Bugün : 17 Ekim 2017

Üye Ol
Şifremi unuttum

Üye Bilgileri

Online Ziyaretçi: 10
Online Üye: 0
Online Yönetici: 0

Toplam Üye: 1711
Son Üye: buracan315

Online Üyeler:
Şu An Online Üye Yok
Hoşgeldiniz Ziyaretçi!
IP Adresiniz: 54.156.67.122
Üye olmak için Buraya tıklayabilirsiniz.

Toplam Hit : 44688290
Toplam Tekil Hit : 16660070
Site Kuruluş Tar : 11.05.2007

TRT Çerkeslere televizyon kanalı açmalı mı ?

Evet
Hayır

Toplam Oy: 4742
[Sonuçlar]
Köy Muhtarı
Muhtar İsim: Mehmet YILDIZ
Ev Tel : 0352 531 10 10
Cep Tel: 0505 855 55 98
Anı Başlığı : Çerkeslerin Hıristiyan Dininin Kabullenişi
İsim : ismet
Soyisim : boran
İçerik :

Sponsor Bağlantılar

Çerkeslerin Hıristiyan Dinin Kabullenişi

Çerkes milletinde dini inaçların doğuşu ve gelişmesi başlıklı bir önceki yazımda belirtildiği şekilde Çerkes milletin dini İnançlar Taş devrinde ( Poliolit) başladı o devirde Çerkesler sembolik olarak kuş veya hayvan şekiller yaparlardı. Her aşiret veya kabilelerin bir sembolü vardı ve ona taparlardı. M.Ö. 6.bin yılında dini İnançlar olgunlaşmaya başlayarak doğa belirtilerine tapmağa başladılar. (Güneş,Şimşek, Yıldırım, Rüzgar ve orman gibi)
Bu tarihten sonra yeni bir aşamaya daha geçildi oda Darıdye adında bir mezhep ortaya çıktı. Bu mezhebe göre Üst Düzey yüksek tabaka insanlar ve din adamlarının ölümü halinde insan ve hayvan kurbanlar kesmek ve fidye vermek gibi usullerle ölü defnedilirdi. Hatta rivayetlere göre ölenin bazı akrabaları da kurban edilirdi.
Hıristiyanlıktan önce tüm diğer halklar ve milletler gibi Çerkeslerde Putperesttiler. Yüzlerce ilahları oldu, bu ilahların hepsinin adları değişikti. Büyük küçük ilahlar şeklinde iki sınıfa ayırdılar. Nartlar efsanesinde ilahların adları sayılmayacak kadar çoktu. Ayrıca o tarihlerde Fransız, İngiliz asıllı gezginler her ilahın vasıfları, görevleri Çerkesler için ne kadar önemli olduğunu kaydetmişlerdir. İşte o günün insanları böyle hal ve ahval içinde iken Bizans İmparatoru Justinyan devrinde Miladi 517 yılında Kafkasya da Karadeniz sahillerinde oturan Özellikle Çerkes halklarının hırıstıyan dinine girmelerini sağlama maksadıyla (misyonerlik) Görevi BONTOKUN isimli bir papaz tayin edildi. Papaz din adamı aracılığı ile Miladi 517 yılı Çerkes halkı Hıristiyan dinini kabullenme başlangıcı oldu. Miladi 517-565 arası yayılma yılları oldu.
Çerkeslerin, Hıristiyan dinin kabul etmelerine baştaki ilk sebep, o tarihte ĞUT kabileleri ile Karadeniz sahillerinde oturan Ant Milletinden olan Kafkas Çerkesleri arasında uzunca bir zaman savaş halinde olması ve bu savaşta İmparator Justinyan Ant Milleti Kafkas Çerkezlere lojistik destek sağlaması dolaysıyla savaşı kazanmaları sebebiyle Çerkesler Hıristiyan dinine sevgi oluşturdu.
İkinci bir sebepte, Grekler eski yunanlılar Karadenizin doğusunda Hz. İsa’dan öncesinde varlardı. Çerkeslerle komşulardı. Eski yunanlılar Hıristiyanlığı Kabartay kabilesi arasında yayılmasında Başarlı oldular Çerkesler hala İlk Hıristiyan din adamının gelip oturduğu yeri hatırlıyorlar. Şu andakı Nalçık Şehrin yakınında bir yerki Mez Korgan dedikleri yüksek bir tepe yoğun ağaçlarla örtülüdür. Çerkesler bu tepeye saygı ve kutsallık gösteriyorlar,
Savaşın neticesi, Eski Greklerin ve Papas = Din adamı Bontokun gayretleriyle Çerkesler arasında Hıristiyanlık yayıldı Ant Millet kökenine mensup Çerkeslerlerin içinde yetişmiş eğitim öğretim almış kimseler din adına görev yapabilecek olan ( Papaz- Din Adamı) seçildi Adını Şogen, taktılar. Şogen’e “Din adamı ve Öğretmenlik” görevi verildi. Tarih Kitaplarında (Roma Shogen) Ortadokslar ( Kark Shogen) Araplarda Şocen Bazı Avrupa yazarlar ki eski Yunanlılar Kerket Shogen, Çerkes Milletinde Şogen diye bilinmekte ve bilahare, Miladi 7.yy’da Başpiskopos’a da kardan adını taktılar. (Kardinal)
O tarihte yaşayan eski Çerkesler Şogen’e övgülerinde;
“Şogen bizi Koruyan, çocuklarımızı okutan, eğiten, kimsesizlerin kimsesi olmuş, o bizi karanlıktan aydınlığa çıkaran, nur saçan, Allah onu gönderdi, onun duası yüce hidayeti ve yardımı bizimle oldu, Bizi yükseklere çıkardı, yaratıcı bizlere demirden kaleler kurdurup kapılarının gümüşten yaptırdı. O kalede Ruhul-kudus Nuru yerleşti o Ruh ki uçarak taa yüksekteki bulutlarla teması sağladı. Orada zalimleri de görüyordu.……” şeklinde o günün Çerkes Milleti, Şogen’e uzun şarkı ve dizeler tarih kitapların da görmek mümkündür.Not: Prof.Dr. Muhammed Mamsır Hayri Bastıc’ın: Çerkes tarih ve ansiklopedisi birinci cilt shf.413-414-415. alıntı
Fakat bunca övgü ve söylevler neticesinde Çerkes milleti Hıristiyan dinini benimsemedi. Halk arasında revaçta bulamadı. Çünkü bu dinin getirdiği hüküm ve prensipleri İnsan yaradılış ahlakına ters düştüğü, halkın isteklerine uymadığı gibi, cevapta veremiyordu. Ayrıca Hıristiyan dinine içten gelen bir sıcaklıkta hissetmiyorlardı. Çerkes Prensiplerine de uyum sağlamıyordu. Bir tarihçi şöyle yazıyor; 16. yy’da Adıge ülkesini ziyaretinde Çerkes Gençleri Kilise’ye gitmiyorlardı.
Pazar günleri atların üstünde Kilise kapısında bekliyorlardı Hz. İsa’nın sözüne atfen söylenmekte olan (Sana birisi Sağ yanağına vurursa, Ona Sol yanağını da çevir) sözü doyurucu değildi ve etki yapmıyordu. Çünkü Çerkesler binlerce yıl savaşarak yurtlarını koruyarak ve saldırganlara karşı koyarak hayatlarını savaşlarda yiğitlik, kahramanlıkla sürdürenlerdi.
Morgan ve Şoban’a göre Çerkesler Hıristiyanlığı tam anlamıyla ve detaylı bir şekilde iman etmediler. İstediklerini alıp Çerkes örf ve adetlerine uymayanlarını hiç de dikkate almadılar.
Çerkes Kökenli olmayan Bazı tarihçiler Çerkesler için Hırıstıyanlığın kapalı ve komplike önerlierin benimsenmesi güçtü, kendilerine uymayanlarını terk ettiler. Batı Çerkes kabilelerin bir çoğu Hıristiyanlığı kabullenmeyip Putperest olarak kaldılar.
Şoban’a göre Çerkeslerde devamlı eski Putperest adetlerin özenleri vardı. Hıristiyan olmalarına rağmen eskiye dönük bazı geleneklerinden vaz geçmediler. Ölülerin ruhları için kurbanlar keserek yemek verirlerdi (Lebş) (demir İlah) gibi ilahlarını takdis ederlerdi.
Özet olarak Çerkeslerin o tarihlerde akideleri genellikle karışık bir inançtı, Putperestlik, Hıristiyanlık prensipleri inançlar dalgalanıyor o tarihlere baktığımızda istikrar yok denecek kadar azdı. 27.06.2014

İsmet Boran


BU KONUYU PAYLAŞIN

Share |

Gönderme Tarihi : 28.06.2014
Anı Hit : 1055



Gönderilen anılar,fıkralar,yazılar vs. yazarının sorumluğu altındadır. Kesinlikle site yönetimini bağlamaz.
Yorum Gönderilmemiş..
Yorum Göndermek için Üye Olmanız Gerekmektedir..