Bugün : 18 Kasım 2017

Üye Ol
Şifremi unuttum

Üye Bilgileri

Online Ziyaretçi: 17
Online Üye: 0
Online Yönetici: 0

Toplam Üye: 1711
Son Üye: buracan315

Online Üyeler:
Şu An Online Üye Yok
Hoşgeldiniz Ziyaretçi!
IP Adresiniz: 54.224.121.67
Üye olmak için Buraya tıklayabilirsiniz.

Toplam Hit : 45802410
Toplam Tekil Hit : 17204970
Site Kuruluş Tar : 11.05.2007

TRT Çerkeslere televizyon kanalı açmalı mı ?

Evet
Hayır

Toplam Oy: 4742
[Sonuçlar]
Köy Muhtarı
Muhtar İsim: Mehmet YILDIZ
Ev Tel : 0352 531 10 10
Cep Tel: 0505 855 55 98
Anı Başlığı : MAAŞ VE BEREKET
İsim : İSMET
Soyisim : BORAN
İçerik :

Sponsor Bağlantılar

MAAŞ VE BEREKET

Sahip olduğumuz nimetlerle, yaşı kemale ermiş bir insanın gençlik yıllarına ait anılarıyla kıyaslandığında elli yıl önceki zengin şimdiki yoksula, şimdiki yoksul da elli yıl önceki zenginle neredeyse aynı noktada örtüşmektedir.
Varlık ve yoksulluk, geçim darlığı sıkça söz konusu edilirken, kurulan sofralar göz kamaştırıcıdır. Bizden önceki insanoğlunun hayal edemediği, belki de adını sanını duymadığı görmediği.yiyecek çeşitleri sofralarımızı süslemekte, belki ekmeğimiz dahi onların ekmeğine göre pasta mesabesindedir.
Bir taraftan yoksulluk, diğer taraftan israf had safhadır.. Bizden öncekilerin yiyemedikleri besinler, soframızda çocukların burun-kırın ettiği yiyecek ve içecekler arasında yer almaktadır. Yiyecek nimetlerin fazlası çöpe gitmektedir.. Bunca sıkıntılara rağmen ekmeğin tazesi. bayatı seçimi yapılırken, diğer taraftan da heyhat ne hazindir ki ülke genelinde yılda bir milyon ton ekmek de çöpe atılmakta, bir taraftan açlık diğer taraftan israf. Belki açlıktan ölen olmayabilir ama aç yatanların çokluğundan şüphe yoktur.
İsraf haramdır. İsraf bir insanın hem dünyasını hem de ahretini karartır. Buna rağmen israfta ısrar etme, aşırı harcama düşüncesi anlaşılır gibi değildir. Zira çevremize baktığımızda, çocuk denecek yaştaki yavruların ellerindeki teknolojinin en son harikası pahalı ürünler, aşırı tüketim, savurganlık, borç-harç demeden onda var bende yok tarz gereksiz harcamalar ne yazık ki bir nevi tedavisi olmayan illetli bir hastalık halini andırmaktadır. Nitekim savurganlığın sonucunun ne zorluklar getirdiğini dikkatle izlendiğinde hemen yanı başımızda dostumuzda, etrafımızda görmemiz mümkündür.
Bu günlerde bazı dış ülke devletlerinin ekonomilerinin felç oluşu, maddi sıkıntılarla karşı karşıya kalındığı, insanlarının nasıl çaresiz bir duruma düştüklerini, devlet yöneticilerinin çöken ekonomilerini tekrar ayağa kaldırmak ve insanlarını refaha kavuşturmak için başka devlet adamlarına avuç açtıklarını, hemen hemen, her gün medyada izlenmektedir.
Günümüz gerçekleri de ortadadır.. Varlık içinde yokluk, her şey çoğaldı. Para,ulaşım vasıtaları. ev, yiyecek, içecek ve giyecek, çeşitli ürünlerimiz vs. imkânlarımız, birçok şeyimiz var. Nüfus da günden güne çoğalmakta, Arz ve talep de o nispette büyümektedir. Dolaysıyla yoksulluk, içten tatmin olmama halini aldı. Peki olmayan nedir? oda bereketsizliktir.
Bu bağlamda bereketin yok olması, olanakların artmasında bir benzerlik olduğu da açıkça görülmektedir. Günden güne yeni olanaklar ortaya çıkarken berekette o nispette azalmaktadır. Bereketin kalkması zaman içerisinde beşeri ilişkilerimiz nasıl zedelendiğidir, örneğin akrabalık (sıla-i rahim) bağlarının nasıl koptuğu ve hatta yok denecek kadar zayıfladığını görmek mümkündür.
İnsan için ulaşım, en güzel günlerini yaşamakta bizden önceki nesillerle kıyas edilemeyecek kadar gelişti. Çok kısa bir zaman dilimi içerisinde arzu edilen yere ulaşma,görüşme çok rahat hale geldi. Hele baş döndürücü iletişimin zirvelere ulaşması ve getirmiş olduğu kolaylıkları en üst düzeydedir.. İmkânlar öylesine rahat ve konforlu olmasına rağmen geldiğimiz nokta düşündürücüdür. Neden insanoğlu kendi kan bağı ile en yakın akraba bağlarını özlü tutmazlar? Alınacak cevap zaman olmayışı.; Oysa günümüz insanları zamanı ceplerinde taşımakta. Dolaysıyla görüşmeleri sağlayıp kolaylaştıran vasıta, elimiz altında, fakat yine de zaman yok. Zaman vardır. Olmayan zaman bereketidir.
BEREKET:
Bereket-bolluk, Allah'ın yardımı ve inayetiyle olur. Allah'tan yardım alanın zamanı işi, aşı, çoğaldıkça çoğalır bereket üstüne bereket yağar. Eşinde, çocuklarında, sahip olduğu servetinde makam ve mevkide hepsinde hayır görür ve az zaman içerisinde çok iş yapması ve başarmasına da ulaşır. En verimli yaşta tasavvur edilemeyecek başarılara da imza atar.
Bu bağlamda.bereket, hayat sahnesi içinde bulunan bir şey, tutulmaz, görünmez, kim hak ederse Allah ona verir.Verdiği insanı da ani büyütür ve külfetsiz yürütür. Bereket gerçek anlamda gönülden doyumdur. Nitekim tıka basa yememekle doyduğu gibi, az bir istirahatla da dinçleşir. Bereket çok olma manasına da gelmez. Zira bereket, bir şeyin içine, arılığını, saflığını bozacak hiç bir şeyin karışmamış saf özüdür. Bu ise çok olmaz doyum bilinciyle bakmak gerektir.
Bereketli bir insanın malında-mülkünde ve aile fertlerinde hayır vardır. O saygın insanın etrafı hiç boş kalmaz insanlar dolar taşar sevilir sayılır. Yokluğu da doldurulamaz nitekim tarihe ve etrafımıza baktığımızda bu nevi hayırlı insanların hatıraları gurur vericidir.
İnsanoğlunun bu dünya hayatında üzücü ve acı olaylarla karşı karşıya kalmadan, hastalık derdine düşmeden bela edinmeden, gayri meşru bir işe bulaşmadan tertemiz hayatın idamesi berekettendir. Kimseye el açmadan boyun bükmeden minnet ve zillet altında kalmadan yaşamak da, Allaha teslimiyette berekettendir.
Tatlı dilli güler yüzlü membaı ibadet ve aile ocağının koruyucusu olan ve çocuklar dünyaya getiren getirdiğini güzel terbiye eden savurgan olmayan Saliha bir eş de bereketin en alasıdır.
Haramın bereketi olmaz. Haram kazanç dan hayır olmaz. haramla gelen haramla gider. bolluk gibi gözükse de o bir hile aracıdır. Onda asla bereket olmaz. Habersiz bir şekilde günün birinde batar gider.
Allahtan korkmak ve günün birinde suale çekileceğini bilmekte bereketin başında gelir Kuşkuya düşen harama düşer "sözünde olduğu gibi", kuşku çoğaldıkça berekette o nispette azalır. Bereket azaldıkça huzurda kalmaz.
Haramdan kaçınmak, şüpheye düşmemek helal lokma yemek haramın bulaştığı yerden uzak durmak helal kazanç elde etmek, dolaysıyla yüce yaratıcının denetim ve gözetiminde hayatı sürdürmek takvaların en güzel olanıdır.
Rızkın çoğalmasının öncelikli sebeplerinden biri insan sevgisi ve sıla-i rahimdir. Akraba bağlarını sıkı sıkıya canlı tutma hem malın bereketine hem de uzun ömürlü olmaya sebeptir. Zira sevgi duygusu insanın hemcinsleriyle hem de akraba arasındaki ilişki ve kaynaşmasının en önemli unsuru ve toplumsal hayatın gelişip güçlenmesinin vazgeçilmez şartıdır.
Mevlana'nın ifadesiyle "sevgi acıyı tatlıya, bakırı altına, hastalığı şifaya, zindanı saraya, belayı nimete ve kahrı rahmete dönüştürür.." İnsanı hayata bağlayan zincirin en güçlü halkası ve insanı mutluluğa, nimet ve bereketlere ulaştıracak en sağlam merdiven de yine sevgidir.
Maaş yetersizliği herkesin malumu, doğrusu noksan olan bir şey vardır, o da berekettir. Bereketin yok olmasının sebebi de, insanların paraya fazlaca bel bağlanması ve dolgun bir maaş bol para her şeye muktedir olunabilir düşüncesi bereketsizliğin öncülerindedir.
DUA BEREKET
Dua insanda doğuştan var olan bir duygudur. Bu sebeple bütün dinlerde dua vardır. Yüce sonsuz kudret sahibi bir varlığa inanan her insan hayatının herhangi bir anında dua ihtiyaç hisseder. Çünkü her insan zaman.zaman üstesinden gelemeyeceği bir çok olay, üzüntü ve sıkıntı ile karşılaşır. Böyle anlarda insan Allah'a sığınma ve ondan yardım isteme ihtiyacı hisseder ve dua eder
Dua ile ilgili bir olguda; İslam,dini millet ve devlet malına haksız el uzatmayı, affedilmesi çok zor günahlardan saymıştır. Denizde, Allah yolunda şehid düşenleri bu genellemenin dışında tutmuştur.Hiçbir amel ve dua insanı kul ve millet hakkından kurtaramaz.
ŞÜKÜR BEREKET
Şükür;Sunulan nimete ve yapılan iyiliğe karşılık kıymet bilirliği söz ve davranışlarla ifade etmek duygusudur.Allah'a karşı ise,o'nun istediği ölçü ve anlamda ibadet etmemiz ve hayırlı yönde sosyal faaliyetlere katılmamızla gerçekleşir.İlahi rızaya uygun şükreden kullara azap edilmesi ise söz konusu değildir.Çünkü azap nankörler için hazırlanmış bir cezadır
Bu bağlamda,nimet,ne kadar görkemli ve alımlı olursa olsun,belli bir süre içinse,onun değeri ve anlamı da o nispette düşük ve sonuçsuzdur..Dünya,her canlı için geçici bir hayattır. 0na aldanıp bağlanmak,kente giderken yol üstündeki küçücük bir kır köyüne gönül verip bağlanmaya ve gidilecek kenti unutmaya benzer.Allah, iyi amellerin,zerre kadar hayrın ve şerrin karşılığını mutlaka kat, kat vereceğini Va'dediyor.Dolaysıyla yolculuğun unutulmaması dileğiyle. İSMET BORAN


BU KONUYU PAYLAŞIN

Share |

Gönderme Tarihi : 28.02.2012
Anı Hit : 1508



Gönderilen anılar,fıkralar,yazılar vs. yazarının sorumluğu altındadır. Kesinlikle site yönetimini bağlamaz.
Yorum Gönderilmemiş..
Yorum Göndermek için Üye Olmanız Gerekmektedir..