Bugün : 18 Kasım 2017

Üye Ol
Şifremi unuttum

Üye Bilgileri

Online Ziyaretçi: 10
Online Üye: 0
Online Yönetici: 0

Toplam Üye: 1711
Son Üye: buracan315

Online Üyeler:
Şu An Online Üye Yok
Hoşgeldiniz Ziyaretçi!
IP Adresiniz: 54.80.33.183
Üye olmak için Buraya tıklayabilirsiniz.

Toplam Hit : 45831868
Toplam Tekil Hit : 17219698
Site Kuruluş Tar : 11.05.2007

TRT Çerkeslere televizyon kanalı açmalı mı ?

Evet
Hayır

Toplam Oy: 4742
[Sonuçlar]
Köy Muhtarı
Muhtar İsim: Mehmet YILDIZ
Ev Tel : 0352 531 10 10
Cep Tel: 0505 855 55 98
Anı Başlığı : TELEFON R11; KÜLTÜR
İsim : İSMET
Soyisim : BORAN
İçerik :

Sponsor Bağlantılar

TELEFON - KÜLTÜR
Her nimet, insandan yana bir takım sebep ve hikmetlere dayalı olarak yaratılmıştır. Nimetler, Allahın varlığını ispat eden başlı başına birer belgedir. İyiliğin hedefi mutluluktur. Aksini düşünmek yanlıştır. Ama şu dünyada bu kuralın tam geçerli olduğunu iddia etmek mümkün değildir. Çünkü çok iyi niyetle yapılan iyiliğin bazen felaketle sonuçlandığı görülüyor. Yeryüzündeki diğer nimetler gibi telefon da insanların istifadesine sunulmuş bir nimet ve iyiliktir.
Telefon, günümüz koşullarında sosyal hayatımızın olmazsa olmazı ve iyiliklerindendir. Nitekim gayeler, duygular ve düşünceleri birleştiren, sosyal hayatımızı kolaylaştıran, bireyler ve uluslar arası kültür medeniyetlerinin bir araya gelmesine vasıta olan, insan hayatının da sosyal ve kültürel çok yönlü fonksiyonu barındıran, küçümsenmeyecek bir servettir. Zira elli yıl geriye baktığımızda bir telefon, gözde bir binek arabaya eşdeğerdi
Bir servet nasıl elde edilirken helal kazanç olmasına dikkat edilmesi gerekiyorsa, hayatımızın bir parçası haline gelen telefon da helal yollardan elde edilmelidir. Her hangi bir nimetin, Allaha duyulan hoşnutluğun yerine getirilmesi olduğu gibi, telefonda Allaha'a duyulan yetkinliği dile getirilmeli ve erdemli bir insan olmanın gerekleri göz ardı edilmemelidir. Telefon nimetine en uygun yetkinlik onu haram olmayan işlerde kullanılması ve harama aracı edilmemesidir.
İnsan her zaman mutlak bir gözetim ve denetim altındadır. Söz ve davranışları bütünüyle tespit edilmektedir. Bu dünya'da yaptıklarından sorumlu tutulmasa bile kıyamet günü mutlaka her şey ortaya dökülecektir. Telefon almak ve kullanmak belki zorunlu olabilir. Telefon'un mucidi veya üreticisi biz olmayabiliriz. Ancak doğrusu kulak, göz ve kalpten sorumlu olduğumuzdur..
Telefonu dinimiz ve dünyamızın mutluluğuna sunmamız ve bir iletişim aracı olarak doğru zaman ve yerde kullanılması gerekirken, bilerek veya bilmeyerek telefonun bizi kullanması, telefona tutsak olunması düşündürücüdür. Telefon hayatın israfı ve bütçemizi kemiren bir nesne olabileceğini de görmemiz gerekir. Zira israf haramdır, haram da tabir caizse ateşten gömlektir. Telefonu ölçüsüzce muhabbet aracı olarak kullanmakla kapitalizmin acımasız tuzaklarına takıldığımızı fark etmeliyiz.
Camilere, sempozyumlara, form ve ilim-bilim toplantılara, özel ziyaretlere, toplum huzuruna cep telefonun açık tutulması, şahsın arandığında zorunlu olmadıkça telefonla her kesin duyabileceği yüksek bir ses tonuyla konuşulması basiretsizliktir. Hele çok önemli yerlerde işler üstlenen, zat-sıfat ve bir şahsiyet görüntüsü vermeye çalışmak en azından riya ve beşeri adap ve erkan'a aykırıdır.
Şayet riya ve beşeri kurullarına aykırı değilse o halde karşı tarafa saygısızlık söz konusudur. Zira soğan ve sarımsak yiyen bir insanın topluma katılması nasıl tiksindirici ise, cep telefonu ile toplumu rahatsız etmenin aynı derecede olduğunu unutmamak gerekir.
Namaz kılan veya herhangi bir ibadetle meşgul olan bir Müslüman'ın kafasını meşgul etmek veya bir hastanın huzursuzluğuna sebep olmak kuşkusuz bir vebaldir.
Umumun seyahatine tahsisli belediye otobüslerinde, toplu taşıma araçlarında uzun-uzun sohbetler, iş görüşmeleri, caka yapması, kendisinde olmayanı sergilemesi vs fevkalade ayıp ve saygısızlıktır. Uzaklaşma, kaçıp kurtulma imkânı bulunmayan böyle yerlerde hiçbir kimseyi bu tip konuşmaları dinlemek zorunda bırakılmamalıdır.
Mü'min kendisinde olmayanı göstermeye neden çalışsın! Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)' kendisinde olmayanı göstermeye çalışanı "iki emanet elbise giyen gibidir." buyurmuşlardır.
Telefon konuşmasına selamla başlanılması, selamla bitirilmesi kültürümüze uygun olanıdır. Telefon görüşmeleri de bir tür yüzleşme derecesindedir. Nitekim Müslüman Müslüman'la yüz-yüze geldiğinde selam verir selam alır ve selamla ayrılır. Günümüzde alo gibi kelimeler ilk başlama bir realite haline geldiyse de söze başlarken ve bitirirken selamı unutmamalıyız.
Günümüzde, selamın yerine öpüyorum-öperim kendine iyi bak benzeri sözlerin tutarsızlığı bir nevi çöküş belirtisidir. Hiç değilse telefona selamla başlamak yerindedir. Zira tanısınlar tanımasınlar sünnete uymak kadar önemli bir kazanç var mıdır? Hem işimizi görelim hem de sevap kazanalım.
Telefonla arama yapanın ilk önce kendisini tanıtması gerekir. Kapıyı çalanın kim olduğunu tanıtması gibi, doğru olan budur. Karşı tarafın tanımış olacağını varsaymak ve benzeri sebepler ileri sürmek doğru değildir.
Telefon numarasını saklı tutanlar veya başkasına verilmesini istemeyen bir insanın telefon numarasın vermek, göstermek sakıncalıdır. Karşılıklı saygı ve sevgiyi yıpratacak tutum ve hareketlerden uzak durulmalı.
Başkasına ait telefondaki seslerin izinsiz kaydı, "tele kulak tabir edilen" dinleme de asla doğru değildir. Keza telefon hoparlörünün açılıp dinletilmesi de caiz değildir. Bu gibi davranışlar güveni kötüye kullanmak ve hıyanetliktir. Bir birimize komplo kurmak kardeşlik hukukumuzu örselediği gibi bizi Allah'ın rızasından da uzaklaştırır.
Telefonun kontörü de birer nimettir. Nimetler asla israf edilmemeli, vebale sebep olunmamalı, ufacık yaştaki çocukların elinde oyuncak gibi yaygınlaşan cep telefonlarının bizi nerelere yönlendirdiği, endişe verici boyutlara ulaşmaya başladığı asla göz ardı edilmemelidir. Cep telefonları körpe çocuklardan uzak tutulmalı, hiç değilse asgari bir seviyeye getirilmeli. Dikkat çeken bir husus da çocukların telefonları babalarının telefonlarından daha pahalı oluşu fevkalade manidardır.
Aranan telefondan cevap alıncaya veya uyarılıncaya kadar çaldırılması uygun değildir. Zira bir evin kapısına üç defadan fazla vurulması veya kapı ziline basılması doğru olmadığına göre, bir telefonun da zil çaldırma süresi kapı çalma süresi kadar olmalıdır.
Arandıktan hemen sonra ikinci defa aranması görüşme gerçekleştiğinde "önceden de aramıştım niçin telefona bakmadınız" gibi hantal bir soru sorulması hiç de uygun değildir
Olağanüstü arz eden durum dışında insanların dinlenme veya uygun olmayan saatlerinde aranması rahatsız edilmesi, hele namaz vakitlerinde özellikle Cuma namazı saatin da erkek bir Müslüman'ın telefonla aranması, namazımıza saygısızlığı veya bir provoke midir?
Kullandığımız telefonu, bizi yansıtan bir aynaya benzetirsek, bir Müslüman'ın cep telefonunda ne gibi bir müzik türünü zil olarak namaz saatlerinde veya başka bir yerde çaldırmasına dikkat edilmemesi düşündürücüdür.
Telefonla habersiz resim, film ve görüntü alınması, alınan resim ve filmlerin, kadın-kız ve arkadaşlarının gizlilik kurallarına dikkate alınmadan açılıp bakılması, resimlerinin paylaşılması bir kul hakkının ihlali olduğu ve pek çok değerlerin zedelenmesine sebebiyet verilmemesi gerekir.
Cep telefonlarıyla yaygınlaşan mesaj kültüründe de edep kurallarına riayet edilmesi ve mesajın gönderileceği adresin uygunluğu ve gerekliliğinde saygı kuralları aranmalıdır.
İnsanın kendisine gelen, çapraşık bir mesajın aynen başkalarına aktarması doğru değildir. Gereksiz mesajlaşma, başkalarının kasasını doldurma da bizim işimiz olmamalıdır.
Nevi şahsa münhasır her hangi bir mektubun veya yazının izinsiz açılması, okunması nasıl ki uygun değilse, bize ait olmayan bir mesajı açıp okumak asla uygun değildir.
Nimetler külfetle orantılıdır. Hak da her zaman ve her yerde yücedir. Ne hatır, ne gönül ne de yakınlık tanır. İnsan hayatın hangi safhasında olursa olsun, sorumluluk duyduğu, günün birinde hesap vereceğini düşündüğü nispette olgundur.
İnsanın ne kadar saygın yaratıldığına dikkat edilmelidir. Ona verilen üstün yetenekler hatırlanmalıdır. Kâinatın da insan için yaratıldığı unutulmamalıdır.
Hayra vesile olan ve hayatı kolaylaştıran ilmin, bilimin ve teknolojinin kuşkusuz desteklenmesi gerekir. Ancak ne teknolojinin ne de başka bir gelişmenin akidemizin, ahlakımızın bozulmasına ve kültürümüzün yok olmasına yol açmamalıdır. 10.10.2011
İSMET BORAN


BU KONUYU PAYLAŞIN

Share |

Gönderme Tarihi : 10.10.2011
Anı Hit : 2294



Gönderilen anılar,fıkralar,yazılar vs. yazarının sorumluğu altındadır. Kesinlikle site yönetimini bağlamaz.
Yorum Gönderilmemiş..
Yorum Göndermek için Üye Olmanız Gerekmektedir..