Bugün : 20 Kasım 2017

Üye Ol
Şifremi unuttum

Üye Bilgileri

Online Ziyaretçi: 7
Online Üye: 0
Online Yönetici: 0

Toplam Üye: 1711
Son Üye: buracan315

Online Üyeler:
Şu An Online Üye Yok
Hoşgeldiniz Ziyaretçi!
IP Adresiniz: 54.225.36.143
Üye olmak için Buraya tıklayabilirsiniz.

Toplam Hit : 45851776
Toplam Tekil Hit : 17229480
Site Kuruluş Tar : 11.05.2007

TRT Çerkeslere televizyon kanalı açmalı mı ?

Evet
Hayır

Toplam Oy: 4743
[Sonuçlar]
Köy Muhtarı
Muhtar İsim: Mehmet YILDIZ
Ev Tel : 0352 531 10 10
Cep Tel: 0505 855 55 98
Anı Başlığı : Kıssadan Hisseler 2
İsim : İSMET
Soyisim : BORAN
İçerik :

Sponsor Bağlantılar

Kıssadan Hisseler


Anneye Hizmet
Bir bilge anlatıyor. Şöyle ki;
İki kardeş vardı. Her gece sırasıyla annelerinin hizmetiyle uğraşırdı. Kardeşlerden biri Allah-u Teâlâ’ya ibadet ederdi. Bir akşam, Allah-ü tealaya ibadet eden kardeş, yaptığı ibadet, duyduğu hazdan dolayı çok memnun oldu. Bu sebeple ertesi gün kardeşine “bu gece de anneme sen hizmet et, ben de ibadet edeyim” dedi. Kardeşi kabul etti. İbadet ederken secdede uyuya kaldı. Ve o anda bir rüya gördü.
Rüyasında bir ses ona (kardeşini af ettik seni de onun hatırı için bağışladık) deyince, genç: “ben Allahü tealaya ibadet ediyordum. Kardeşim ise anneme hizmet ediyordu. Fakat beni, onun yaptığı amel yüzünden bağışlıyorsunuz” dedi. Ses ona; “evet, senin yaptığın ibadetlere bizim hiç ihtiyacımız yok, fakat kardeşinin annene yaptığı hizmetlere annenin ihtiyacı vardır.” dedi.

Gazneli Mahmut
Sultan Gazneli Mahmut bir defasında en sadık ve güvenilir tebaası olan Ayaz ile bir salatalığı paylaşır. Ayaz salatalığın kendisine düşen yarısını memnuniyet içinde yemeye başlar. Ancak Sultan kendi parçasını ısırdığı zaman o kadar acı gelir ki hemen geri çıkarır.
“Bu kadar acı bir şeyi nasıl yiyebiliyorsun? Tadı tıpkı zehir gibi,” diye sorar.
“Sevgili sultanım” der Ayaz, “Senin elinden o kadar çok iyilik ve cömertlik gördüm ki, ne verirsen ver, bana tatlı geliyor.”

Derviş
Fakir bir derviş, talebe okutacak okulu olmayan bir Arapça hocasına rast gelir. Hoca şehrin duvarına tebeşirle yazarak ders vermektedir. Derviş hocaya kendisinin de okuma yazma öğrenip öğrenemeyeceğini sorar. Dervişin samimiyetinden etkilenen hoca ona ücretsiz ders vermeyi kabul eder. Duvara tekbir çizgi çizer ve açıklar “Bu elif harfi, alfabenin ilk harfidir” der. Derviş başını eğer, hocaya teşekkür eder ve oradan uzaklaşır. İlk derste alfabenin en az yarısını öğretme âdeti bulunan hoca şaşırır. Bu eğitim uzun bir süreç olacak gibi görünmektedir.
Derviş ne ertesi gün nede o hafta gelmez ve sonunda hoca onu tamamen unutur. Aylar sonra derviş gözleri gönül ışığıyla parlayarak gelir. Hocayı hararetle selamlar ve ikinci derse hazır olduğunu söyler. Hoca içinden “Bu hızla alfabeyi asla bitiremeyecek” diye düşünür. Ama dervişe “tamam şimdi ilk dersimizi tekrarlayalım. Elif harfini duvara yaz” der
Derviş elif harfini yazar ve duvar yıkılır gider.

Kardeşlik
Bir bilge kardeşliğin önemini şu şekilde izah etmektedir
Eğer Allah (c.c.)’a yakın olmak istiyorsan, Hakkı mutlaka başkalarının kalplerinde ara. Herkes için iyi konuş, ister orada hazır olsun ister olmasın. Eğer tıpkı güneş gibi başkalarına rehberlik eden bir ışık olmak istiyorsan herkese aynı yüzü göstermelisin. Tek bir kalbe mutluluk vermek, bir mabet inşa etmekten daha iyidir.

Şaşkın Adam
Adamın biri çok güzel bir kıza sevdalanır. Sonunda ölümsüz aşkını en güzel sözlerle ilan eder. Kız sözünü kesene kadar ona aşkını anlatır da anlatır. Kız;
“Sözleriniz çok tatlı, kız kardeşim arkadan geliyor. Benden daha çok güzel eminim onu bana tercih edersiniz.”
Bunun üzerine adam güzel kız kardeşi görmek için başını çevirince, kız ensesine ani bir şamar indirir;
“Az önce ölümsüz bir aşkla bana yanıp kül olduğunu söylediğini sanıyordum.” diye haykırır. “Daha güzel bir kızdan söz eder etmez, onu görmek için benden yüzünü çevirdin. Sen aşkın anlamını bile bilmiyorsun.” der.

Timurlenk
Evliya Süleyman Çelebi’nin seyahat namesinde büyük hakan Timurlenk’le Hocanın hikâyesi:
Timur’la hoca hamamdalarken Timur; “Beni kaça alırsın, Hoca?” diye sorar. Nasrettin Hoca’da; “kırk akçaya” der.
Timur, “belimdeki futa (peştamal) kırk akçe” deyince;
“Ya işte ben de ona kırk akçe değer biçtim. Senin gibi bir adama bir pul veremem.” der.


İnsanlar Vardır;
Bilir ve bunun farkındadır. Bunlar âlimlerdir, onlara tabi olunuz.
Bilir ama farkında değildir. Bunlar uykudadır uyandırın.
Bilmez ama bilmediğini bilir. Bu insan muhtaçtır, ona öğretin.
Bilmez ama bildiğini iddia eder. Bu kara cahildir, ondan kaçın
Gıda gibi her zaman gerekli olanlar,
İlaç gibi ara sıra arananlar,
Hastalık gibi hiç istenmeyenler.


İSMET BORAN



BU KONUYU PAYLAŞIN

Share |

Gönderme Tarihi : 14.08.2008
Anı Hit : 1157



Gönderilen anılar,fıkralar,yazılar vs. yazarının sorumluğu altındadır. Kesinlikle site yönetimini bağlamaz.
Yorum Gönderilmemiş..
Yorum Göndermek için Üye Olmanız Gerekmektedir..