Bugün : 22 Kasım 2017

Üye Ol
Şifremi unuttum

Üye Bilgileri

Online Ziyaretçi: 6
Online Üye: 0
Online Yönetici: 0

Toplam Üye: 1711
Son Üye: buracan315

Online Üyeler:
Şu An Online Üye Yok
Hoşgeldiniz Ziyaretçi!
IP Adresiniz: 54.224.121.67
Üye olmak için Buraya tıklayabilirsiniz.

Toplam Hit : 45905380
Toplam Tekil Hit : 17256062
Site Kuruluş Tar : 11.05.2007

TRT Çerkeslere televizyon kanalı açmalı mı ?

Evet
Hayır

Toplam Oy: 4744
[Sonuçlar]
Köy Muhtarı
Muhtar İsim: Mehmet YILDIZ
Ev Tel : 0352 531 10 10
Cep Tel: 0505 855 55 98
Anı Başlığı : GEÇMİŞİN KISA ÖZETİ
İsim : BIC ' RA Saim
Soyisim : TUÇ
İçerik :

Sponsor Bağlantılar

Gençler için
GEÇMİŞİN KISA ÖZETİ:

Kafkasya da asırlarca süren savaş yıllarından, zorunlu göçle yaşanan yığınla olumsuzluklardan ve Anadolu kurtuluş mücadelesinden sonra; “Misakı Milli” hudutları içinde mütecanis bir Türk toplumu yaratma girişimleri ile garplılaşma ideolojisinden toplumumuz, kültürel anlamda en büyük darbeyi almıştır! Birinci Cihan, Balkan harbi ve sonrasında meydana gelen maddi ve manevi kayıplar, büyük insan zayiatıyla zaten yılgın durumda olan insanlarımız, zulüm derecesine vardırılan yöntem ve uygulamalarla (özellikle Etem konusuyla ilişkilendirmek suretiyle) daha da sindirilmiş, kendilerini ve orijin kimliklerini inkara kadar zorlanmışlardır.

Çok partili hayata geçiş ve ellinci yıllar da biraz nefeslenme ye başlanmış ve özellikle 1961 Anayasasıyla birlikte Kültür Dernekleri kurma imkanına kavuşulmuştur. Bu dönemlerde ve Milli Şef döneminde yetişen: “Kültürel erozyona uğramış bazı insanlarımızı geçmişe olan özlemleri Dernek Çerkesciliği ne yöneltmiş”, “Bazılarını Çaresizlikleri Çerkesleştirmiş”, “Bazı Çerkesleri de Çerkeslikleri sorunlu hale getirmiştir.” Zamanla, ortam rahatladıkça kendini “Çerkes aydını” sayan bunlardan bazıları, “örgütlenmek adına” bindikleri helikopterin menşeine bakmaksızın toplumun tepesinde uçmaya çalışmış ve aşağıyı nasıl tozuttuklarının pek farkına varamamışlardır.

Nihayet: 44 Yıl sonra (2005) Çerkes toplumunun örgütlü eski bir toplum olduğu dile getirilmeye başlanmıştır. Bu tutum bizi, o toz birikintilerinin yavaş-yavaş silineceği, taklitçilerin taklitçiliğin-den kurtulup, şartların elverdiği ölçüde ve çağın gereklerine göre, kendi özgün kültür gelişimimizin üzerine yeniden yapılanabileceğimiz hususunda umutlandırmaya başlamıştır.

Her toplum, kendi tarihsel gelişimine uygun bir sistem üretmiştir. Bugün globalleşme diye adlandırılan, tüm dünyayı benzeştirme çabalarıyla ilgili, çağdaş olmanın şu iki temel şartı öne sürülmektedir: “1- Meslek sahibi 2- Demokrat olmak” Bu şartlar yerine getirilirken, özellikle demokrasinin benimsenmesin de: Toplum kendi tarihsel dinamiklerinden kaynaklanan özelliklerini ve maziden gelen kültür değerlerini dikkate almadan hareket ederse; bu değerler yavaş, yavaş yok olmaya yüz tutmakta ve bu yok oluş “kendine yabancılaşma” yı beraberinde getirmekte, bir taraftan da toplum da sarsıntılara ve bunalımlara neden olmaktadır... Günümüzde uygulanan “Klasik Demokrasi” İleri teknoloji sahibi ve gelişmiş ülkelerin şartlarına göre düzenlenmiştir!.. İnsanları bağımsızlaştırmayı ve refah vaat ederken tüketimin artırılmasını hedeflediği görülür.

Demokrasi, her vesileyle ve yıllardır anlatılır, fakat ne olup ne olmadığını şahsım itibarıyla halen anlayabilmiş değilim! Anlayamadığım diğer bir hususta: Bireyin bağımsızlığını bu kadar önemseyen demokrasi ve kendilerini o kadar ileri aydın sayan demokratlar, geçmişte temel hakları gasp edilen insan ve toplumların bugün ki masumane hak taleplerine, bağımsızlık isteklerine neden kulak tıkar, göz yumarlar? Neden sınırların değişmezliğinden ve toprak bütünlüğünden yana dırlar? Neden hak verilmez alınır? Neden insani temel haklar tartışılmadan, vuruşulmadan, kan dökülmeden elde edilemez ? Bunları ve benzerlerini düşündüğümde demokrasi, arsızlık ve yüzsüzlük rejimidir demekten kendimi alamıyorum.

Değerli gençler: Ürkütücü boyutlara ulaşan teknolojinin göz kamaştıran parlak asfaltlarında dolaşmak yerine: Bizlerin bir “Saygı Toplumu” olduğumuzu unutmadan, gelişen iletişim ve
bilgi akışı karşısında hızla değişmekte olan dünya şartları ve oluşumlarını göz ardı etmeden, kendi tozlu- topraklı yollarımız da biraz yorulmayı, biraz terlemeyi göze alırsak: Hem sosyal, hem ekonomik ve hem de kültürel anlamda daha sağlıklı yol alacağımızı ve siz gençlerin ortamı daha iyi kavrayıp değerlendireceğinizi ve mutlaka bizlerden daha başarılı olacağınıza inanıyor, düşünüyor, güveniyor ve geleceğinizin aydınlık, huzur dolu olmasını diliyorum.

BIC’RA Saim Tuc
10 Ocak 2006


BU KONUYU PAYLAŞIN

Share |

Gönderme Tarihi : 08.11.2007
Anı Hit : 1227



Gönderilen anılar,fıkralar,yazılar vs. yazarının sorumluğu altındadır. Kesinlikle site yönetimini bağlamaz.
Yorum Gönderilmemiş..
Yorum Göndermek için Üye Olmanız Gerekmektedir..