Bugün : 24 Kasım 2017

Üye Ol
Şifremi unuttum

Üye Bilgileri

Online Ziyaretçi: 10
Online Üye: 0
Online Yönetici: 0

Toplam Üye: 1711
Son Üye: buracan315

Online Üyeler:
Şu An Online Üye Yok
Hoşgeldiniz Ziyaretçi!
IP Adresiniz: 54.145.117.60
Üye olmak için Buraya tıklayabilirsiniz.

Toplam Hit : 45917563
Toplam Tekil Hit : 17261730
Site Kuruluş Tar : 11.05.2007

TRT Çerkeslere televizyon kanalı açmalı mı ?

Evet
Hayır

Toplam Oy: 4745
[Sonuçlar]
Köy Muhtarı
Muhtar İsim: Mehmet YILDIZ
Ev Tel : 0352 531 10 10
Cep Tel: 0505 855 55 98
Anı Başlığı : Kaşenlik Yok Edilmemeli
İsim : BIC 'RA Saim
Soyisim : TUÇ
İçerik :

Sponsor Bağlantılar

“Kaşenlik Yok Edilmemeli” yazısı nedeniyle
SAYIN SEMRA ADEMEY’E TEŞEKKÜR..


“Bazı gelenekler, günün şartlarında faydadan çok zarar verebilir. O halde doğru olanı o geleneği, toplumsal faydasını göz önüne alarak değiştirmektir. PEKİ BİZLER NASIL DEĞİŞİKLİKLER YAPIYORUZ ? DOĞRUMU – YANLIŞMI, FAYDALİMİ – ZARARLIMI”?

Sayın Semra Ademey’in “Eski sosyal ve kültürel birikimlerin, günümüzde hangi baskılar altında olduğunu tespitinden sonra; yukarıda kaydettiğimiz “BİLİNÇ SORGULAMASI” yapmasını takdirle karşılıyorum. Eski Çerkes kültürünün bünyesinde, insanlığın ulaşmak isteyip de halen ulaşamadığı bazı özelliklerin olduğunu bir çoğumuz biliriz.. Şimdi, bu aymazlığımız böyle sürerse, onları kaybedip sonra başkalarının değerlendirdiğini görünce “onlar bizimdi” diye yeniden sahiplenmeye çalışmayacak mıyız? Tarihi perspektif içinde ve günümüzde başkalarının vitrininde ünlenen kimseleri, Çerkes oldukları yanıyla övünç payı çıkarıp, toplum adına sahiplenmekte olduğumuz gibi…

Henüz İstanbul’da tek dernek varken, bir vakfın kuruluş gününe misafir olarak kabul edilmiştik. 36 saat süren görüşmelerden sonra dertleşme faslına gelindiğin de, kendini topluma adamışlardan tecrübeli, bilge bir hanımefendinin şu sözleri hala hafızamdadır: “Hemşerilerimizin camiamıza ısındırılmaları için, şu bayan halimizle neredeyse kapı-kapı dolaşmaktayız ve görüştüğümüz çoğu kimsenin kendisine yabancılaşmayla, yani başkalaşmayla daha huzurlu olacaklarını düşünmelerini ve bu anlayışı, eğilimleri yadırgıyor ve bir türlü kabul edemiyorum”

İnsanların temel karakterinin ailesi ve yakın çevrelerinden aldığı eğitimle oluştuğu doğrudur… (Burada bir parantez açarak konuyla ilgili bir açıklamada bulunmak istiyorum: Son bilimsel verilere göre, “Kişiliğin şekillenmesinin en önemli döneminin 2 ile 6 yaş arasında olduğu” ve bu tespite dayanarak günümüzde “Okul öncesi eğitim” adı altında: Ana okulu, Eğitimde FRANCHİSE sistemi gibi yöntemlerle Globalleşmenin bir gereği, kişilik benzeşmelerinin de sağlanmasına çalışılmaktadır.)

Çocuğun, ailesi ve yakın çevresinin eğitimine biz “terbiye diyoruz. Çerkescesi şan: Ahlak, Ğadıye şan: Çer kes ahlakı” dediğimiz bu değerlerden kaynaklanan sosyalleşmenin; sos yo-kültürel kabulleri, özellikleri, karakteristik eğilimleri dikkate alınmadan yapılan bütün tahlil ve tespitler, tüm yorum ve açıklamalar, başkalarının penceresinden bakıldığı için yanlış ve hatalı olmaktadır. Doğruyu değişik yöntemlerle bulmak ve değerlendirmekte mümkündür, fakat “YAKLAŞIM HATASI” olunca yeteri kadar doyurucu olmamaktadır.(Atatürk, Rauf Orbay ve Çerkes Etem olaylarında olduğu gibi)

Sayın Ademey, Kaşenlik konusuna sanki konunun uzmanıymış gibi dikkatle, dirayetle yaklaşmış ve gayet sağlıklı değerlendirmelerde bulunmuş. Buna bizim fazla bir katkımızın olacağı söylenemez. Ancak konuyu desteklemek ve biraz daha rahat anlaşılsın diye “FLÖRT” konusunun öne çıkarılarak “KAŞEN”likle çelişkisine vurgu yapılmasının faydalı olacağı düşünmekteyim.

Evlenme öncesi Flört ve Nişanlılıkta olduğu gibi: KAŞEN’LİKTE HERHANGİ BİR DOKUNMA VE FİZİKSEL İLTİŞİM OLMADIĞI İÇİN, ZORUNLULUK HALİNDE TARAFLAR YALNIZ VE BAŞBAŞA KALSALAR DAHİ KIZ DELİKANLININ EMANETİ SAYILDIĞINDAN, GÖRÜŞMELERİN OLUMSUZ SONUÇLANMASI HALİNDE, ÖZELLİKLE KIZ TARAFI HERHANGİ BİR İTİBAR KAYBINA VE ZEDELENMESİNE MARUZ KALMAMAKTAY-DI (?) Konunun daha iyi anlaşılması bakımından Çerkeslerin şu geleneksel toplum yargısını da aktarmakta yarar var: Herhangi bir kadınla erkek arasında sevimsiz bir olay geçse (tek konuda değil genel anlamda) hata bizzat kadının kendisinden kaynaklanıyor olsa bile: ”Bir kadını nasıl yanılttığı” konusunda önce erkek suçlanmaktaydı.

İnsanların içine doğduğu ortam ilk avantajları yada dezavantajları olmaktadır. KİŞİNİN İÇİNDEN GELDİĞİ SOYU VE AİLESİ İSE ÖN REFERANSIDIR. Dolayısıyla Çerkes insanı bir taraftan bu referansa layık olmaya çalışırken, bir taraftan da kurallara sadık kalarak kişisel yetenekleriyle toplumdaki yerini almaya çabalar. Sayın Ademey: ”Kişinin babasının konumu ve mevkii artı bir değer vermez” derken, sanıyorum mesleki kariyeri işaret etmek istemiştir, sosyal yapı ve statüyü değil !...

Çerkeslerin soy ve toplumsal yapılanması: Yaş hiyerarşisine dayalı, akrabalığın gözetildiği, arkadaşlık ve dostluğun öne çıkarıldığı, yapılan iyiliğin unutulmadığı, tuz-ekmek hatırının sayıldığı: bütün bireysel ve toplumsal ilişkilerin saygı ve nezaket çerçevesi içinde tutulduğu, güven esasına dayalı; bünyesinde pek çok inceliği, derinliği barındıran; durağan değil, şartlara göre: Önceden konmuş temel kalıplar zedelemeden kendini tazeleyen, çözüm üreten kendine has dinamik bir yapılanmaydı…

Bu yapılanmada çocuk, anne-baba dışında nasıl herkesin ilgi odağı idiyse: Gencin büyüğünü saygıyla, büyüğünde genci anlayışla karşılaması ve gencin gençliğinden gelen haklarını gözetmesi, gözetilmesi kaçınılmazdı.. Bu haklardan biride, yeri geldikçe kızları gençlerin arayıp sormaları ve usulünce rahat görüşmeleriydi. Yine Siteniz de, ufak kusurlarına rağmen maharetle ele alınmış: “Çerkeslerde Toplantı Geleneği” başlıklı yazının bölüm çıkmaları çok etkileyici: “TOPLANTI DÜZENİ, EĞLENEREK TANIŞMA, XABZENİN KESİN KURALLARI, BİR KOMPLİMAN GELENEĞİ PSELUX, Semerkov yada Varşer, Konukların Durumu ve Folklorik olmayan Oyunlar” gibi. Bunların hepsi gençlere dönük hoş vakit geçirilen ve dahası da olan güzel düzenlemelerdir. (Bu konuya eğilen hemşerimizin adının bilinmeyişine üzüldüm. Sağ olsun, keş ki bilen birileriyle biraz daha ayrıntıya girseydi. Yinede güzel olmuş, Teşekkür ediyorum. Az bilinen ve fazla kimsenin yönelmediği bir eksikliği gidermeye çalışmış.) Yalnız belirtilmesi gereken ve en çok göze batan hata, BÖYLESİ EĞLENTİLERDE GENÇLERİN ARASINDA TXAMADE’NİN OLAMAYACAĞIDIR. Onun yerine mevcutların en önde ve tecrübeli olanı “NEXIJ” vardır… (“Thamade Kavramı“ başlığı altında sitenizde, Sayın Rahmi Tuna’nın gayet güzel ve ayrıntılı değerlendirmeleri var. Fakat Nehıj konusunu biraz es geçmiş!) Dolayısıyla Thamadesi olmayan her grubun veya topluluğun, ( iki kişinin olduğu yerde bir otoritenin olması gibi) onları temsil eden bir Nexıj’ları vardır.

“Genç insan duygusal bağ ister bu insanın doğasında vardır. Eğer kendi toplumundan, kendi kültüründen basit ifadeler ile onu koparırsan o bu aradığı duygusallığı başka yerlerde bulur” Sayın Ademey’in bu değerlendirmesiyle hatırlattığı bir anıyı nakletmek isterim…

Kaberdey Kızın AilesiylePazarlığı:

Takriben 30 yıl önceydi. Kayserden Ankara’ya misafirliğe gelen bir Kaberdey kızıyla tanıştırıldım ve bir ara sorma ihtiyacı duydum: Kayseri de nasıl yaşadığı, bir Çerkes kızı olarak özelliklerini koruyabildiği ve yaşayabildiği konusunda? Şikayetçi olmadığını söyledi ve şunu ilave etti: Kayseri ye ilk geldiğimizde ailemle açık-açık pazarlık yaptım; BENİ GÖRMEK İÇİN EVİMİZE GELMEK İSTEYEN ÇERKES GENÇLERİNİ KABUL ETMEZSENİZ, GERİ ÇEVİRİRSENİZ BENDE ONLARLA GİZLİ-GİZLİ BULUŞURUM ve pasta hane köşelerin de görüşürüm diye! Onlarda anlayışla karşıladılar”

Yaşayanın hayatta olmadığı
60 Yıl öncesine dönük bir kaşenlik olayı:

İstanbul da amcamlarda kalıyorum ve okuyorum, mevsim kış, bayram tatiline girdik. Bir Kaşenim var burnumda tütüyor ve ne yaptı-yaptım Uzunyayla nın Şörmüşek yöresindeki köyüme geldim, Fakat, bir taraftan Kaşenimi deşifre etmek istemiyorum bir taraftan da nasıl göreceğim konusunda zorlanıyorum. Baktım çobanlar koyunları sulamak için onların kapısının önünden geçiriyor. Bende yardım bahanesiyle onlara katıldım ve kapılarının karşısına geldiğimizde kızın babasını kapının önünde durur görünce, güya bayramlaşmak bahanesiyle ona doğru yöneldim ve beni “hoş geldin” diye tebessümle karşıladı, eşine seslenerek beni eve, içeri buyur ettiler. Hal-hatır konuşmasından biraz sonra kızları çay sofrasıyla içeri girdi ve annesiyle babası, “başka gelenlerde olabilir siz rahat edin, çayınızı için” diye odadan ayrıldılar. Kaşenimle yalnız kalmıştık, sohbet arasında, herhalde İstanbul şımarıklığımdan kaynaklanmış olacak ki: Kıza şu teklifte bulundum: “Bak burada bizi hiç kimse görmüyor, seninle nasıl olsa evleneceğiz. Şimdi burada bana bir öpücük versen ne olur” dedim? Kaşenim birden bire çok ciddileşti ve “Bak, ben seni çok seviyorum. Öyle olmasaydı eğer şu ayakkabımı çıkarır topuğuyla başını kırar, falancaların kızı filancanın başını kırmış dedirtirdim. Olurya evlenemesek, BU KİRLİ YÜZÜ SONRA BİR BAŞKASINA NASIL TAŞIRIM” dedi ve bu hatamın yüzünden kız benimle bir daha görüşmek istemedi, başkasıyla evlendi. Benimde hayatım kaydı ve bu olayın burukluğunu hala yüreğimde taşımaktayım.

Sayın Ademey:

“Gençlerimizi olumsuz ifadeler ile uzaklaştırmak yerine lütfen sahip çık. Bilmiyorsan çok geç deme SENDE ÖĞREN” !.. Sözlerinize aynen katılırken, neyin nasıl yapılması konusundaki BİLİNÇ ARAYIŞINIZ, YORUMLARINIZ, UYARILARINIZ VE GENÇLER İÇİN, DOLAYSIYLA TOPLUM İÇİN TAŞIDIĞINIZ DUYARLILIK NEDENİYLE TEKRAR -TEKRAR TEŞEKKÜR EDİYORUM.

30 Ağustos 2007
BIC’RA Saim Tuç


BU KONUYU PAYLAŞIN

Share |

Gönderme Tarihi : 07.11.2007
Anı Hit : 1819



Gönderilen anılar,fıkralar,yazılar vs. yazarının sorumluğu altındadır. Kesinlikle site yönetimini bağlamaz.
Yorum Gönderilmemiş..
Yorum Göndermek için Üye Olmanız Gerekmektedir..