Bugün : 20 Kasım 2017

Üye Ol
Şifremi unuttum

Üye Bilgileri

Online Ziyaretçi: 12
Online Üye: 0
Online Yönetici: 0

Toplam Üye: 1711
Son Üye: buracan315

Online Üyeler:
Şu An Online Üye Yok
Hoşgeldiniz Ziyaretçi!
IP Adresiniz: 54.225.36.143
Üye olmak için Buraya tıklayabilirsiniz.

Toplam Hit : 45851870
Toplam Tekil Hit : 17229512
Site Kuruluş Tar : 11.05.2007

TRT Çerkeslere televizyon kanalı açmalı mı ?

Evet
Hayır

Toplam Oy: 4743
[Sonuçlar]
Köy Muhtarı
Muhtar İsim: Mehmet YILDIZ
Ev Tel : 0352 531 10 10
Cep Tel: 0505 855 55 98
Anı Başlığı : İSLAMİYET TEVHİD DİNİDİR
İsim : İSMET
Soyisim : BORAN
İçerik :

Sponsor Bağlantılar

İSLAMİYET TEVHİD DİNİDİR

İslam tevhid dinidir. Allah'ı bir bilip O'nun eş ve ortaktan münezzeh bulunduğunu Kur'an en açık bir anlatımla yer yer işler. İlahi dinlerin temelini oluşturan ve hepsi için aynı özelliği taşıyan tevhid=Allah'ı bir bilip iman etmek, dinler arasında birleştirici en kuvvetli esastır. Dinin bu esas faktöründen ayrı tutulması ayrılığa düşmenin ilk ve son adımıdır.
İslam'ın iman esaslarından biri de Allah'ın şanına yaraşmayan sıfat ve nitelemelerden uzak bulunduğunu, babalık ve oğulluk gibi beşere ait sıfatlar ise Allah'a isnat edilemeyeceğini; bu düşence ve inancın Allah'a ortak koşmak olduğunu bize bildiren Kuran'dır. Nitekim bize şöyle seslenmektedir; (Yahudiler, Üzeyir Allah'ın oğludur) dediler, Hıristiyanlar ise; (İsa Allah'ın oğludur) dediler. Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkâr etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. (Allah onların hakkından gelsin. Nasıl da Haktan çevriliyor.) (Tevbe 30)
(Yahudiler) Allah'ı bırakıp hahamlarını, (Hıristiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih'i Rab edindiler. Oysa bunlar da ancak tek olan Allah'a ibadet etmekle emir olunmuşlardır. (O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O, onların ortak koştukları her şeyden uzaktır.)(tevbe3l)
(De ki; O Allah'tır, bir tektir. Allah Samed'dir, (her şey O'na muhtaçtır, O hiçbir şeye muhtaç değildir) Ondan çocuk olmamıştır (Kimsenin babası değildir). Kendisi de doğmamıştır (Kimsenin çocuğu değildir) hiçbir şey O'na denk ve benzer değildir.) (İhlâs 3)
Din, başlı başına ilahi bir müessesedir. Şunun ya da bunun aklına, mantığına uysun, görüşüyle uyum sağlasın diye hiç kimsenin onu değiştirmeye, keyfi biçimde yorumlamaya hakkı ve yetkisi yoktur. Din, taşıdığı bütün esas ve prensipleriyle bir bütündür, bölünmeyi, bir kısmını beğenip, bir kısmının beğenilmemesini hiçbir surette kabul etmeye müsait değildir.
İslam, önceki dinleri hem tanımakta, hem tashih etmekte, hem aslının ilahi kaynaktan süzüldüğünü kabul etmekte ve kendisiyle dinler zincirinin son halkasının oluştuğunu ilan ederek, bütün milletleri ilgilendiren Hakk'ın davetini duyurmaktır.
İslam'ın bir çağrısı vardır. O da birleştirici ve uzlaştırıcı çağrısıdır. Zira İslam, Hakka teslim olmanın yolu, Allah'ı bir bilmenin, bütün peygamberleri ve semavi kitapları tasdik etmenin ilahi sesi, insanlığın son saadet borcudur.
İslam'ın diğer bir uyarısı, insanı insan yapan onun ruhu, iman ve irfanıdır. Bunları bir kimseden çekip aldığınız zaman geriye et, kan ve kemikten başkası kalmaz.
Yeryüzünde bulunan canlı cansız her şey ölmeye yok olmaya mahkûmdur. Her şeyin bir başlangıcı, bir de sonu vardır. Bu, ilahi sünnetlerden biridir. Her doğan ölür, her yeni eskir, her yükselişin vardır bir düşüşü, her çıkışın elbette olacaktır bir inişi.
İşte bütün bunları düşündüğümüzde, Kuran karşımıza çıkıp sesleniyor; (Sizin bir de ebediyete uzanan ruhunuz ve onun ihtiyaç duyduğu iman ve irfan gıdası vardır. Kıyamet pazarında ancak bu iman ve irfan geçerlidir. Dünya dolusu altın fidye olarak verilse, hiçbir anlam taşımaz.) Kuran'ın bu uyarısı, sağduyu sahiplerine, akıl ve idrakini iyi yolda kullanmasını bilen, basireti açık kimselerdir.
İslam, insanlığın en son ve en büyük ümididir. O sadece bir ümit de değil, insanlığın tek kurtuluş yolu ve çaresidir. İslam rahmet kucağını bütün bir insanlığa açarken, ırk, renk ve dil farkı gözetilmediği gibi, zengin ile fakir, efendi ile köle diye bir ayırım yapmamış, yaratılan ile yaratan arasındaki bütün engelleri ve sahte tanrıları kaldırmıştır.
Bir olan Allah'a inanmak ne kadar sağlam aklın ve iyi düşüncenin, eseri görüp müessiri, sanatı görüp sanatkârı anlayabilen kalbin ürünü ve müspet sonucu ise, inandıktan sonra onu inkâr etmenin de o nispette işlemeyen aklın, doğru düşünmeyen kafanın ve idrak edemeyen kalbin ürünüdür. Bunca yeteneklerini gerçeği bulup aramadan, kullanmayan kimseyi Allah doğru yola eriştirir mi?
Diğer bir husus doğruyu bulduktan sonra sapıtmak, nankörlüğün ve gafletin en acı tarafıdır. Ancak dönüş kapısı her zaman açıktır. Çünkü Allah çok bağışlayan ve merhamet edendir.
İnsan ruhunu aydınlatan, ona gıda veren tek eser, Kuran'dır. Çünkü Allah, O'nu insanların yararına uygun biçimde hazırlayıp indirmiştir. İçinde insan aleyhine olan tek bir madde yoktur. Her yönüyle ferdi, ailevi ve toplumu sağlam temellere oturtmayı planlayan bir kudrettir.
Dünyada iyi bir dini eğitim görüp sağlam bir imana sahip olanların erişeceği en yüksek fazilet noktası, her şeyi tasarrufu ve yüksek kudreti altında bulunduran Rabbinin bu yüce makamını anlamak ve hayatını ona göre düzenlemektir. Sorumluluğun en ciddisi ve yararlısı bu doğrultuda gelişip oluşanıdır. Kendini iç ve dış temizliği içinde bu düzeye getiren bir mümine iki cennet hazırlanmıştır. Biri sağlam imanın, diğeri yüksek irfanın karşılığıdır. Bütün dinlerin de insan unsuru üzerinde meydana getirmek istedikleri tesir ve onun kalbine işlemek istediği mesuliyet sırrı ve sınırı işte buradadır.

İsmet BORAN


BU KONUYU PAYLAŞIN

Share |

Gönderme Tarihi : 17.08.2009
Anı Hit : 1612



Gönderilen anılar,fıkralar,yazılar vs. yazarının sorumluğu altındadır. Kesinlikle site yönetimini bağlamaz.
Yorum Gönderilmemiş..
Yorum Göndermek için Üye Olmanız Gerekmektedir..