Bugün : 22 Kasım 2017

Üye Ol
Şifremi unuttum

Üye Bilgileri

Online Ziyaretçi: 12
Online Üye: 0
Online Yönetici: 0

Toplam Üye: 1711
Son Üye: buracan315

Online Üyeler:
Şu An Online Üye Yok
Hoşgeldiniz Ziyaretçi!
IP Adresiniz: 54.224.121.67
Üye olmak için Buraya tıklayabilirsiniz.

Toplam Hit : 45905284
Toplam Tekil Hit : 17256015
Site Kuruluş Tar : 11.05.2007

TRT Çerkeslere televizyon kanalı açmalı mı ?

Evet
Hayır

Toplam Oy: 4744
[Sonuçlar]
Köy Muhtarı
Muhtar İsim: Mehmet YILDIZ
Ev Tel : 0352 531 10 10
Cep Tel: 0505 855 55 98
Anı Başlığı : Kamu Hakları
İsim : İSMET
Soyisim : BORAN
İçerik :

Sponsor Bağlantılar

KAMU HAKLARI

İnsanlar çeşitli sebeplerle toplu olarak yaşamak zorundadırlar. Toplumda düzeni sağlamak, fertlerin haklarını korumak ve güvenliklerini temin etmek için güçlü bir kuruluşa ihtiyaç vardır. Belirli bir ülkeye "Vatan", yerleşmiş belirli insan topluluğuna "Millet" ve onları temsil eden egemenliğine sahip bu kuruluşa da "Devlet" denir. Toplum düzeninin sağlanması ancak devlet denilen güçlü bir kuruluşla mümkün olur. Büyük milletimiz tarih boyunca nice devletler imparatorluklar kurmuş, ilim, kültür ve medeniyette insanlık âlemine öncü olmuştur.
Yeryüzünde şerefli ve itibarlı bir devlet olarak varlığımızı sürdürebilmemiz için, en azından kalkınmış ülkeler seviyesine ulaşmamız şarttır. Bunun için devletimizin ilimde, sanatta, teknolojide, ticarette, ziraatta, hâsılı maddi-manevi her yönden güçlü olması gerekir. Devletimizin güçlü olması ise bütün vatandaşlarımızın devletimize candan bağlı olmasıyla mümkündür. Devletimize karşı en önemli mükellefiyetlerimizden biri de vergilerimizi zamanın da ve tam olarak ödemektir.
Devletin yapmak zorunda olduğu saymakla bitmeyecek kadar çok iş vardır. Yurdun savunması için ordu beslemek, orduyu günün şartlarına uygun silah, araç ve gereçlerle donatmak, yurttaşlarımızın haklarını korumak. Can ve mal güvenliklerini sağlamak, eğitim, sağlık, ulaşım ve beslenme gibi ihtiyaçlarını karşılamak bu hizmetlerle ilgili daireler açmak; yollar, hastaneler, fabrikalar yapmak, bu hizmetleri yürütenlerin maaşlarını ödemek, işsizlere iş sahaları açmak, kimsesiz yaşlı bakıma muhtaç yurttaşlara geçim imkânı sağlamak.
Şimdi elimizi vicdanımıza koyup insaf ile düşünelim. Vergi almadan bir devletin yaşaması ve hepimizin yararına olan bu hizmetleri yapması mümkün olur mu? Devletin sağladığı bu hizmetler ve imkânlarla servet edinen kişilerin vergi kaçırması din ve insafla bağdaşır mı? Böyle bir kimse başkalarının hakkını üzerine geçirmiş, yani kul hakkı yemiş ve kazancına haram karıştırmış olmaz mı?
Bir insan düşününüz ki devletin bütün imkân ve hizmetlerinden yararlanıyor, fakat vergi vermiyor. Veya eksik veriyor. Bunu dünya ve ahirette izah etmek mümkün mü?
Oysa devlet bütün bu hizmetleri başkalarının ödedikleri vergilerle yapıyor. Bu kimse ödemesi gereken vergiyi ödemediği veya eksik ödediği halde başkalarının ödediği vergilerle yapılan hizmetlere ortak oluyor. Böylece başkalarının hakkı, yani kul hakkı onun üzerine geçiyor. Kul hakkını üzerine geçirmenin Allah katındaki vebal ve sorumluluğu çok ağırdır. Yüce rabbimiz kendine ait hakları dilerse affeder. Fakat kul hakkı böyle değildir. Onun sorumluğundan kurtulmak için hak sahibine hakkını ödemek veya hak sahibiyle helâlleşmekten başka çare yoktur. Hak sahibi bilinen kimseler ise onlarla halelleşmek mümkün olabilir. Fakat toplumla ilgili hakların ödenmesi çok daha zordur. Vergi kaçırmak veya eksik ödemek toplumun hakkına el uzatmaktır. Bu konuda dikkatli olmak gerekir.
Vergi, bir devletin devlet hizmetlerinin yapabilmesi için şarttır. O halde herkes mükellef olduğu vergiyi dinen eskizsiz ödemek zorundadır. Çünkü devlet ve kamu hizmetlerinin yürütülebilmesi için ihtiyaca, günün şartlarına ve yurttaşların ödeme güçlerine göre vergiler koymak devletin hakkıdır. Devletçe konulan vergilerin eksiksiz ödenmesi ise herkes için en kutsal bir vatandaşlık görevidir. Bu itibarla yalan beyanda bulunmak yahut ödenmesi gerekenden daha az ödemek, devlet hazinesinden mal çalmak, rüşvet almak, devletin verdiği yetkiyi kötüye kullanmak, toplumun hakkına el uzatmak demektir. Böyle bir davranış da şüphesiz en büyük günahlardandır.
Dinimizde suç işlemeye yardım etmek de suçtur. O halde vergi kaçırmaya yardımcı olmak, vergi kaçıranların defterlerini buna göre düzenleyivermek, onlara yol göstermek de günahtır. Allah katında sorumluluğu muciptir. Vergi ödemeyenler kadar çeşitli tutum ve davranışlarıyla vergi ödenmemesine sebep olanlar da suçlu olurlar.
Şu cennet vatanda hür ve müstakil bir devlet olarak yaşamak, canımızın, malımızın, ırz ve namusumuzun korunmasını, manevi değerlerimizin muhafazasını, yurdumuzun ilerlemesini ve kalkınmasını istiyorsak hep beraber çalışalım. Dini ve mili duygularla birbirimizi candan sevelim. Vergilerimizi zamanında ve eksiksiz ödemeyi dini ve milli bir görev sayalım. Allah ve resulünün gösterdiği mutlu yoldan ayrılmayalım.

İSMET BORAN


BU KONUYU PAYLAŞIN

Share |

Gönderme Tarihi : 27.01.2009
Anı Hit : 1289



Gönderilen anılar,fıkralar,yazılar vs. yazarının sorumluğu altındadır. Kesinlikle site yönetimini bağlamaz.
Yorum Gönderilmemiş..
Yorum Göndermek için Üye Olmanız Gerekmektedir..