiminde
olduğu gibi.) ABJE + ĞABJE yarısı. (Bıjeb - yarımdır.
Ğabjeb - yarısıdır.) Ayrıca bu sözcük: Kaberdeyce-de
olduğu gibi: (Bıje + Yıbje + Yığabje - tarzında SAY ama
ne sayılacak söz mü, sayımı belli olmayan düşünülmesi
gereken kelimelerdir. ) “JE” + "ĞAJE"
– Aşuwaca hem Tavşan hem de Teke anlamına
gelir. BIJI Kaberdeyce kalın sesle:
“BOYUNDURUK” demektir. İncelterek
söylendiğinde "SAYI SAYMAK" olur. ( BIJI +
KABJ”- "SAY". Bıjıt - sayıver. Yeybj + Yeybjır -
sayıyor anlamını alır.) Yüklemli ses “JI”
kalın söylendiğinde eski, erken ve rüzgar anlamlarına
gelmektedir; (Jı xoas - eskidi. Jıs - eskidir. Jı'a -
erken değil mi. Pışedgij Jı'va - sabah erkenden. Jı
kopşa – rüzgar esiyor. Jıbğas- rüzgardır.)
Aşuwaca BIJI: İncelterek söylendiğinde "SES"
demektir (Ğabıj + Ğabjı - sesi gibi.) Orta ses ile
"SAYI" anlamına dönüşür. (Bıjı + Yıbjı - Say. Bıjıre +
Yıbjıre - saymak gibi.) Yüklemli ses "JI" kalın
söylendiğinde JI + ĞAJ - İNEK. anlamına gelir.
İncelterek söylendiğinde JI + ĞAJI - "ET" anlamını alır
ve kalın "JI" Kaberdeycede olduğu gibi eski, erken ve
rüzgar anlamlarına gelmektedir: (Jı ğasiyd + Jı
yığasiyd - rüzgar vuruyor, esiyor gibi.) (Jı + Şejı -
erken. Şejıb ve Yışejıb - erkendir.) (Jı + Jıb + Yejıb
- eski, eskidir. Yejıd - eskidi. Dejıd - yaşlandı,
ihtiyarladı.) Demektir. ÖZÜR Bu "J" vurgulu üç
değişik ses, kelimelerde hem Kaberdeyleri hem de her
iki dilden de biraz anlayan benim gibileri daha fazla
yanıltıcı olmaktadır. Olmasa bile: “Senin ne
söylediğin değil, ne kadar anlaşıldığındır önemli
olan” dedikleri gibi. Daha iyi anlaşılması için
bir daha tekrarında fayda olacağını
sanıyorum... BIJA konusuna şahsen, kabına dönük
olarak Bıjako’den mülhem bir yorum getirdim! Bu
konuda herhangi bir bilimsel çalışmanın yapıldığını
bilmiyorum, herhangi bir belge vs de aramadım, çünkü
kayda değer sağlıklı şeyler olmadığını biliyorum ve
Bıja’yı Aşuwalara mal etmek gibi bir yanlışa
düştüğüm sanılıyorsa, bu açıdan psikolojik bir
rahatsızlığa neden olmuşsam yada boynuzdan bahsetmek
suretiyle Kaberdeyleri aşağılamak gibi bir intiba
uyandırmışsam, alınmış olan herkesten özür diliyorum.
Boynuz, araç-gereçlerin henüz bilinmediği ilkel
toplumlarda değişik amaçlarla kullanılmıştır.
Bazılarınca “Sabındırık” dışında başka işe
yaramadığı düşünülü-yorsa, Kafkas Federasyonunun
yayınladığı “Biz Çerkesler” kitapçığının
kapağına resmedilen, (gariban) yamçılı adamın ne
üflediğine ve ayni kitabın 56. sayfasındaki Çerkes
kıyafetli gencin iki eliyle havaya kaldırdığı yaban
keçisi boynuzuyla ne yapmak istendiğine bakılmasını
tavsiye ederim. Bjakoe’nin Aşuwaca karşılığı
“Çığöa – Ğaçğöe” dır (Jığöe - Ğajğöe
olarakta söylenir) Bıja’nın ses benzerliğinin
dışında Aşuwaca bir anlamı yoktur. Kaberdeylerin yoğun
yaşadığı Uzunyayla da dil ve Xabze açısından diğer
boyları etkilediği görünen bir gerçektir. Dolayısıyla
aralarında yaşayan Abazaların + Aşuwa'ların ve
özellikle asi mile olduğu sanılan Baskxeağ-ların,
başkalarına ait herhangi bir şeyi (beğenseler,
uygulansın isteseler bile) kendilerine mal etmek gibi
bir zafiyete düşecekleri
düşünülmemelidir. SONUÇ Ben, yanlış denilen önceki
anlatımlarımda "BJA" yı "BIJAKOE" den mülhem İÇKİ
KADEHİ olarak anlamlandırıyor; düğünlerdeki uygulayışı
KUPA olarak değerlendiriyorum ve Bja sevincin,
memnuniyetin paylaşılmasında, kişilere moral ve düzey
kazandırılmasın da, toplumsal kaynaşmanın, dayanışmanın
sağlanmasın da küçümsenemeye-cek sosyal katkıları olan
merasimsel bir düzenlemedir ve Eski Çerkes kültürünün
özelliklerini yansıtan önemli simgelerden biridir
diyorum. Onunla insanların onurlandırıldığını, küslerin
barıştırıldığını, kırgınlıkların giderildiğini,
hataların düzeltildiğini, ehillerince güzel dilek ve
temenniler de bulunmak suretiyle toplumun
renklendirildiğini söylüyorum... Bunu yanlış
bulanların söylediği ise şu: "BIJA bir ölçüdür ve
Kaberdeycedir. Aşuwa'larla falan bir alakası yoktur!...
Çerkezlerin her hal ve hareketleri bir hiyerarşik
düzen, Xabze- ölçüsü içindedir. Varsa bir düzensizliğin
tekrar düzeltilmesi, bireylerin, ailelerin veya bir
toplumun onurlandırılmasın da, Xabzesizliğin tekrar
Xabzeye dönüştürülmesinde ve İnsanların barış, huzur
içinde yaşamlarını temin etmek için kullanılır."
diyorlar. Benim yazdıklarımın daha değişik,
derli-toplu ve daha düzenli anlatılmasının dışında
ikisinin birbirinden ne farkı var? Aynen benimsiyorum
ve katkıları nedeniyle görüş sahiplerine teşekkür
ediyorum. “Kötü örnek olmamak” konusuna
gelince: Gençler tarafından uyarıldığım hususunun ima
edilmesi, şahsımdan ziyade beraber olduklarıma
dönüktür. Kötü örnek olmamak bilinçli ve sakınarak
yaşamakla mümkün dür! Benim birçok konuda alınganlığım
varsa da, eksik olmasınlar, bu konuda arkadaşlarım ve
yaşıtlarım sayesinde hayli rahat olduğumu
söyleyebilirim. İLGİLİ HEDEF Kaberdeylerin
eskiden uyguladıkları BJA çeşitlerini (kendi
dillerinde) üç ana başlıkta toplayabiliriz. Xo-xub-ja -
Ça-hıb-ja - Ta-zı-rıb-ja. Çerkes toplumunun genelinde
kabul görmesini ve sevinçli günlerinde simgesel olarak
uygulanmasının doğru olacağını düşündüğüm şekil:
Sunanlar tarafından Ça-hıb-ja, sunulanlar açısından
Xo-xub-ja olarak kabul görecek bir tarzdır. Salon
düğünlerin de nasıl uygulanacağı hususunun,
tartışılabilmesi bakımından ayrı bir bölüm olarak ele
alınmasını daha doğru olacağını sanıyorum. Esenlikler
dileğiyle.
Tarih:09:51 , 16-08-2008

Yorum Göndermek için Üye Olmanız Gerekmektedir..