Bugün : 18 Kasım 2017

Üye Ol
Şifremi unuttum

Üye Bilgileri

Online Ziyaretçi: 5
Online Üye: 0
Online Yönetici: 0

Toplam Üye: 1711
Son Üye: buracan315

Online Üyeler:
Şu An Online Üye Yok
Hoşgeldiniz Ziyaretçi!
IP Adresiniz: 54.80.33.183
Üye olmak için Buraya tıklayabilirsiniz.

Toplam Hit : 45831820
Toplam Tekil Hit : 17219674
Site Kuruluş Tar : 11.05.2007

TRT Çerkeslere televizyon kanalı açmalı mı ?

Evet
Hayır

Toplam Oy: 4742
[Sonuçlar]
Köy Muhtarı
Muhtar İsim: Mehmet YILDIZ
Ev Tel : 0352 531 10 10
Cep Tel: 0505 855 55 98
Anı Başlığı : KUR-AN
İsim : İsmet
Soyisim : Boran
İçerik :

Sponsor Bağlantılar

KUR-AN

Kur-an; insan yararına olan ne varsa onların ana temasını sunan bir kitap ve yeri geldikçe bu hususlarda açıklamalarda bulanan ilahi bir hikmettir.
Kur-an bütünüyle Allah sözüdür. Melek Cebrail vasıtasıyla Peygamberimiz Hz. Muhammet Mustafa (sa)'ya indirilen son ilahi kitaptır. O, doğru yolu gösteren hidayet kaynağıdır.
Kur-an, Allah sözü olduğundan her kelime ve cümlesiyle beşer sözünden ayrılmaktadır. Taşıdığı yüksek düzeydeki mana ve hikmetiyle, kelimelerin yer almasındaki yüksek tertip ve düzeniyle bir benzerin yazılamayacağı açıklanıyor. Ve aksini iddia edenleri, iddialarında ispata çağırıyor.
Kur-anın Arapça indirilmesinin birçok sebep ve hikmetleri vardır. Bunlardan bir kaçı;
Arapça çok zengin bir dildir.
Çölün insan muhayyilesini genişletmesi daha çok kelime üretmeye imkân vermiştir.
Şiir ve edebiyatı günün geçerli sanatı kabul eden Araplar Kur-anın indiği asırda edebiyatın doruğuna yükselmiş ve söz söyleme sanatı alabildiğine gelişmiştir.
Az kelime ile çok mana ve hüküm ifade etme ediplerin başlıca uğraşısı olmuştur. Böylece güzel söz söyleme, topluma yansıyan bir tutku haline gelmiştir.
Allah sözüne gelince, O hem insan ruhuna, duygusuna seslenmekte, hem akli muhatap edinmekte, hem de fizik ötesinden haber vermektedir. O'nun bütün bu hususiyetlerini belirtmeye Arapçanın daha uygun olduğu kendiliğinden anlaşılmaktadır. Onun için en güçlü edipler, ilahi kelamın bunca özelliklerini inceledikleri, başka bir dil ile ifade etmenin çok zor olduğunu kabul etmişlerdir.
Kur-an, çok yönlü bir kitaptır. İnsana saadet sunan her şey onda açıklanmıştır. Diyebiliriz ki; her sınıf ve meslek erbabı kendisiyle ilgili konuyu Kur-anda ana hatlarıyla bulabilir. Kur-an bir hukuk abidesi, mükemmel bir aile mecmuasıdır. Kur-an ilim adamlarına ana fikir sunan ilimlerin anahtarıdır. Ruhlara gıda veren büyük bir tasavvuf kamusudur. Hayata yön ve düzen veren öğütler, ibretler, misaller ve kurallar dergisidir. Dünya ile ahreti birbirine bağlayan, arada en sağlam köprüyü kuran, insanla Allah arasındaki engelleri kaldıran Allah'a uzanan yolu işlek duruma getiren bilimler hazinesidir.
Kur-an, hem Hz. Muhammed'in hak peygamber olduğunu ortaya koymakta, hem de Tevrat ve İncil'i tashih edip Musa ve İsa peygamberlerin vasıflarını vermektedir.
Kur-an, yüksek ahlakın toplum ile samimi kaynaşmasının, aile yapısına huzur ve mutluluk getirmenin on iki emrini taşımakta ve iman eden her milletin muhtaç bulunduğu sosyal, ekonomik ve ahlaki kural ve prensiplerin ölçü ve özetini vermektedir.
Allahtan başka tanrı tanımamak, O'ndan başkasına tapmamak, iman ve irfanın, fazilet ve vakarın kaynağıdır.
Hayatlarını çocuklarının saadetine vakfeden ana-babaya karşı görevlerini yerine getirip onlara iyilikte bulunmak ilahi rahmetin kanalıdır.
Hısımların, yoksul ve yolda kalmışların haklarını koruyup vermek, zekât ve bağış suretiyle bu gibi zayıf unsurları desteklemektir.
Savurganlıktan kaçınmak, mevcut malı, har vurup harman savurma felaketine itmemek, ekonomik yönden de güçlü ve itibarlı olmanın yolu ve temelidir.
Ne cimri, nede müsrif olmak; bu ikisi arasında bir yol tutup tutumlu olmaya dikkat etmektir.
Açlık ve ekonomik sıkıntı korkusuyla kürtaj yaptırmak, Allah'ın Rezzak sıfatını unutmak ve insan unsuruna karşı cinayet işlemektir. Bu ikisi de büyük günahlardandır.
Haksız yere adam öldürmek, aile ve toplumu huzursuz etmek, İslam'ın sunduğu kardeşlik havasını zehirlemek günahların en kötüsüdür.
Yetim malına, iyi ve uygun yolun dışında yaklaşmak, korunmaya muhtaç olanların kanını emmek, gasp ve hıyanetin en fenasını işlemektir.
Ölçü ve tartıyı tam kullanmamak, insan haklarına dolaylı yoldan el uzatmaktır.
Bilmediğimiz ve bizi ilgilendirmeyen şeylerin peşine düşmek, gerçeği bilmeden zanna kapılmak insanı çoğu zaman yanlış hükme götürür. Bu da toplum yapısında onarılması zor yaralar açabilir. Bu bakımdan zan ile hükmetmek büyük günahlardan sayılmış ve bilmediğimiz, bizi ilgilendirmeyen şeylerin peşine düşmemiz yasaklanmıştır.
Yeryüzünde böbürlenerek başkasına tepeden bakarak yürümek, ilah, kudret ve azametin yüceliğini unutmak, mevcut insanlarla eşit yaratıldığını düşünmemek, üstünlüğün faziletin ve Allah yanındaki gerçek değerin iman ve takvada olduğunu hesaplamamaktır. Bu da gafletin ta kendisidir.
Hiç kuşku yok ki bunların hepsi Allah katında sevilmeyen kötü şeylerdir.
Her insan günah ve sevabıyla ahrete göç eder. İşlediği iyilik ve sevap onu nasıl ferahlatırsa işlediği günah ve vebal da boynuna takılı bir halde onu sıkar ve üzer. Böylece her insan beraberinde ya cennetini, ya da cehennemini götürür.

İSMET BORAN


BU KONUYU PAYLAŞIN

Share |

Gönderme Tarihi : 09.05.2009
Anı Hit : 1635



Gönderilen anılar,fıkralar,yazılar vs. yazarının sorumluğu altındadır. Kesinlikle site yönetimini bağlamaz.
::Yorumlar::
Gönderen: vinin
Mesaj:gerçekten çokkkkkkkkkk güzel teşekkürler ALLAHrazı
olsun sizden abdullah vinin
Tarih:18:30 , 25-05-2009

Yorum Göndermek için Üye Olmanız Gerekmektedir..